Olaylar Ve Görüşler

Prof. Dr. Türkel Minibaş’ın 12. Ölüm Yıldönümü Anısına: Bilim Zamanı - Hatice YÜCEL

06 Şubat 2021 Cumartesi

6 Şubat 2021. Kışın zorbalığı bir tarafa, ocak ve şubat aylarında yaşam, dalından koparılanlarla dalından kopanları düşündürüyor. Bu beni üşütüyor, donduruyor adeta. Hepsini özlemle arıyor, anıyoruz.

50 yıldır okuyucusu olduğum Cumhuriyet gazetesini elime aldığımda yine Gözucuyla” köşesinde Türkel Minibaş’ı hiç eksilmeyen gülüşüyle arıyorum. Ülkenin ekonomik sorunlarını ve çözümlerini anlaşılır bir dille, bilimsel derinlikle yazıyor... Heyhat! Tesellim; onun arkasından gelen başarılı, ödüllü, korkusuz kadın yazarlarımız Cumhuriyet sayfalarını dolduruyor, yüreğime su serpiliyor.

YEDİVEREN GÜLÜ

Covid” salgınıyla sağlığımızın ön plana çıkıp her şeyden yoksun ve yoksul kaldığımız bugünlerde bilim güncelleşti. Dünya el verdi birbirine. Belirsizlikler olsa da ortak kararlar alındı, uygulandı. Bu sentezci, barışçıl bakış aradığımızdır. Diğer taraftan başı çeken salgının altında yatan siyasette, ekonomide, eğitimde, iç ve dış güçlerde yaşanan krizlerde, yoksulluk, yolsuzluk, yalan, yasaklar ve adaletsizlik içindeki sıkışıklığımızla kaldık. Yıllardır süregelen bu sorun yumağında (1995-2010) yılları içinde bize yol çizen Türkel Minibaş, sen gelirsin aklıma.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde buluştuğumuz yıllar... Genel Başkan Türkan Saylan’a yakışır zeki, genç, coşkulu bir bilim insanı. Bodrum, Fethiye, Muğla, Marmaris, Söke, Salihli, Tire, Torbalı şubelerin de Leylekler Grubu Başkanı”. Şanslıyız, derleyip topluyor hepimizi. Her yönüyle Ege grubuna yakışıyor. Dört gözle bekliyoruz toplantıları, şubeleri yarıştırıyor adeta. Ne bizim sorunlarımız, sorularımız bitiyor ne de onun anlatacakları... Genel merkezde birleştiğimizde de koca bir Anadolu” oluyoruz. Birçoğumuz eğitimci olduğundan üniversite sıralarında hissediyorduk kendimizi. Çağdaşlık öykümüzü yazıyorduk birlikte, sizi kahraman belleyerek.

Bir yediveren gülüydü on parmağında on hüner. Uzmanlığı ekonomi olsa da kadın, çocuk, eğitim ve doğa savunucusuydu. Kaz Dağları başta olmak üzere, Karadeniz yaylaları, Gökova maviliği, bor madeni, Ayvalık’ın zeytinlikleri, Çukurova’nın bereketi, Dicle-Fırat’ın suları, ülkesinin bir avuç toprağı, bir damla suyu, bir nefeslik havası için savaşan, yazan, konuşan cesur kadın. Sen gitmezsin aklımdan. Ayvalık’a senin adına açılan kütüphanede kitap okuyan çocuklar, senin adına burs alan gençler de böyle düşünecek.

27 Ekim 2003’te köşendeki yazında Açık alınla çıkamadık!”, On yılda on milyon genç nüfus yaratmakla önen Türkiye, 80. yılda genç nüfuslu bir ülke. Bu nedenle hem ucuz işgücü pazarı hem de biriken stoklara karşı potansiyel talep olarak değerlendirilmektedir. Nüfus, 80 yılda 4.7 kat artarken ulusal gelir sabit fiyatlarda 37.5 kat artmış...” diyorsun.

HALK PES ETMİYOR

Bugün Cumhuriyetin 98. yılında ne acı bir tabloyla karşı karşıyayız bir bilsen. Gençliğin boşluğu, işsizliği ve verimsizliği bir yana 200’e yaklaşan kimilerinde kişi başı bir kitap bile düşmeyen üniversitelerimizin haline ağlarsın. Daha kötüsü, övüncümüz sayılabilecek Boğaziçi Üniversitesi’nin başına gelenler, adalet ve demokrasi arayışımızın ayıbıdır. Dünü hatırlatan bir ateş atıldı özerk ve özgün üniversiteye. Kelepçe vuruldu kapısına. Rektör seçiminde tek adam yönetimi sistemi” uygulandı. Polis çıkarıldı gençlerin ve bilim yuvasının karşısına.

Çağdaş, laik, bilimsel, demokratik eğitimin savunucuları, akademisyenler direnişteler. İnandığımız gençlik görev başında. Gördüm, sen de vardın yanlarında. Bunu biliyorlar ki STK’lerin demokrasinin öznesi” olduğunu unutanlar oralara da kayyım atamayı getirecekler.

Cumhuriyet ilkeleriyle yaşayan, erkek egemenliğinden kurtarılmış bir siyaset, emekten, adaletten, halktan ve özgürlüklerden yana olan yönetimler, laik, bilimsel eğitimden geçmiş çocuklar yetiştirmek yine de umudumuz.

17 Şubat 1926 Medeni Kanunu’nun kabulü, 21 Şubat 1989 ÇYDD’nin kuruluşu, şubattan bize kalan armağanlarımız. Kutlu olsun, emeği geçenler var olsun.

MİRAS VE GÖREV

Son söz: Yolu Bodrum’dan da geçen dalından kopan ilkeli iki değerimizi uğurladık. Biri Atatürkçü, çok yönlü bilge kişi, 45 kitap yazarı, onurlu, temiz siyasetçi, değerli bürokrat, yüz dörtlük Cahit Kayra. Bodrum’un denize açılan meşhur kemerli, begonvilli sokağında yaşamış, halka ve derneğimize engin deneyimini ve düşüncelerini aktarmıştır. Diğeri Ege’nin, Muğla’nın, İzmir’in, Halikarnas Balıkçısı’nın manevi oğlu Prof. Şadan Gökovalı. Sesini, sözünü, şair ruhunu kitaplarıyla ve konferanslarıyla yaymıştır.

İkisiyle de merhabam” vardı. Ben Halikarnas Balıkçısı Doğdum Sevdim Öldüm” kitabını imzalarken Bodrum Mavisine” diye yazmış. Ayrıca Balıkçı’dan kalan belgeleri Bodrum Denizcilik Müzesi’ne bağışlamıştır.

İşte yaşam, bu güzel insanlardan bizlere kalan miras. Onları  korumak ve çoğaltmak bizlere düşer. Dileğimiz ışığınız artsın, arkanızdan!

HATİCE YÜCEL

EĞİTİMCİ


Yazarın Son Yazıları