İktidarın eğitimdeki U dönüşleri - Nazım Mutlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İktidarın eğitimdeki U dönüşleri - Nazım Mutlu

03.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Siyasal yaşamının toplamı çeyrek yüzyılı bulan iktidar partisinin kısa tarihi, sayısız U dönüşleriyle doludur. Dün ak dediğine bugün kara, dün kara dediğine bugün ak diyen, bu tutarsızlıkta bir sorun görmeyen, hatta bu tür tutarsızlıkları bir yönetim biçimine dönüştüren iktidar partisinin eğitimdeki U dönüşlerine de sıkça tanık olunmaktadır.

Yakın döneme dek sınavlarla ilgili sistem değişiklikleri, konunun en belirgin örneğidir. Liselere Giriş Sınavı’ndan (LGS) bir süre sonra Ortaöğretim Kurumları Sınavı’na (OKS), ondan Seviye Belirleme Sınavı (SBS)’na, oradan Temel Eğitimden Ortaöğretim Kurumları Sınavı’na (TEOG) geçilmesi, sonra yeniden LGS’ye –yani en başadönülmesi belleklerdeki canlılığını korumaktadır. Sınavlarla ilgili her sistem değişikliğinde on binlerce öğrencinin olumsuz etkilenmesi, iktidarın umurunda olmamıştır. Gerçek bu iken bir değişiklikten öbürüne geçiş sırasında sorumluların sistemde “devrim” yaptıklarını savlaması ise işin gülünç yanıdır.

60 AY! OLMADI 72 AY!

2023’te cumhurbaşkanı seçimlerine gidilirken iktidar temsilcilerince söz verilen ama seçim kazanılınca vazgeçilen “mülakat”ı kaldırma sözü hâlâ havada asılı durmaktadır. İktidarda 24. yılına giren AKP’nin eğitimdeki en köktenci adımı, 2012’de çıkarılan “4+4+4” yasasındaki ilkokula kayıt yaşıyla ilgilidir. Her yönüyle tam bir karşıdevrim eğitimini amaçlayan 6287 sayılı yasayla daha önce 72 ayını (altı yaşını) dolduran çocukların ilkokula yazılması söz konusuyken bu yasayla 60 ayını dolduran çocuklar için ilkokula kayıt zorunluluğu getirilmişti. Uzmanlar bakanlığı bu yanlıştan döndürmek için çok dil döktüler ama iktidarın her konudaki “Her şeyin en doğrusunu ben bilirim” tavrı değişmedi. Uygulama başladığında özellikle fiziksel gelişim açısından 1. sınıfa giden çocuklarla ilgili yaşanan olumsuzluklar sıkça gündeme gelince bu kez tutumlarını biraz esnetip yaş sınırını 66 aya çıkardılar. Oluşan kafa karışıklığı içinde geçen ilk yıldan sonra durumun kendi sandıkları gibi olmadığını anlayabilen MEB yöneticileri yaş sınırını yeniden eski yerine, 72 aya çıkardılar.

12 YIL ÇOKMUŞ!

MEB, son aylarda yine aynı yasa kapsamında 12 yıla çıkarılan zorunlu eğitimin süresini kısaltma çalışmasını sürdürüyor. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla zorunlu eğitim öğretim süresini kısaltacak ya da esnetecek birkaç seçenek üzerinde durulmaktadır. Bu konuda hazırlanılan U dönüşüyle ilgili çalışmanın önümüzdeki öğretim yılında uygulanması bekleniyor.

Bakanlık, ne denli “özgürlükçü” bir anlayışa sahip olduğunu kanıtlamak için 2014’te ilk ve ortaöğretim öğrencileri için tartışmalar arasında “serbest kıyafet” uygulamasına geçmişti. Amacı gerçek anlamıyla “özgürlükler” alanını genişletmek olmayıp “özgürlükçülük” görüntüsüyle halka şirin görünmek isteyen iktidarın eğitim kadrosu, bu kararında da tutunamadı. İçinde bulunduğumuz öğretim yılının başında hızlı bir U dönüşüyle yeniden forma uygulamasına geçildi.

