‘En yüce makam TBMM’dir’ - DR. CİHANGİR DUMANLI
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

‘En yüce makam TBMM’dir’ - DR. CİHANGİR DUMANLI

12.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

16 Mart 1920’de İstanbul’un işgal edilerek son Osmanlı meclisinin basılması ve kimi üyelerinin Malta’ya sürülmesi üzerine padişah, 1876 anayasasındaki yetkisini kullanarak meclisi kapatmıştır. Bu olay Mustafa Kemal’e Ankara’da yeni bir meclisi açmak için beklediği fırsatı vermiştir.

Mustafa Kemal 19 Mart’ta yayımladığı bildiride memleket işlerini yürütmek ve denetlemek üzere Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip meclisin açılacağını ve bunun için yapılacak seçimin ilkelerini açıkladı.

Anayasa hukukunda “olağanüstü yetkilere sahip meclis” demek, yeni bir anayasa yapmaya (yeni bir devlet kurmaya) yetkili asli kurucu iktidar demekti. Bunun ilk adımları Amasya Bildirgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile atılmış, yeni anayasa yapmanın koşulları oluşmuştu.

Büyük devrimci 19 Mart bildirisinde Meclis’in “memleket işlerini yürütmek ve denetlemek üzere” toplanacağını vurgulamıştır... TBMM kuruluşundan başlayarak hükümet işlerini yalnızca yönetmek değil, denetlemek işlevine de sahiptir.

Mustafa Kemal, 22 Nisan 1920’de yayımladığı bildiride, “Meclisin açılışından sonra bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun başvuracağı en yüce makam TBMM’dir” demiştir.

YENİ YÖNETİM ŞEKLİ

Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920’de TBMM’de yaptığı konuşmada TBMM’nin işlevlerini ve yeni yönetim şeklinin ilkelerini açıklamıştır. TBMM Genel Kurulu tarafından onaylanan ve “geçici anayasa” niteliğindeki bu ilkeler 1921 Anayasası’nın temelini oluşturmuştur.

Kurulan yeni devletin yönetim ilkeleri şunlardır:

•Ulusal istenç (milli irade) TBMM tarafından temsil edilir.

•TBMM’nin üzerinde hiçbir makam yoktur.

•Yasama ve yürütme erkleri TBMM’de toplanmıştır.

•TBMM’nin kendi içinden seçeceği bir kurul hükümet işlerini görür.

•TBMM başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanıdır.

•Hükümetin başkan ve üyeleri TBMM’ye karşı tam sorumludur.

TBMM açıldığı zaman yurdun her tarafı işgal altındadır. Padişah ve işgalcilerin işbirliği ile Kuvayı Milliye ve ulusal kurtuluş hareketine karşı ayaklanmalar Ankara’yı tehdit etmektedir. Mondros’ta terhis edilen ordunun yerine henüz düzenli bir ordu kurulamamıştır. Ulus büyük savaştan yorgun çıkmış, işgalcilere ve ayaklanmacılara karşı Kuvayı Milliye ile bir ölüm kalım savaşımı vermektedir.

Yasama ve yürütme erklerinin bir elde toplanmasını zorunlu kılan bu olağanüstü koşullarda Atatürk tüm yetkileri kendisinde değil, TBMM’de toplamış, kendisini de yürütmenin başı olarak TBMM’ye karşı tam sorumlu tutmuştur. Bu durum Osmanlı’nın 1876 anayasasından (Kanuni Esasi) devrimsel bir kopuştur.

1876’da bir meclis kurulmuştu fakat meclisin padişahı (yürütmeyi) denetleme ve dengeleme işlevi yoktu, en yüce makam yine padişahtı. Padişah kutsal ve sorumsuzdu (1876 AY Md.5). Padişah, “görülecek lüzum üzerine” meclisi kapatabilirdi (Md. 44). Anayasal (meşruti) monarşi sistemi vardı.

TBMM’nin açılması ve 1921 anayasası ile;

•Yürütmenin (padişahın) üstünlüğünden yasamanın (meclisin) üstünlüğüne geçilmiştir.

•Sorumsuz padişah yerine meclise karşı tam sorumlu yürütme organı oluşturulmuştur.

Böylece adı 29 Ekim 1923’te konacak olsa bile yeni Türk devleti, çağının çok ilerisinde demokratik bir cumhuriyet olarak doğmuştur.

DEMOKRATİK MECLİS

Meclis kendi içinden seçtiği hükümeti ağır savaş koşullarında bile demokratik ülkelerde ve olağan koşullarda olması gerektiği gibi etkili olarak denetlemiştir.

TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920’den ikinci Meclis’in göreve başladığı 11 Ağustos 1923’e kadar aralıksız toplanan Meclis’te 625 soru önergesi, 76 gensoru verilmiş, 338 yasa çıkartılmıştır. Günde ortalama 24 milletvekili söz alıp konuşmuştur. Savaşın yönetimi özgürce sorgulanmıştır. Lozan Antlaşması’nın onaylanması görüşmeleri çok sert geçmiştir.

BUGÜNKÜ DURUM

Demokrasilerde parlamentonun yasama işlevi kadar önemli diğer bir işlevi yürütmenin denetlenmesidir. Bu amaçla 1961 Anayasası’nda “TBMM’nin denetim yolları” başlığı altında güvenoyuna ek olarak soru, gensoru, genel görüşme meclis araştırması ve meclis soruşturması yolları tanımlanmıştır (md.88).

Aynı denetim yolları “darbe anayasası” denilen 1982 Anayasası’nda da 2017’ye kadar korunmuştur (md.98).

Ancak 2017 anayasa değişikliği ile güvenoyu, gensoru ve meclis soruşturması yolları kaldırılmış, TBMM’nin denetim yolları meclis araştırması, genel görüşme ve yazılı soru ile sınırlandırılmıştır

Uygulamada muhalefetin genel görüşme ve meclis araştırması önerileri iktidar partisinin parti disiplini içerisinde reddedilmekte; 15 gün içerisinde yanıtlanması gereken yazılı sorular ise yanıtsız kalmakta veya yetersiz yanıtlanmaktadır. Yürütme yetkisine sahip ve aynı zamanda çoğunluk partisinin başkanı olan cumhurbaşkanı ve onun atadığı bakanların eylem ve işlemlerinin denetlenmesi parti disiplini içerisinde çoğunluk partisi tarafından engellenmektedir. Bakanlar TBMM’ye karşı değil, kendilerini atayan cumhurbaşkanına karşı sorumluluk duymakta çoğunluk partisinin başkanı olan cumhurbaşkanı ise sorumsuz olmaktadır. Anayasa giriş bölümünde “erkler ayrılığı” ilkesini benimsemesine karşın uygulamada yasama ve yürütme erkleri bir elde (cumhurbaşkanında) toplanmıştır.

KARŞIDEVRİM VE ÇAĞDAŞ DEMOKRASİ

Kuruluşundan 2017’ye kadar (97 yıl) parlamenter demokrasi ile yönetilen ülkemizde TBMM yürütme organını etkili olarak denetleyebilmekte idi.

Ancak 2017’de yapılan anayasa değişikliğinden sonra;

•TBMM’nin denetim yollarının kısıtlanması,

•Var olan denetim yollarının işletilmemesi,

•Denetlenmesi gereken yürütmen başı ile denetlemesi gereken TBBM’deki çoğunluk partisinin başkanının aynı kişi olması nedeniyle yürütme denetlenemez duruma gelmiştir.

Bu durum anayasanın başlangıç bölümündeki erkler ayrılığı ilkesi ile 2. maddesindeki demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırıdır.

100 yıl önce dünyada demokrasi yokken savaş koşullarında büyük Atatürk’ün getirdiği meclisin üstünlüğü ve yürütmeyi denetleme işlevinden demokrasinin geliştiği çağımızda sapılmış yürütmemin üstünlüğüne ve denetlenemeyen hükümete geçilmiştir. Bu 150 yıl öncesine 1876 anayasasına geri dönüştür ve karşıdevrimdir.

TBMM’nin en yüce makam olduğu ve yürütmeyi etkili olarak denetleyebildiği kuruluş ilkelerine dönülmesi çağdaş demokrasinin gereğidir.

DR. CİHANGİR DUMANLI

EMEKLİ TUĞGENERAL, HUKUKÇU

Yazarın Son Yazıları

Halkçı ve devrimci olmak - Hüseyin Mert

CHP, emperyalizme karşı ulusal bağımsızlık mücadelesini örgütleyen Kuvayı Milliye hareketi kadrolarının kurduğu partidir.

Devamını Oku
22.07.2026
Askeri okullar açılmalıdır! - Cihangir Dumanlı

15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından ve sonrasında alınan önlemlerle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) gücüne ve saygınlığına önemli darbeler vurulmuştur.

Devamını Oku
22.07.2026
Yeni partiye tüzük önerisi - Ziya Yergök

Siyasi partiler demokratik siyasal yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak kabul edilmektedir.

Devamını Oku
22.07.2026
Çıkış yolu ne? - Ülgen Zeki Ok

AKP kötü gidişi ve çöküşü engellemek için her yola başvuruyor; bunu sürdüreceği de açık.

