Enver Aysever

Katar’a devredilen ülke!

30 Kasım 2020 Pazartesi

Adından belli “Türk Tipi” yani “Yerli ve Milli” düzendeyiz. Hal böyle olunca ülkemin milliyetçileri(!) kendi halkına kabadayılık yapıyor, ülke parsel parsel satılırken gıkı çıkmıyor.

***

Katar diye bir devlet yok, Türkiye vardı ama! Halk olmuştuk, yüzümüzü uygarlığa dönmüştük, devrim yapmıştık. Memleketimiz olacaktı; eşit, adil, özgür yaşayacaktık. Köy çocukları da şehirliler de yan yana okuyacaktı, herkes aynı olanaklardan faydalanacaktı. O memlekette kimse kendini yalnız, çaresiz hissetmeyecekti. Aşısını da yapacaktı o memleket, sanatçısını da yetiştirecekti. Kadın erkek eşit olacaktı. Rüya değildi bu, büyük oranda da başarıldı.

ABD patentli dinciler, milliyetçiler sürüldü sahaya sonra, onlara “muhafazakâr” dediler. Yanına liberaller de eklenince, tadından yenmez oldu. Bu koalisyonla birlikte ülkenin çivisi çıktı. Komünizm korkusuyla elde avuçta ne varsa satıldı, anahtar ABD’ye, NATO’ya, diyeceğim küresel piyasa ekonomisi ne gerektiriyorsa onlara teslim edildi. Şimdi sıklet sorunu var, artık alıcı, muhatap Katar!

***

Yurttaşlık etik ölçülerle sağlanır. “Kul” düşünmez, sahibi ne emrederse onu yapar. Yurttaş sorar, tartışır. Cumhuriyet, laiklikle taçlanır. Laiklik, hukukun üstünlüğü, bilimsel ölçülerle gelişir, aydınlanma sağlanınca ancak demokrasiden söz açılabilir. Uygar toplum sadece karın tokluğuyla sağlanamaz. Kaldı ki şimdi o da yok, muhtaçlar topluluğu halinde yaşıyoruz. Tarikatların, cemaatlerin elinde oyuncak olduk! Eski Türkiye’de yurttaş olanlar, yenisinde kullar. Düşünmeyen, sormayan, tartışmayan insanlar topluluğundan halk yaratamazsınız.

Memleketin kız çocuklarını korumak için aşiretlerle masaya oturup anlaşma yapıyor devletin bakanlığı. Bir de bunu başarı olarak basına servis ediyorlar. Aşiretlerde yurttaş olunamaz, kul kalınır, içinde bulunduğumuz düzene uyumludur atılan imza. Yazık ki fatura çok ama çok ağır! Katar’a devredilen yurttaşlık onurudur. Kız çocuklarını okutup doktor, öğretmen, sanatçı yapma hedefinden, aşiretlerin merhametine terk eden ülkeye geldik.

***

Toplumun en saygın, sözü dinlenen kesimidir hekimler, hâlâ da öyledir. Şu salgın döneminde canı pahasına ön safta dövüşen kahramanlardır onlar. Etik çürüme orada da almış başını gidiyor. “Yandaş hekim olur mu?” demeyin, bize özgü düzende her şey olur. “Bilimsel ölçüler yeryüzünde aynıdır!” diye diretmeyin, bizde farklıdır!

Sözü Bilim Kurulu’na getireceğim. Aydın kimse “kandırıldık” bahanesi ardına saklanamaz. Aklıma geldi, bir ara “akil adamlar” vardı hani, memlekete barış getireceklerdi. Saray’dan aldıkları komutla düşmüşlerdi yola. Sorduğumuzda “Sizin göreviniz nedir” diye, yanıt vermekten aciz tuhaf bir topluluktu. Dincisi, ırkçısı, şarkıcısı, oyuncusu turneye çıktılardı ya, şimdi onları unutalım, sormayalım diye kırk takla atıyorlar.

Bilim Kurulu”nun acıklı durumu bana “akilleri” anımsattı. Kanallarda konuşup şöhretin tadını çıkaran hekimler, acaba aynaya bakıp “Ben ne ettim” diye soruyorlar mıdır kendilerine? Cumhurbaşkanı açıkladı işte “Bilim Kurulu ne dediyse onu yaptık” diye, yalan mı söyleyecek devletin başı, soruyorum sayın üyelere?

***

Cumhuriyet neden “Bilimden kopma” öğüdünü veriyordu insanına? Kul olmasın, kimseye el avuç açıp muhtaç olmasın, Katar’a satılmasın diye.

Katar’a devredilmek üzere olan kulların; akillerden, yandaş hekimlere kısa hikâyesini yazdım size!


Yazarın Son Yazıları

Tuz koktuktan sonra! 31 Aralık 2020
Değişim hamaseti! 24 Aralık 2020
Kullar ve yurttaşlar! 21 Aralık 2020
Modern gericilik! 14 Aralık 2020
Paranın dini imanı 3 Aralık 2020
Cin, cemaat, cehalet! 26 Kasım 2020