Genelkurmay Başkanı, Atatürk’ü “firavun” diye niteleyen birinin evine ziyarete gitmiş. Dikkat ettik; ziyaret sırasında, Türk askerinin başına çuval geçirmiş ABD generalinin göğsüne iliştirdiği “liyakat madalyası”nı takmamıştı. Taksaydı keşke… Yakışırdı.
Soruşturmacısını belirleme yetkisi
Halife sultanlığa yol açacak metne bakarsanız… “Sümüklü böcek suya düşecek, adam olacak, bizi dövecek” türünden bir hükümle, cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılabilecek:
TBMM üye tamsayısının salt çoğunluğu ile önerge verilecek de…
Meclis üye tamsayısının beşte üçünün gizli oyuyla soruşturma açılacak da…
Partilerin güçleri oranında katıldığı bir komisyon kurulacak da…
O komisyon rapor hazırlayacak da…
O rapor, TBMM üye tam sayısının üçte ikisinin gizli oyuyla Yüce Divan’a sevk edilecek de…
Sonra? Sonrası da önemli:
Bütün bu süreç içinde cumhurbaşkanı görevinde kalacak!
Hatta kendisini yargılayacak olan Yüce Divan’a üye atayabilecek!
Buna, “anayasa” diyorlar ve de önümüze koyuyorlar:
Evet mi, hayır mı?
Atın korkuyu üstünüzden
Şiir, Suat Taşer’e ait: “Gölgemizden korkar oldukselâm vermekten düş görmektenkapımızı çalan postacıdan dilencidenkundaktaki çocuğumuzdansaksıdaki çiçeğimizdenaynadaki hayalimizden de korkar oldukGün biter korku bitmezyağmur diner korku dinmezdeniz uyur yıldızlar sönerbulutlar gelir gider korku gelir gitmez”
Gitsin şu korku. Son verin artık bu karabasana.
Zor değil. Her şey elinizde, avucunuzda, bilincinizde.
Atın gitsin, salın bitsin…
Evetçi-yesçi koalisyonu
Sami Özuslu’nun gazetemizde yayımlanan dizisine inanacak olursak “Kıbrıs satılmıyor”muş… Emekli Amiral Dr. Ergun Mengi soruyor:
“Tüm dünyayı bölmeye çalışan güçler, kültürü, dini, lisanı, alfabesi farklı, kendi arasında harp etmiş, halen 40 yıldır ayrı ve huzur içinde yaşayan iki halkı neden birleştirmeye çalışıyor? Kıbrıs halkı huzurundan vazgeçmeye hazır mı? Yıllar sonra, 1957, 1962, 1967 göçlerinden sonra, bir kez daha göçe hazır mı?”
Özuslu’ya inanacak olursak, Kıbrıs’taki ortam “sürdürülemez”miş… Dr. Ergun Mengi “Adada 42 yıllık barış ortamı vardır ve sürdürülebilir” deyip ekliyor:
“Vatan sahibi olmak, devlet kurmak zor iştir. Dünyada yazılıp okunan çizilen 2000’den fazla dil varken sadece 193 devlet vardır. Devlet kurmak zaman alır, sabretmek gerekir.
Yeni dönemde Türkiye’nin garantisi yerine KKTC’yi 40 yıldır yok sayan AB garantisi ne kadar güvenilirdir?
Yeni kurulacak Kıbrıs hükümetinde, Kıbrıs halkının seçeceği milletvekilleri, KKTC halkının haklarını parlamentoda koruyacak sayı ve kabiliyete sahip olacak mı? Yoksa vatandaş haklarının korunmasını Rum milletvekillerinden mi istemek zorunda kalacak?
İngiltere niçin 1878’den beri adadaki askeri varlığını halen devam ettirmekte ve asla vazgeçmemektedir. Çözümde Türk askeri adadan ayrılırsa İngiliz askeri de ayrılacak mı?” “Yetmez ama evet”çi ile “Yes be annem”ci koalisyonu, AKP ile kol kola KKTC’yi gözden çıkarabileceğini sanıyorsa, yanılıyor…
‘Firavun’ diyenin evinde
Yazarın Son Yazıları
MHP lideri Devlet Bahçeli, SDG/ YPG ile PKK ilişkisini dile getirdiği son grup konuşmasında, Atatürk’ün, Erzurum Kongresi günlerinde Mazhar Müfit Kansu’ya “Zamanında hiçbir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiçbir şeye uzaktan yakından tevessül etmemek başlıca dikkatimizi teşkil etmelidir” dediğini aktarıp partisinin tutumunu övdü...
Saray’a göre, Venezüella’da bir şeyler yaşanıyor ama kim kime ne yapmış belli değil.
Mutlaka duyumsuyorsunuzdur.
Faşist 12 Mart cuntasının Cumhurbaşkanı General Cevdet Sunay’ın o sözünü bir kez daha anımsayalım önce...
Saray’ın denetim ve gözetiminde yürütülen İmralı ve PKK pazarlığına ilişkin DEM’in hazırladığı rapor, ABD’nin sömürge valisi Tom Barrack’ın Türkiye’nin başına geçirmek istediği çuvalın çuvaldızı niteliğini taşıyor.
