Onlar...
Senin doğar doğmaz hayatını karartmaya başlayanlar;
Doğduğun anda aile, devlet, gelenek ve inanç kılığında etrafını kuşatıyorlar.
Seni özenle kendi kirli iklimlerinde büyütüyorlar.
Onlar...
Senin doğar doğmaz hayatını karartmaya başlayanlar;
Mütemadiyen silahlanıyorlar.
Bu bitmek bilmez savaşları o silahları kullanabilmek için taammüden çıkarıyorlar. Sana senin dilinden başka bir dil konuşanları;
Senin inandığından başka bir tanrıya inananları;
Senin teninden başka bir tene sahip olanları...
Gerçekten senden başkasıymış gibi anlatmaları;
Sınırları ve bayrakları ve toprakları kutsallaştırmaları;
İnsana zarar veren her şeyi insandan daha değerli kılmaları hep o yüzden.
Aklını ve vicdanını uğruna yaşayacağın şeylerle donatmak yerine;
Uğrunda öleceğin değerlerden bir kefen geçiriyorlar üzerine.
Hayatını tüketim standartlarında kendine güvenli bir yer bulmak için harcamaya programlanıyorsun.
Farklı olursan hayatta kalamayacağına inanıyorsun.
Aileye ve emekliliğe dair yaptığın saçma sapan planları gerçekten hayal sanıyorsun.
Başka bir dünya hayal etmekten ölesiye korkutuluyorsun.
Başarıyı mutlulukta değil tüketimde araman;
Senden istenen, gerçekten ne istediğini düşünmeye bile kalkışmaman.
İktidarlar gizli imzalarla senin geleceğini kana bularken;
Sen erkenden, tam da gençliğinden ölüyorsun.
Ahlak adına köhne zincirlerle tutsak alınan zihninle;
Ve daha sana bile ait olmadan el konulan bedeninle...
Gençliğini senden önce yapılan tüm yanlışları yeniden ve yeniden ve yeniden tekrarlamak üzere tükenerek geçiriyorsun.
Yetişkinlerin seni köhne geleneklerden ve ahlaki tehditlerden örülen bir hapishanede tutmalarının tek nedeni var;
Sen ne yaparsan bu dünyada o olacak.
Bu korkunç sistem gençliğin itirazından yıkılabilecek kadar korunaksız;
Ve gençliğin isteğinden başkalaşabilecek kadar değişime açık.
O yüzden ağacı yaşken eğiyorlar;
Ve itirazlarla isteklerin başını, yükselmeye başladığı anda şiddetle eziyorlar.
Aklına yatmayan yasaklara aldırma.
Odalara kapanma, evlerde sıkışma, içine kapanma.
Dışarı çık.
Sokaklara... sokaklara... sokaklara.
Asık suratlı ihtiyarların söylenmelerine kulak asma.
Sırtında geleneklerle ağırlaştırılmış yükler taşıma.
Aklını ve vicdanını besleyen kitaplar oku, filmler seyret.
Aklı ve vicdanı besleyen kitaplar yaz, filmler çek.
Onlar...
Senin doğar doğmaz hayatını karartmaya başlayanlar...
Ve seni senden, gençliğinden korkutanlar...
Bil ki aslında senden çok korkmaktalar.
Çünkü gençlik bizzat bahardır.
Patlarsa...
Hepsi külliyen yanarlar.
Gençlik bizzat bahardır (19.05.2017)
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum