Başınıza gelen tüm bu kötü şeyler...
Gerçekleri görmediğinizden ve onları çocuklarınıza öğretmediğinizden.
Eğer siz toprağın neden kutsal olduğunu onlara anlatsaydınız;
Bir zamanlar adına festivaller düzenlenen o Tanrısal değeri ekip biçmenin hayati önemini unutmasaydınız;
Onu bir mal gibi görüp birbirinize sata sata bugün muhtaç olmasaydınız bir avuç toprağa;
Üst üste yığılmış betonlarda sığışıp daracık odalara...
Yetinmeseydiniz pencere önündeki saksılarla;
Ve ağaçsız doğada 200 km hız yapmayı medeniyet sanmasaydınız taksitini zar zor ödediğiniz o son model arabalarla;
Şimdi o koca şehrin ortasında boğulmazdınız ilk yağmurla.
Bu şehrin sular altında kalması boşuna değil.
Doğa çığlık çığlığa.
Kasten ve hile ile ve para için ve sevmediklerinden...
Yaşamak nedir, doğa nedir, hayat nedir hiç bilmediklerinden...
Minareleri süngü, kubbeleri miğfer bellediklerinden...
Ağaçtan nefret ettiklerinden...
Topraktan korktuklarından...
Sokaktan ürktüklerinden...
Kapalı kapılar ardında birbirlerine karanlık öyküler anlata anlata...
Fethiyle övündükleri toprakları göz göre göre felakete sürüklüyorlar.
Bugünden yarını hesaplayacak akılları yok, dünde yaşayıp geleceği berbat ediyorlar.
Ama bilin... Bugün başınıza gelen tüm kötü şeyler...
Gerçekleri çocuklarınıza öğretmediğinizden.
Siz çocuklarınıza toprağı nasıl anlatmadıysanız; savaşı da anlatmadınız.
Siz çocuklarınıza savaşın ne olduğunu...
Ama gerçekten ne olduğunu...
İyice, harfi harfine, her türlü haliyle öğretseydiniz...
O sınırların aslında neden çizildiğini;
O sınırların ardına insanın kendi kendisini neden hapsettiğini;
Bombalar yapıp bombalar satan, ekonomisini silahlarla doğrultan ülkelerin pazarladığı özgürlük düşlerinin ardında nelerin saklandığını;
Askerliğin gerçek anlamını ve orduların gerçek işlevini;
Bir gün bir arada yaşarken...
Ertesi gün birbirini öldüren insanların nasıl bir tuzağa düştüğünü;
İnsanın insana neyi, neden ettiğini...
Ve tüm savaşların, ama tüm savaşların istisnasız birbirine benzediğini...
Düşmanlıkla dostluğu neyin belirlediğini;
Devletlerin ve ailelerin ne kadar hastalıklı yapılar olduğunu;
Ve mülkiyetin tehlikelerini ve inancın tuzaklarını ve insanoğlunun çağlar boyu aynı tuzaklara düştüğünü...
Tüm bunları anlatsaydınız çocuklarınıza;
Bugün kimse çıkıp onları ikna edemezdi okullarda cihada.
Ah şu çocuklarınıza öğretmediğiniz şeyler...
Başınıza gelen tüm bu kötü şeyler...
Gerçekleri görmediğinizden ve çocuklarınıza gerçekleri öğretmediğinizden.
İlk yağmurda, ilk yağmurda, ilk yağmurda, her yağmurda...
Sırf bu yüzden siz de boğuluyorsunuz, onlar da.
Çocuklarınıza öğretmediğiniz şeyler yüzünden...
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum