Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıldönümü- Can Erenoğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109’uncu yıldönümü- Can Erenoğlu

18.03.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’mizi anma günüdür. Çünkü 18 Mart 1915 zamanın en güçlü ülkeleri İngiltere ve Fransa’nın sözde yenilmez donanmalarının Türkün karşısında Çanakkale Boğazı’nın dibini boyladığı ve zafer kazandığımız gündür. 18 Mart, 2002’ye kadar “18 Mart Deniz Zaferi Günü” olarak kutlanırken 27 Haziran 2002’de 4768 sayılı kanunla “18 Mart Şehitler Günü” yapılmış ve o şekilde anılması istenmiştir. Böylece bu cefakâr millete ve denizcilere hak ettiği bir zaferi kutlamak çok görülmüş ve matem günü haline getirilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözü olan Çanakkale Deniz Zaferi’mizin 109. yılı kutlu olsun. 

Yetişmiş denizci insan gücünü ve gemilerini 20 Ekim 1827’deki Navarin baskınında kaybeden Osmanlı donanması II. Abdülhamit tarafından 33 yıl Haliç’e tıkılarak çürümeye terk edilmişti. Tesadüfe bakın ki II. Abdülhamit’in cenazesi Topkapı Sarayı’na bir donanma gemisiyle nakledilmişti.

Donanmasız ve zayıf Osmanlı Devleti İngiltere, Fransa ve Rusya’nın bulunduğu İtilaf Devletleri’ne karşı zorunlu olarak Almanya ile anlaşmış ve İngiliz donanmasından kaçan Alman Goeben ve Breslau isimli savaş gemilerinin 10 Ocak 1914’te Çanakkale Boğazı’ndan Marmara’ya girişine izin vermişti.

İçinde Alman subayların da bulunduğu Yavuz ve Midilli isimleri verilen bu gemiler 29 Ekim 1914’te Osmanlı Sancağı altında Rusya’nın Sivastopol ve Novororisky limanlarını top ateşine tuttu. Bunun üzerine Rusya 3 Kasım 1914’te Osmanlı Devleti’ne savaş açtı.

TARİHİ GÖREV

Düşman donanması engelle karşılaşmadan Çanakkale Boğazı önlerine geldi. İngiltere, Fransa’nın da desteklediği bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir gücün olmadığını düşünüyordu. Ancak, yaratıcı fikrin, azim ve iradenin en güzel örneğini veren Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey kumandasındaki kahraman personeliyle Nusret mayın gemisinin Çanakkale Boğazı’na gizlice döktüğü mayınlar yenilmez armadayı denize gömdü. Nusret Kumandanı Yüzbaşı Tophaneli İsmail Hakkı Bey öylesine fedakâr bir deniz subayıydı ki bu tarihi görevden 5 gün önce kalp rahatsızlığı nedeniyle Hilal-i Ahmer (Kızılay) hastanesindeydi. 

“Sen gitme” dediler. Lakin askerlik fedakârlık mesleğiydi ve hastalık dinlemezdi. Gemiye geldi, personeli topladı ve “Gemi siyaha boyanacak!” emrini verdi. Düşman tarafından fark edilmemesi için öğlene kadar gemi siyaha boyandı. Mayın Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Bey ile birlikte mayın döküş planını yaptılar. Ve Nusret 7-8 Mart 1915 gecesi siyah bir kuğu gibi boğazın serin sularına açıldı. Biraz sonra yaklaşık 2 bin metre mesafede bir düşman gemisi karanlıkta ışıldakla etrafı tarıyordu. Yüzbaşı Hakkı Bey’in kalp atışları hızlandı ve ikinci kalp krizi o an geldi. Düşman gemisi Nusret’i fark edemeden uzaklaştı. Gemiyi siyaha boyamak işe yaramıştı.

8 Mart 1915 sabaha karşı 26 mayın gizlice Karanlık Liman’a döküldü. Yüzbaşı Hakkı Bey görevi başarıyla tamamladıktan 6 ay sonra İstanbul’da kalp krizinden öldü. Görevinin büyüklüğü nedeniyle şehit kabul edildi. Ruhu şad olsun. 

NUSRET MAYIN GEMİSİ

Dönemin İngiltere Bahriye Bakanı Churchill, 15 yıl sonra şu beyanda bulunmuştu: “Nusret’in gizlice döktüğü mayınlar harbin devamı ve dünyanın geleceği bakımından, diğer bütün gayretlerden daha mükemmel ve daha kesin sonuçlu hedeflere ulaştı. Nusret, yalnız başına Çanakkale’nin geçilmesini önledi.” Bu sözler savaşın en büyük kaybedeninin İngiltere olduğunu göstermişti. Nusret’in yarattığı stratejik başarı, 25 Nisan 1915’te başlayan amfibi harekâtı ve sonrasında kara harekâtını tetikledi. Düşmanın karşısına bu kez de “Arkadaşlarım, cephelerde ateş hattında bulunurken ben Sofya’da askeri ataşelik yapamam” diyen stratejik deha Yarbay Mustafa Kemal ile emrindeki vatan sevgisiyle bir irade abidesi olan Mehmetçik çıkmıştı.

Çanakkale’deki şehitlerimizden hem bugün hem de gelecek için almamız gereken ders bağımsızlıktır, özgürlüktür, birlik ve beraberliktir. Temel sorumluluğumuz, ebedi liderimiz Atatürk’ün tüm olumsuzluklar karşısında gösterdiği tarihsel duruşu hatırlayarak Cumhuriyetimiz ile onu ayakta tutan değerleri sonsuza dek korumaktır.

Atatürk’ün Hamidiye kruvazöründe subaylara dediği gibi; “Donanmasız Anadolu olmaz. Donanmadan yana kuvvetli olmak Türkiye’nin savunması için şarttır. Donanmamız izlediğimiz politikanın da en kuvvetli desteği olacaktır.”

Bölgemizde saygın bir devlet olmak için güçlü bir donanmaya sahip olmamız şarttır. Çünkü Türkiye’nin gelecek nesilleri “Mavi Vatanımız”a çok daha fazla bağımlı olacaktır. Başta Cumhuriyetimizin kurucusu, ebedi liderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan ve özgürlük aşkı ile canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Gazilerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum. 

“Dünyada her yer geçilir belki/ Ancak Atatürk’ün Cumhuriyetinde/ Geçilmez Atatürk, geçilmez Çanakkale Boğazı.”

CAN ERENOĞLU 
EMEKLİ KORAMİRAL

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025