Bazılarımız inancını kaybetti bu yıl; bazılarımız umudunu.
Geçmişini kaybedenler de oldu, geleceğini kaybedenler de.
Israrla kendi bacağına sıkan bir ülke olduk.
Üzerimize doğru dörtnala gelen faşizmi seyre daldık.
Neticede kayıplar çok, telafiler mucize;
Çünkü laikliği kaybettik göz göre göre.
Çocuklarımızı, çocukluğumuzu kaybettik.
Kadınlarımızı, kadınlığımızı kaybettik.
Gençlerimizi, gençliğimizi kaybettik.
Tarihimizi kaybettik, dilimizi kaybettik.
Bilimsel düşünceyi kaybettik.
Akılcılığı kaybettik.
Üniversitelerimizi kaybettik.
Kürsülerimizi kaybettik.
Soru soran, düşünen, eleştiren, araştıran, itiraz eden akıllarımızı kaybettik.
Yazarlarımızı, gazetecilerimizi, araştırmacılarımızı kaybettik.
Haber alma özgürlüğümüzü kaybettik.
Soru sorma hakkımızı kaybettik.
Hesap sorma fırsatımızı kaybettik.
Küçük bağımsız adacıklarımızı, özgürlük alanlarımızı kaybettik.
Denizlerimizi kaybettik; nehirlerimizi, dağlarımızı, ağaçlarımızı, parklarımızı kaybettik.
Şehirlerimizi kaybettik ve kasabalarımızı ve köylerimizi kaybettik.
Tohumlarımızı kaybettik, fidanlarımızı.
Tiyatrolarımızı kaybettik; müziğimizi, resmimizi, heykelimizi, çizgilerimizi kaybettik.
Sesimizi, soluğumuzu, reng-i ruhsarımızı kaybettik.
Çoksesliliğimizi kaybettik; çok renkliliğimizi kaybettik.
Adaleti kaybettik; hukuku kaybettik; güveni kaybettik.
Dilimizi kaybettik, sözümüzü kaybettik.
Barış umudumuzu kaybettik.
Savaşsız bir dünya hayalimizi kaybettik.
Bir arada yaşama sevincimizi kaybettik.
Birbirimize saygı duyma, birbirimizi kapsama pratiğimizi kaybettik.
Demokratik haklarımızı kaybettik.
Özgürlüğümüzü kaybettik.
Cesaretimizi kaybettik.
Bizim iyi kötü kanatlarımız vardı, onları bile kaybettik.
Bizim az çok aklımız ve vicdanımız vardı.
Onları da kaybettik.
2016’da... Geride bıraktığımız şu korkunç yılda...
Hiç kaybetmeyiz sandığımız bir sürü şeyi hızla kaybettik.
Elimizden kayıp gitmelerini seyrettik.
Çünkü bundan önceki yıllarda sağduyumuzu kaybetmiştik.
Akılcı düşünme yetimize boş vermiştik.
Laiklik olmasa da olur; Cumhuriyet yıkılsa kaç yazar; bir kere de dindarlar iktidara gelse kıyamet mi kopar diye diye...
Tarihi tarafsızca değil, sistemi ele geçirmek isteyenlerin işaret ettiği gibi okumaktan gocunmamayı marifet bile bile...
Asıl şüphe etmemiz gereken şeylerden değil, kendimizden şüphe etmemiz gerektiğinde ısrar edenlerin kurnazlığına yenilmiştik.
Gün olur devran dönmezse;
Bu Meclis ve bu halk, iktidarın karanlık hevesleri uğruna hızla oldubittiye getirmeye çalıştığı yeni anayasaya destek verirse;
Önümüzdeki yıl da Cumhuriyeti kaybedeceğiz.
Ve 83 yıllık çağdaş bir ülkenin üzerine kendi ellerimizle “Hükümsüzdür” diye tüy dikeceğiz.
2016’da kaybettiklerimiz
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum