‘Çöp tenekesi’ modeli
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘Çöp tenekesi’ modeli

16.09.2016 11:46
Güncellenme:
Takip Et:

Deneme yanılma yoluyla veya halkın deyimiyle ‘olsa olsa’ yöntemi ile karar alanların genel nitelikleri; bilgiden, deneyden mahrum, aceleci, ihtiraslı kişiler ve önceden yanlış fikirlere inanmış olmaları diye tanımlanabilir.

Örgüt yönetimi alanında ‘Çöp Tenekesi’ modeli diye tanımlanan ve İngilizcesi ‘The Garbage Can Model of Organizational Theory’ olan örgütsel yönetim kuramı 1972 yılında Michael D. Cohen, James G. March ve Johan P. Olsen isimli akademisyenler tarafından geliştirildi. (“A Garbage Can Theory of Organizational Choice”. Administrative Science Quarterly 17: 1-25)

Önce eylem
Bu görüşün temelinde klasik örgüt kuramında kabul edilmiş yöntemlere ve akılcı düşünceye aykırı olarak ortaya atılan “iddialı davranışlar, kararlar ve uygulamalar” yatar. Kısaca “Önce eyleme geç, sonra düşün” anlamına gelir. Düşünülmeden, sonuçları araştırılmadan, akla uymayan ve yaratacağı olumsuzluklar hesaba katılmadan alınan kararlar, geliştirilen politikalar ve uygulamaların sonuçta çöp tenekesine atılacağını anlatır.

İlgi ve bilgiden uzak
Örgüt kuramını örgütsel anarşi düşüncesi ile birleştirmeyi amaçlayan bu kuram, çözüm aranan sorunlar ile öngörülen çözüm yöntemleri arasında hiçbir bağlantının bulunmadığı ve bunlara ek olarak karar vericilerin de çözüme yönelik ilgi ve bilgiden uzak oluşlarını ele alır. Bunlar arasında örneğin “ilgisiz teknoloji-unclear technology” ve “değişken katılımfluid participation” olgusunu irdeler.
Bu kurama göre belirli kararlar düzenli bir düşünce şekline, akla ve mantığa uymadan, incelenmeden, sebep sonuç ilişkileri belirlenmeden, uygulama özelliği olup olmadığı bilinmeden alınır. Sonuçta ise göreceli olarak birbirinden bağımsız ve ilgisiz sonuçlar çıkmaktadır. (R. L. Daft 1982, P.139) Bu model 1972 yılında yukarıda ismi geçen araştırmacılar tarafından bilgisayar lisanı Fortran ile kodlanmış ve simülasyonu yayımlanmıştır. Bu makale sosyal bilimler dalında yayımlanan ilk kodlanmış makale olarak da ün kazanmıştır.

Deneme-yanılma
Bu kuram proje yönetiminden şirket yönetimine, oradan da kamu yönetimi ve devlet yönetimine kadar birçok alanda birçok sorunun kökenlerini de açıklar. Bilgi edinmeden fikir sahibi olmuş birçok yöneticinin idare ettikleri şirket, kurum veya devletleri “Deneme-Yanılma” anlayışı ile yönetmeye çalışmaları ortaya büyük zararlar açmış, çok kişinin işini batırmış, çok kişiyi işsiz bırakmış, nice politik yaşamlar sönmüştür.
Deneme yanılma yoluyla veya halkın deyimi ile ‘olsa olsa’ yöntemi ile karar alanların genel nitelikleri bilgiden ve deneyden mahrum, aceleci, ihtiraslı kişiler ve önceden yanlış fikirlere inanmış olmaları diye tanımlanabilir. Bu tür hataların her toplumda olduğu bir gerçektir, fakat bu düşünce şeklinin hükümetlerin, hukuk sistemine uygulaması ise gerek ekonomik gerek kişisel ve toplumsal anlamda büyük maliyetler yüklemiştir.
Bu tür çöp tenekesine atılacak uygulamalarda genel olarak hükümetler şu yolları izlemişlerdir: l Bir fikri kamuya sunarlar, l Bu fikri yasa olarak hayata geçirirler, l Sonra görürler ki bu fikrin uygulaması çok zordur, masraflıdır ama bunda ısrar ederler, düzeltmeye çalışırlar ve durmadan masraf yaparlar.
Eğer böyle bir uygulamayı bir şirket yapsa şirket batar ama devleti yönetenlerin kamu kaynaklarını boşa harcama konusunda hiçbir sorumluluğu yoktur, para nasıl olsa ceplerinden çıkmayacak ve halktan vergi olarak toplanacaktır. Bu konularda hatalar zinciri değişik ülkelerde değişik şekilde ortaya çıkmıştır. Özellikle kadroları yetersiz, bilgi ve rasyonel düşünceden mahrum kişilerin siyasal amaçlarına yönelik veya ideolojik ve dinsel saplantı içindeki siyasi iktidarların yaptıkları hatalar rasyonel ve gerçekçi siyasi iktidarların yaptıkları hatalardan çok daha fazladır.

Çöpe giden kararlar
1950’li yıllardan beri iktidara gelen partiler gerek iç politikayı gerekse dış politikayı ilgilendiren çok konuda çöp tenekesine atılan kararlar almıştır. Bu konudaki hatalar zincirinin en çok sayıda gerçekleşmesi ise son 13-14 yıllık döneme denk gelmektedir. Yapılan yanlışlar, önce yasası çıkarılıp sonra iptal edilen değişik konular, dış politikada yapılan hatalar, dinci örgütlerle iç içe adalet sistemine yapılan müdahaleler, hukuk sisteminde yapılan çok sayıdaki değişmeyi ve çok konuda çöp tenekesine atılan ve kandırıldık sınıfına giren birçok kararı hatırlayınız. 100 kusur yıldır Ortadoğu’daki en etkin faktör olan petrol konusunu ele almayan bir “stratejik derinlik” isimli düşünce tarzının uygulamasının başımıza açtığı Suriye sorunu hâlâ çözülmüş değildir.

 

Prof. Dr. TEVFİK DALGIÇ
Teksas Üniversitesi

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025