Milyonların acısına neden olan ABD işgali sonrası Irak’ta bir Amerikan mandası kuran feodal aşiret reisi Mesut Barzani’nin Şırnak’ta devlet töreni ile karşılandığını biliyoruz.
Ülkenin batısında belediye başkanlarından gazetecilere kadar birçok kişi cezaevlerine atılmışken doğusunda çok düşündürücü gelişmeler oluyor.
CHP’deki kimileri dahil, herkesin dilinde bir “eşit yurttaşlık” sözüdür, gidiyor.
Öcalan’ı “önder” diye niteleyen MHP lideri Devlet Bahçeli, gerekirse tek başına İmralı’ya gitme peşinde olduğunu belirterek kendince bir ısrar içinde.
Futboldaki bahis bataklığına yönelik operasyonlarda eski Kasımpaşaspor Başkanı Mehmet Fatih Saraç ifadesi alınıp hemen birkaç saat sonra serbest bırakıldı.
Saray’ın şahin takımından Mehmet Uçum, “Türkiye’nin bekası olan Cumhur İttifakı ile oynamayın, tutmaz” diyor. Cumhur İttifakı milliymiş, dahası kurucu ittifakmış.
Bu ülke çok sıkıyönetim gördü, ancak sivil sıkıyönetimi ilk kez yaşıyor.
Kıbrıs’ı Çürütme Göstergesi
Dünya sömürgenlerinin, Ortadoğu’da kirli-kanlı oyunları hiç bitmez.
Nereye varacaklar böyle?
Hanedan jetinde gezen uçan gazeteciler vardır; soru soramazlar; belleri, boyunları bükük tutanak tutarlar.
Özgür Özel, CHP’nin içini karıştırmaya yönelik kararı veren İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi yargıcı için ne demişti?
Şekspir’in Hamlet’indeki ünlü “Çürümüş bir şeyler var Danimarka Krallığı’nda” repliğini alıp bugüne getirin Türkiye’nin başına koyun, cuk oturur.
Sattılar savdılar, perişan ettikleri ülke ekonomisine para bulabilmek için halen satmaya da devam ediyorlar.
12 Eylül 1980, yurt, can ve demokrasi kırımının günüdür.
O fotoğrafları içime sindiremiyorum.
Cumhuriyetin ölüm kalım mücadelesi
Süreç dedikleri şeyi başlatan MHP lideri, pazarlık yapılmadığını söylüyor, ancak öbür yana bakıldığında durum hiç de öyle gözükmüyor.
Epeydir bir Karagöz-Hacivat oyunu içindeydik.
Odak, sevgisizlik sözcüğünde.
Türkiye bir çukur içinde debeleniyor.
Üniter yapı ile dertleri var. Ulus ve yurttaşlık tanımıyla didişiyorlar.
Anayasa değişikliği istekleri, uygar Cumhuriyeti kurmuş CHP’ye yönelen baskılar, İmralı’daki ile pazarlıklar...
Bize barıştan ve kardeşlikten söz edenlere bakınca İmralı’dakinin PKK’yi hangi koşullarda kurduğunu anımsamak gerekiyor.
Bir yanda terör örgütünün üç beş silahı teslim etme törenleri düzenlenirken diğer yanda İmralı’daki büyük büyük konuşmalar yapıyor, “komünalist yoldaşlık hareketi”nin son aşamasını açıklıyor!
Ankara’daki yüksek gerilim, Türkiye’yi sonu belirsiz bir siyasi ve sosyal ortama sürüklüyor.
Yinelemeye gerek yok: Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasından bu yana, Saray iktidarının pekiştirilmesine, dolayısıyla ülkenin dünya egemenlerinin sözünden çıkmayan bir tek belirleyici tarafından yönetilmesini sağlamaya yönelik gelişmeler yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz.
Mehmet Uçum, Türkiye’de siyaseten yaşanan kurguların ardında yer alan Saray’daki şahin takımının başı olarak nitelendiriliyor.
Abdülhamit dönemine benzer istibdat jurnalciliğine soyunan başdanışman Oktay Saral’ın son açıklamaları, Saray’da solunan havayı özetliyor.
Devlet Bahçeli, “Bir kurucu anayasa anlayışı içerisinde yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu kabullenilmelidir” diyor.
Cumhuriyet okuru bilinçlidir, ufukludur, kül yutmaz...
Beklenen oldu: Saray’ın yeniden seçilme uğruna CHP’ye boyun eğdirmek, diz çöktürmek için kurguladığı “iç kavga” çıkarmaya yönelik senaryosu çerçevesinde, Özgür Özel’in CHP genel başkanı seçildiği kurultay hakkında dava açıldı.
Yaşananların tek bir nedeni, anlamı, gerekçesi var: Saray’daki AKP’li, Saray’ından kesinlikle ayrılmak istemiyor.
“Türkiye Yüzyılı”, Cumhuriyetin 100. yılında, Saray’ın propaganda bakanlığının 1923 Devrimi’ni sözüm ona yok saymak için türettiği bir söz.
Siyasi dinciler, etnikçi Turancılar ve etnikçi ayrılıkçılar, Türkiye’yi bir “sayım, suyum yok” mızıkçılığına doğru sürüklüyorlar.