Devamını Oku
21.07.2026
Sahip çıkılması gereken kıymetli hazine - Süleyman Girgin

Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’ye konuk olduğu hani şu bol “Bilmiyorum”lu programı izlemişsinizdir. Kılıçdaroğlu’nun kötü bir sınav verdiği o program sonrası, en çok cımbızlanan konu, dokunulmazlıkların kaldırılması sorusuydu.

Devamını Oku
21.07.2026
Değişen dünya ve Türkiye - Cengiz Kuday

Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklar ya da kalıcı düşmanlıklar yoktur; kalıcı olan yalnızca milli çıkarlardır.

Devamını Oku
20.07.2026
Altan Öymen’den kalan… - Okan Toygar

“Heraklit, Heraklit! Akarsuya kabil mi vurmak kilit?” diye sorar Nâzım Hikmet, Efesli filozofun o meşhur “Panta rhei” (Her şey akar) anlayışına gönderme yaparak. Evet, her şey akıp gidiyor. Zaman da olaylar da insanlar da…

Devamını Oku
20.07.2026
Heybeliada Sanatoryumu üzerine - Mustafa Özyurt

Neredeyse siyasetle yatıp butlanla uyandığımız şu günlerde, çok önemli bir konu, Heybeliada Sanatoryumu’nun sessiz sedasız Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmesi gözlerden kaçırılıyor.

Devamını Oku
18.07.2026
Ankara NATO zirvesi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

NATO’nun son zirve toplantısı 7-8 Temmuz ’da Ankara’da yapıldı.

Devamını Oku
17.07.2026
Sonuçsuz kalan işbirliği çabaları - Erol Tuncer

Bugün siyasal arenadaki tablo, bize 1957 seçimleri öncesinde yaşanan ve sonuçsuz kalan partiler arası işbirliği çabalarını anımsattı.

Devamını Oku
16.07.2026
Kemalizm; ABD ve İran’a nasıl bakıyor? - Mehmet Emin Elmacı

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim.

Devamını Oku
15.07.2026
Sendikacılığımızda Amerikan Yanlışı - Engin Ünsal

NATO toplantısı 8 Temmuz’da Ankara’da üye devlet liderlerinin Beştepe’ye gelişlerinde mehter marşlarının sonrasında çoğunun gümrüklerde bıraktıkları isimlerine özel hazırlanan tabanca hediyesinin gölgesinde yapıldı.

Devamını Oku
15.07.2026
Düşmanımın düşmanı... - Çiğdem Bayraktar Ör

Uluslararası siyasette ezeli düşmanlık, ebedi dostluk olmaz!

Devamını Oku
14.07.2026
Milli Eğitim Bakanı ‘neyden’ yerinde oturuyor? - Mustafa Gazalcı

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bardağı taşıran bu kaçıncı sözü?

Devamını Oku
14.07.2026
Bunca yoksulluk varken - Mahmut Aslan

NATO zirvesi için Ankara’da kurulan o devasa sahne, bana Romain Gary’nin “Onca Yoksulluk Varken” romanını hatırlattı.

Devamını Oku
13.07.2026
Üretim-bölüşüm paradoksu - Sıtkı Ergüney

İktisat öğretisinin, kapitalist sistem ve serbest piyasa ekonomisi bağlamında “makro” ve “mikro” ekonomi başlıkları altında yapılan iki tanımlaması vardır.

Devamını Oku
13.07.2026
‘Özgürlük tam olmalıdır, her alanda ve herkes için’ - Cevat Bayrak

Felsefeci, dilbilimci, eleştirmen, şair ve sanat tarihçisi Doç. Dr. Mustafa Bedrettin Cömert bundan 48 yıl önce, 11 Temmuz 1978’de Ankara’da sabah saatlerinde alçakça düzenlenen silahlı saldırı sonucu öldürülmüş; eşi Maria ise ağır yaralanmıştı.

Devamını Oku
11.07.2026
Kütahya- Eskişehir muharebeleri: 105. yıl - Hüner Tuncer

Yunanların büyük bir saldırıya hazırlandıkları tarihlerde Türk ordusu, İnönü-Kütahya-Döğer hattında dört grup halinde toplanmış bulunuyordu.

Devamını Oku
10.07.2026
Şeyh Sait isyanı ve Ümit Özdağ’a açılan dava - Hakkı Keskin

Geçen günlerde “Şeyh Sait’in hatırasına hakaret” iddiasıyla Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Zafer Partisi Genel Başkanı Dr. Ümit Özdağ’a, 87 gün hapis cezası karşılığı olarak 8 bin 700 TL para cezası verildi.

