Murat Sabuncu

Vehbi Bey’den Mustafa’ya 60 ihtilalinden Gezi’ye...

22 Ocak 2016 Cuma

1928 yılının sonbaharı. İleride Türkiye’nin en büyük holdingi olacak Koç Grubu’nun kurucusu Vehbi Koç’un babası Hacı Mustafa Efendi’nin Ankara Ulucanlar’daki evi. Henüz 54 yaşındaki Mustafa Efendi beklenmedik bir anda evinde kalp krizi geçirerek vefat etti.

Dün adını taşıyan torunu Mustafa Koç’un kalp krizinden 55 yaşında ölümü aklıma aynı yaşlarda yaşanan benzer acıyı geçirdi. Kariyerimin çoğunu ekonomi gazetecisi olarak yaptığım için kendisini iyi tanıyorum. Ama kişisel tanıklıklardan çok Mustafa Koç’un ekonomiye kattıkları ile hem kendisinin hem ailesinin siyasi duruşu üzerine birkaç önemli noktayı paylaşacağım. Bu yazıda bana şu anda cezaevinde bulunan genel yayın yönetmenim, arkadaşım Can Dündar’ın belgelere dayanarak yazdığı “Vehbi Koç” kitabı da rehberlik edecek.

Önce kitaptan “Vehbi Bey”in anlatımıyla siyasi bir anı...

“1960 ihtilali oldu. İsmet Paşa, Bahçelievler’de Metin Toker Bey’in evinde oturuyordu. Demokrat Parti devrinde Fatin Rüştü Bey Hariciye vekili, Hasan Işık Bey de Hariciye’de ekonomik işlere bakan müdürdü. İşler dolayısıyla temasım olurdu. İhtilalden sonra bunların hepsini uzaklaştırdılar.

Bir gün Hasan Işık Bey’i aradım. Keçiören’deki evime akşam yemeğine davet ettim. Son derecede müteessir, büyük bir bunalım içinde olduğunu gördüm. İntihar edeceğini söylüyordu. Bu, benim üzerimde büyük iz yaptı.

Atatürk bulvarındaki apartmanımda Emin Kalafat kiracımdı. Kendisi Yassıada’dayken hanımı, ‘Vehbi Bey, biraz bize kadar gelebilir misiniz, Menderes’in hanımı sizinle konuşmak istiyor’ dedi.

Hanımı son derecede müteessir ağlayarak ‘15 bin lira maaş veriyorlardı, onu da kestiler’ dedi.

Bu da bende büyük bir iz yaptı.

Bu iki mesele için İsmet Paşa’yı ziyaret ettim. İki durumu Paşa’ya anlattım, ‘Politikadır, bir gün de sizin başınıza gelebilir’ dedim.

Hasan Işık Bey’in bir memuriyete tayin edilmesini, Menderes’in hanımının da maaşının verilmesini rica ettim.

Mevhibe Hanım da dinledi.

Paşa’nın bir huyu vardı. Bu konuşmam üzerinde ne tesir yaptı, olacak mı, olmayacak mı, hiçbir şey anlamadım. Çıktım gittim.

15 gün sonra Hasan Işık Bey, Brüksel’e büyükelçi oldu, Menderes merhumun hanımının da maaşları verilmeye başlandı.”

Aslında hem Koç Holding hem Vehbi Bey siyasetle araya hep mesafe koydu. Ancak yukarıdaki anıda da olduğu gibi zaman zaman “sorumluluk” aldı. O anki iktidarın ne düşüneceğine bakmadan “insani değerleri ön plana” çıkaran tavırlarda bulundu. Yıllar sonra Mustafa Koç’un Gezi sırasındaki duruşu bunun en önemli örneklerinden. Gezi’de, Elmadağ’daki Divan Oteli yaralananlara açılmış, hükümetin ve yandaş basının tüm hedef gösterilerine rağmen buradaki insani yardımdan vazgeçilmemişti. Mustafa Koç ilerleyen günlerde bu konuda şöyle bir açıklama yapacaktı:

“Divan Otelimiz, gayet insani bir yaklaşım sergilerken hadise başka mecralar tarafından çok çarpıtıldı. İleri demokrasilerdeki gösteri hakkı nasıl mevcutsa Türkiye de dünyanın parçası olacaksa ki ona oynadığımızı biliyorum, şiddet kullanılmadığı müddetçe, gösteri hakkının doğal olması lazım.” Mustafa Koç’a, “Sizce Taksim’de yaşanan olaylarda araçların yakılması şiddet içermeyen olaylar mıydı?” sorusu yöneltilmiş, o da şu yanıtı vermişti: “Oraya gelen insanları gördünüz mü? Sizin benim gibi insanlar. Ellerinde molotofkokteyli olanlardan bahsetmiyorum. Ama hepsinin aynı kefeye konmasını kabul etmiyorum. Kusura bakmayın. 70 yaşındaki teyze de gördüm, 18 yaşında çocuk da. Bunlar mı ülkeye zarar verecek. Bundan vazife çıkartan insanlar tabii ki olmuştur.”

Mustafa Koç’un bu duruşu elinde şirketlere karşı “Demokles’in kılıcını sallayan” bir iktidarın döneminde önemliydi. Pek çok kişinin “tepki çekmemek” için saklandığı süreçte başta Mustafa Koç, aile dik duruş sergiledi.

Ölümün olduğu yerde sayılar, rakamlar çok anlam ifade etmese de... Mustafa Koç, 4 Nisan 2003’te grubun başına geçtikten sonra holdingin değerini artırdı.

Koç’un liderliğindeki holdingin aktif toplamı 2002’de 670 milyon liradan 2015 yıl sonu itibarıyla 73.4 milyar liraya çıkarken, net kâr da 34 milyon liradan 2.2 milyara ulaştı. 20 bin kişi civarındaki çalışan sayısı da 52 bine yükseldi. Koç Holding, Türkiye ekonomisinin yüzde 8.5’i, ihracatının yüzde 9’u, toplam vergi gelirinin yüzde 9.4’ü anlamına geliyor. Borsa İstanbul’daki şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 18’i de yine Koç Holding şirketlerine ait.

Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu Tüpraş ve ülkenin önemli bankalarından Yapı Kredi, Mustafa Koç döneminde satın alındı. Koç Holding, Türkiye’den Fortune 500 listesinde yer alan tek kuruluş.

Bugünlerde ülkeyi yönetenlerden çekindiği için tamamen içine kapanmış TÜSİAD onun yöneticilik yaptığı dönemde ekonomiden demokrasiye her konuda eleştirel çıkışlar yapıyordu. Türkiye ekonomisi önemli bir ismi kaybetti.


Yazarın Son Yazıları

Dost modern darbe 6 Mayıs 2016