İlk iki maçı kolay geçtik. Gerçi ilk karşılaşmada 1-0’ken biraz telaşlandık ama usta ayaklar bizi neticeye götürdü. Şimdi haziran ayında iki zor maç bizi bekliyor. Hayırlısı olur inşallah.
Ben ve şampiyonaya gider miyiz, gitmez miyiz tartışmasında hiç değilim. Geçtiğimiz yıllarda gitmedik mi? Yenilmez güçlü takımları yenmedik mi? Hatta Dünya 3.’sü olmadık mı? Olduk (Gerçi Dünya’da adı geçmeyen Kore de 4. olmuştu). Sonra ne oldu? Koca bir tornistan, geriye hatta diplere.
Esasında o takımın iskeleti Galatasaray’ın UEFA şampiyonu olan kadrosuydu. Taffarel, Popescu, Hagi yerine 3 yerli koymuştuk o kadar.
Kimdi o dönem hocamız? Şenol Güneş. O kısa başarılı dönemden sonra yine aynı iskelete sahip takımımız, 2006 Dünya Kupası’na gidebildi mi? Gidemedi. Grupta en son maçımızı Letonya gibi çok vasat bir takıma, hem de 2-0 galipken 2-2 berabere kalarak şampiyonaya elveda demedik mi? Kimdi hocamız? Yine Şenol Güneş.
Şimdi Şenol Güneş’e alkış tutan, methiyeler yağdıran medyamız, o günlerde hocaya ağır tenkitler yaparak istifaya mecbur kıldığını ne çabuk unutuyoruz. Enteresan bir ülkeyiz!
Az gittik, uz gittik, ama bu kez arkamıza değil de önümüze bir baktık ki, Şenol Hoca kurtarıcı olarak, hem de onu yollayan medyanın, çok büyük güzellemeleriyle tekrar görevde ve de gündemin tam tepesinde. Hiç şaşırmamak lazım.
Zira yaşı müsait olanlar hatırlarlar, 60-70 yıldır bu sistemsizlikle, rahmetli A.Süvari, M.Türel, C.Özarı, C.Tarhan, S.Kiraz ve yaşayan Ö.Sümer, M.Denizli, E.Yanal, A.Avcı, F.Terim gibi çok değerli teknik adamlarımızı geçici başarılarda tepelere çıkarmış, hemen arkasından gelen hezimetlerde ise, yerden yere vurarak istifa ettirmemiş miydik?
Asla temenni etmem, ama Şenol Hocamız için neler yazılacak hep beraber göreceğiz.
Burada kişiler hiç önemli değil. O sistemsizlik, uzun vadeli planlar ve programsızlıklar ve bunları yıllardır değiştiremeyen spor bakanları ve federasyon başkanları varken, Türk futbolunda istikrar beklemek hayaldir.
1985 yılında TFF Başkanı’yken, rahmetli Yılmaz Yücetürk Hocam ve ekibimizle hazırladığımız Türk futbolunun 5 yıllık kalkınma planı, bizden sonra çöpe atılmasaydı, bugün çok başka şeyleri konuşuyor olacaktık.
Ne futbolcularımız, ne değerli hocalarımız yıpranacak ve ne de Türk milleti, milli maçları angarya olarak kabul edecekti. Dünya futbolunda da bir çıkıp, sonra da diplere çakılmayacaktık. Çok kabiliyetli futbolcularımız ve hocalarımızla en azından Belçika, hatta İzlanda gibi Avrupa ve dünya futboluna adımızı, istikrarlı bir düzeyde duyurabilecektik.
Bu yazı yalnız milli takımımız için değildir, kulüp takımlarımızda aynı kısır döngü içinde dönmüyorlar mı? Onları yönetemeyenler TFF yönetim kurullarına geliyorlarsa, Türk futbolundan daha ne beklenir ki?
En son Lucescu’yu getirdik. TFF ve tüm medya ne dedi? “Milli takım gençleşiyor, hedefler gelecek” dedi.
Birkaç yenilgiden sonra baktılar ki olmuyor, hadi 15 sene evvelki hoca göreve. Hoca ne yaptı? Tecrübeli ve oyuna ağırlığını koyabilecek çok yaşlı futbolcuları ve yurtdışında yetişen Türk asıllı futbolcuları bizdeki gençlerle beraber harmanlayarak kadroyu seçti. Kim gelirse gelsin geçici olduğunu bildiği için yaşını almış futbolcuları seçerek kendini garantiye almak isteyecektir. Ya tutarsa taktiği.
Bu arada çok önemli iki önemli hususa değinmeden geçemeyeceğim. Sayın Demirören gitti, medyanın yazdığı ‘milli ruh’ da sözde geri geldi! Eh artık o zaman İnönü’ye, pardon Vodafone Park’a, TFF bir milli maç versin de, İstanbullular da uzun yıllar sonra takımlarına kavuşabilsin. Ne dersiniz olur mu?
Bu arada ismini dünya futboluna kabul ettirmiş, Beşiktaş ve Galatasaray’la şampiyonluklar yaşamış duayen hoca Sayın Lucescu böyle mi gönderilmeliydi? Çok ayıp ettik, ne vefasız olduk...
Milli takımımız sahada
Yazarın Son Yazıları
Değerli okurlarım, bugün futbol yazısı yok. Neden mi?
Tarihi sınavdayız
Sınıfta kaldık
Derhal istifa
Vur abalıya!
TFF Başkanımıza soruyorum
Başakşehir Futbol Kulübü’nü dikkatle takip ediyorum. Her sezon başa oynuyor ve de bunun yanında her yıl Avrupa kupalarında başarılı sonuçlar alarak ülkemizin yüz akı oluyor. Ligimizde bu yıl da en büyük favorim Başakşehir. Okan Buruk futbolculuğundan beri çok takdir ettiğim bir hoca. G.Saray’ın altyapısında yetişen, çok başarılı bir futbol yaşantısından sonra soyunduğu hocalık dönemine yine başarıyla devam etmekte. Bu yıl ekibiyle şampiyonluğu göğüslerse kimse şaşırmamalı.
Türk futbolunun çok değerli eski futbolcusu, FIFA kokartlı dünyaca ünlü hakemi, eski MHK başkanı ve TFF yönetim kurulu üyesi Hilmi Ok ağabeyimizi maalesef kaybettik.
Sevgili futbolseverler gerçekten Türk futbolundaki bu perişanlığa, hatta biraz ağır olacak ama yozlaşmaya, kalitesizliğe, kavgalara, ayrışmalara dur diyecek yok mu? Futbolumuz neresinden tutarsan tut elinde kalıyor.
Uzun yıllar Fenerbahçe’de, sonra da PTT ve Ankaragücü’nde futbol oynayan, milli takım formasını giyen, rahmetli Yılmaz Yücetürk Hocam canım kardeşim, futbolu bıraktıktan sonra Almanya’ya gitmişti. Köln Spor Akademisi’ni bitirmiş, Almanya Futbol Federasyonu Başkanlığı tarafından kendisine Bundesliga takımlarının antrenman sistemleri üzerinde tez hazırlama görevi verilmişti. İşte o günlerde ben de TFF Başkanı olmuştum. İlk iş olarak Almanya’dan onu alıp getirip, TFF Araştırma, Planlama, Eğitim, Denetim (APED) Başkanı yapmak olmuştu. Yanında da başta Tamer Güney Hocam ve futbol akademisyenleriyle müthiş bir ekip kurmuştum. Neden bu eski anıdan başladım? Bu hafta Kırklareli, F.Bahçe kupa maçı dolayısıyla adeta bir bayram havası yaşamıştı. F.Bahçe’yi seyretmek için civar il ve ilçeler dışında, komşu ülkelerden dahi yüzlerce insan Kırklareli’ne akın etmişti. Esnafın yüzü gülmüştü. İşte sevgili okurlarım futbolun gülen güzel yüzü budur. Ama biz ne yaptık, bu gülen yüzü nefret ve hiddete dönmüş bir yüz haline getirdik. Artan bir şekilde de devam ettiriyoruz. Allah sonunu hayır etsin!
Değerli okurlarım, köşemde her hafta yazılarımın çoğunda kesinlikle şu önemli konu hep yer alır. TFF Kanunu’nu tam özerk hale getiremez, özerk federasyonun yönetmelikleri bilinçli bir şekilde düzenleyemez.
Değerli okurlarım, inanın yıllardır Türk futbolunun içindeyim. Ancak ülkemizde 25 senedir, bilhassa son yıllarda daha da artan bir şekilde, futbolumuzun bu kadar ayağa düştüğü, kalitesizleştiği, insanları birbirine düşürdüğü, ekonomik açıdan da iflasa götürdüğü bir dönemi hiç görmemiş, yaşamamıştım...
Sayın Spor Bakanımız Süper Lig kulüplerini toplayarak bir çalıştay başlattı.
Bu benim başlığım değil. İlk lisansını 1970’te alıp futbola başlayan, sonra kaleci olarak başta Fenerbahçe ve Rizespor olmak üzere 12 yıl profesyonel liglerde, 4 yıl da amatör ligde oynayan, şu anda da amatör kümede Küçükyalı-Örnekspor’da fahri olarak teknik direktörlük yapan, UEFA-A lisanslı teknik direktör ve kaleci antrenörü, bir futbol misyoneri Alpaslan Tekin’in sözü bu.
Değerli okurlarım her hafta bu köşemde sizlere elden geldiğince, Türk futbolunu yönetenler ve de kulüplerimizle ilgili, kişisel görüşlerimi aktarıyor, onlara bazı tavsiyelerde bulunuyorum, bugün ise bu gündemin dışına çıkmak istiyorum. Bence şu sıralarda ülkemizde futboldan çok daha önemli husus, Türk gençliğinin eğitim sorunudur. Kitabımla ilgili yüzlerce okula, üniversiteye gittim, gitmeye devam ediyorum, edeceğim de.
Mustafa Kemal Ulusu
Galatasaray’sız Milli Takım
Futbol başladı da!
Süper Ligimiz ve kalitesi
Kulüpler Birliği ne iş yapar?
Süper Lig başlarken
Türkiye’de artık futbol konuşulacak!
Neden biz böyleyiz?
Türk Futbolu’ndan manzaralar!
Yeni MHK hayırlı olsun
Sayın Spor Bakanımın dikkatine
İstanbul’un yeni Başkanı
TFF ve kulüplerin durumu
Neden biz böyleyiz?
Nereden, nerelere geldik!
TFF seçimi mi?
Fatih Hoca’ya açık mektup
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı
Her şey güzel olacak