Devamını Oku
10.07.2026
Gülüşü kaybolmayan halk yenilmez - Cem Alptekin

Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisinde geçen “600’lü yıllarda dördüncü kitaba son kitap demek iddialı bir çıkış” şakası, tam da felsefi ve sosyolojik anlamda dinsel bir dogmanın insan zihni ve zaman algısı üzerindeki etkisiyle oynayan bir kara mizah örneğidir.

Devamını Oku
09.07.2026
1961 Anayasası 65 yaşında - Kemal Anadol

Belleğim 65 yıl öncesine gidiyor!

Devamını Oku
09.07.2026
Mutlak butlan ve Yargıtay - Mustafa Kıcalıoğlu

Ana muhalefet partisi CHP’nin seçilmiş yönetimini görevden alan, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi’nin “mutlak butlan” olarak açıklanan kararı, kamuoyunda çok büyük tartışmalara yol açtı.

Devamını Oku
08.07.2026
NATO Zirvesi, ABD ve AB - Cihangir Dumanlı

Ankara’da dün başlayan ve bugün de süren NATO zirvesi, NATO’yu sorgulamamızı gerektirmektedir.

Devamını Oku
08.07.2026
Yapay zekâ çağında ‘entelektüel operatör’ - Serkan Fırtına

Yakın geçmişin en büyük ezberlerinden biri hızla geçerliliğini yitiriyor...

Devamını Oku
07.07.2026
Yeni NATO ve Türkiye - Nejat Eslen

NATO, II. Dünya Savaşı sonrasında, ABD’nin liderliğinde kurulan yeni dünya düzeninin siyasi-askeri unsuru olarak ve öncelikle ABD çıkarlarına hizmet etmek amacı ile kurulmuştur.

Devamını Oku
07.07.2026
Yürüyelim arkadaşlar! - Ülkü Sarıtaş

“Dağ başını duman almış; Gümüş dere durmaz akar; Güneş ufuktan şimdi doğar; Yürüyelim arkadaşlar”

Devamını Oku
06.07.2026
Madımak’tan Başbağlar’a: 33 yıl, 33 insan... - Yüksel Işık

33 yıl oldu.

Devamını Oku
04.07.2026
Mavi Vatan’ın gri suları - Şafak Mert

Bir açık deniz platformundasınız.

Devamını Oku
03.07.2026
Kültürel belleğin sessiz çöküşü - Deniz Öztürk

“Sanat halk için mi, sanat için mi?” sorusu, yalnızca estetik bir tartışma değildir.

Devamını Oku
03.07.2026
Diş hekimliğinde kaosun nedeni- Prof. Dr. Taner Yücel

2010 yılında 35 olan diş hekimliği fakültesi sayısı bugün 105’e ulaşmış, bu durum başta eğitim olmak üzere çok ciddi sorunlara yol açmıştır.

Devamını Oku
02.07.2026
Yaşam pahalılığı oranı - Erden Kınayiğit

Emekçi ve emekli için yaşam, fiyat (gider) artışı ile ücret (gelir) artışı arasındaki dengede ya da ilişkide şekillenir.

Devamını Oku
02.07.2026
‘Vasata alışmak’ - Buğra Gökçe

66’ncı pazarın kahvaltısı bana vasata alışma meselesini düşündürdü.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP’yi bölme projesi - Hüseyin Karataş

Emperyalizm, bir ülke kaynaklarını yemek amacıyla aldığı kendi gizli kararlarını, o ülkeye dostmuş gibi davranarak uygulatır.

Devamını Oku
01.07.2026
CHP Kuvayı Milliye’dir - Gani Aşık

Bandırma Vapuru 16 Mayıs 1919’da Galata rıhtımından Samsun’a hareket ettiğinde ne vapurda ne de Türkiye genelinde Mustafa Kemal’den başka hiç ama hiç kimsenin aklında bir kurtuluş alazı yakma düşüncesi yoktu.

Devamını Oku
01.07.2026
Milletvekiline örgüt isnadı - Erdi Yetkin

Hukuken yapılamayacak politik aksiyonlar alındıktan sonra “ancak bu yapılan hukuki değildir” şeklinde görüş bildirmenin Türkiye’de bir karşılığının olmadığını yeterince deneyimledik.

Devamını Oku
29.06.2026
Ankara’da NATO sıkıyönetimi - Kaan Eroğuz

Kurulduğu günden bu yana, dünyanın birçok coğrafyasında darbeler, cinayetler, saldırılar ve ambargolar gerçekleştiren NATO, 36. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni düzenlemek için 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhuriyetimizin başkentine, Ankara’ya geliyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Kente değer katan yönetim anlayışı - Melih Yıldız

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte, kültür sanat etkinliklerinin afişlerini her yerde görmeye başladık; festivallerin, konserlerin, kitap fuarlarının, dinletilerin...

Devamını Oku
27.06.2026
Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026