ARA TATİL DEĞİŞİKLİĞİ

Beş yıl önce başlatılan iki dönem ortasındaki birer haftalık ara tatilden de aynı U dönüşüyle vazgeçileceğine ilişkin belirtiler, konunun en güncel örneğidir. Bakan Tekin’in sıraladığı dönüşle ilgili olası gerekçelere (velilerin yakınmaları, öğrencilerin derslerden soğumaları, öğretmenlerin memnuniyetsizliği…) bakıldığında şaşırmamak elde değil: Eğitim konusunda onca tarihsel birikimin üstünde oturan bir yönetim kadrosu bu kadar mı ölçüsüz, bu kadar mı bilimdışı, bu kadar mı öngörüsüz olur!

AKP iktidarının bütün uygulamalarındaki gibi başka örnekleri de bulunabilecek “sil baştan” türünden U dönüşleri böyle sürüp gidiyor. Gerçek şu ki her değişikliği başlangıçta çoğu kez “devrim” diye sundukları karar ve uygulamalar kapalı kapılar ardında biçimlendiriliyor. Bilimsellikten, insan ve ülke gerçekliğinden kopuk, katılımcılıktan uzak anlayışla 24 yıldır aradıklarını bir türlü bulamıyorlar, bulamayacaklar da. Çünkü eğitim süreçlerini demokrasinin, toplumsal gereksinmelerin ve bilimselliğin gerekleriyle değil, kendi gereksinmeleri doğrultusunda belirliyorlar. Onun da süresi kelebek ömrü kadar oluyor. Olan da ülkenin geleceğine oluyor.

 

NAZIM MUTLU

E. ÖĞRETMEN 

 

Yazarın Son Yazıları

Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026
Psikolojik sermaye - Banu Özkan Tozluyurt

Bugünün dünyasında çocuklarımızı en çok neyle ölçüyoruz?

Devamını Oku
22.01.2026
Stratejik akıl ve politik alan - Başar Yaltı

Generallerin sanatı olarak bilinen strateji, askeri bir terim olmakla birlikte artık yaşamın hemen her alanında, özellikle de politik alanda kullanılan bir kavram haline geldi.

Devamını Oku
21.01.2026
Gazze’ye kim çöktü? - Ufuk Saka

Her şey küresel sermaye ittifakı adına İngiliz hükümetinin, ta 1848 yılında bir genelgeyle Filistin’deki konsoloslarını Yahudilerin himayesine vermesiyle başlamıştı.

Devamını Oku
21.01.2026
İktidarın meşruiyet sorunu - Kadir Serkan Selçuk

2002 genel seçimlerinde AKP yüzde 34 oy aldı.

Devamını Oku
21.01.2026
‘Çıkmazdan kurtuluş Dil Devrimi’ - Hürriyet Yaşar

Türkçenin özleşmesinin yolunu açan Dil Devrimi’ne karşı olanlardan Atatürk’e karşı çıkmayı göze alamayanlar, onun öz Türkçeden vazgeçtiğini, üstelik özleştirmeye girişmekle yanlış yaptıklarını söylediğini öne sürerler.

Devamını Oku
20.01.2026
İşçi sendikalarına öneriler - Engin Ünsal

1968 yılında uluslararası bir sendika toplantısı için New York’taydım.

Devamını Oku
20.01.2026
İnsanı insan yapan değer - Dr. Hüseyin Özkahraman

İnsan, yalnızca biyolojik bir varlık değildir; anlamını ve kimliğini toplumsal ilişkiler içinde inşa eden sosyal bir öznedir.

Devamını Oku
19.01.2026
Kayıtsızlığın vasatlığı - Av. Selin Bakan

Modern dünyanın siyasal dili uzun süredir aynı telkini fısıldıyor: Mesafeli ol. Tarafsız kal. Dünyayla arana güvenli bir çizgi çek.

Devamını Oku
19.01.2026
En kolay sömürülen işçi - Prof. Dr. Çağatay Güler

Belki genelden başlamak daha uygun olacak: Uluslararası kaynaklara göre 1 milyardan fazla insan çatışma, şiddet ve kırılganlıktan etkilenen ülkelerde yaşıyor. Her yıl milyonlarca insan da afetlerden etkileniyor.

Devamını Oku
19.01.2026
Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026