Seçim Güvenliği İçin
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Seçim Güvenliği İçin

25.04.2015 08:24
Güncellenme:
Takip Et:

Sandık başında oy verme işlemi dışında yapılması gereken işler, seçim belgelerinin güvenli bir şekilde dağıtımı ve geri toplanmasından ibarettir.

Yedi Nisan 2015 tarihli Cumhuriyet gazetesinin Olaylar ve Görüşler sayfasında yayımlanan Prof. Dr. Ali Demirsoy’un seçim güvenliği konusunda yaptığı öneriyi değerlendirmek ve seçim güvenliği konusunda görüşlerimi açıklamak istedim.
Sayın Demirsoy özetle, seçime katılan her partinin, seçim sandıklarına rasgele vereceği bir numaranın, parti sandık gözlemcileri tarafından, seçim günü oy pusulalarının arkasında her partiye ayrılacak yere basmalarını öneriyor. Sayın Demirsoy bu yöntem ile oy pusulalarının daha önce hazırlanamayacağı, hazırlanmış olsa bile bunların yandaşlara dağıtılmasının bir anlamı olmayacağı, seçim sonrasında yenisinin düzenlenemeyeceğini söylemektedir.

Geçerli olan sistem
Şu anda kullanılan yönergelere göre, sandık başkanının seçim günü yapması gerekenler, metnin sonundaki adreste verilmiştir. Bu işlerden seçim güvenliğini ve bu yazının kapsamını ilgilendirdiğini düşündüğüm bazıları şunlardır:
• Her sandığın, sandık başkanının kullanım yetkisinde olan bir sandık mührü vardır.
• Oy zarfları sarı renkli olup arkasında biri Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), diğeri sandığın olmak üzere iki mühür olması gerekir.
• Zarflar ve oy pusulaları filigranlı ve arkası mühürlüdür.
• Eğer sandıktan çıkan geçerli zarf sayısı, o sandıkta oy kullananların sayısından fazla ise fazlalık kadar zarf rasgele seçilir ve açılmadan yakılır. Bu durum zarfların ve oy pusulalarının yok edildiği tek durumdur. Başka hiçbir şekilde belge yok edilmez.
• “Örnek 87” adı verilen tutanak, o sandıktaki seçmen sayısını, oy kullanan seçmen sayısını, geçerli, geçersiz ve boş zarf sayısını, geçerli, geçersiz ve kullanılmamış oy pusulası sayıhassını, oyların partilere dağılımını içermektedir. “Örnek 87”nin sandık kurulu tarafından imzalanmış birer kopyası parti gözlemcilerine verilir.
• Kullanılmış ve kullanılmamış, geçerli ve geçersiz, geri kalan tüm zarflar, oy pusulaları, “Evet” mührü ve tutanaklar torbaya konarak torbanın ağzı mum ile mühürlenir. Torba YSK’ye teslim edilir.

Neden güvenli değil?
Görüldüğü gibi geçerli olan sistem; sandıkta “en az üç parti gözlemcisinin varlığında”, sandık ortamında seçim güvenliğini sağlamaya yeterlidir. Geçerli olan sistemin seçim güvenliğini sağlayamamasının nedenlerinden birincisi ve önemlisi, her sandıkta en az üç parti gözlemcisinin olmayışıdır.
Türkiye’de seçimlerde 174 bin 253 sandık* kullanılmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki partiler bu kadar parti gözlemcisi bulamamaktadırlar. Parti gözlemcilerinin yokluğunda Sayın Demirsoy’un önerisi de işe yaramayacaktır.
Sayın Demirsoy’un bir seçmenin birden fazla oy kullanmasını önlemek üzere yaptığı dijital kimlik önerisine bütünüyle katılıyorum. Geçerli olan sistemin seçim güvenliğini sağlayamamasının bir ikinci nedeni, siyasal partilerin, YSK gibi çalışan bir bürolarının olmayışıdır. Kuşkusuz bu büronun varlığı, parti tüm sandıklarda gözlemci bulundurduğu zaman anlamlıdır.
Parti bunu yapamıyorsa bu büronun varlığı da işe yaramaz. Bu büronun yapması gereken iş, seçim bittikten sonra, sandık gözlemcilerinin getirdiği, resmi niteliği olan ve başka partilerde de aynısı olan “Örnek 87” tutanaklarındaki oy dağılımlarını bilgisayara girmek ve YSK kesin sonuçları ilan ettikten sonra kendi sonuçlarını YSK sonuçlarıyla sandık sandık karşılaştırmaktır. Tutarsızlık durumunda diğer partilerle işbirliği yaparak YSK ve gerekiyorsa yüksek mahkemelere başvurmaktır.

Diğer işlemler
Türkiye’de seçim güvenliğini sağlamak yapılamayacak bir şey değildir. Prof. Dr. Altan Günalp başkanlığında kurulan Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin (ÖSYM) yaptığı işlerden biri Türkiye çapında güvenli belge akışını sağlamaktır. Uzun süre Türkiye’nin en güvenilir kurumlarından biri olarak kalan ÖSYM; sınav belgelerinin Türkiye çapında dağıtımı, sınavın yapılması ve belgelerin geri toplanmasında olağanüstü bir başarı göstermiştir.
Sandık başında oy verme işlemi dışında yapılması gereken işler, ÖSYM’nin yaptığı şekilde, seçim belgelerinin (zarf, oy pusulası, “evet” mührü ve tutanaklar) güvenli bir şekilde dağıtımı ve geri toplanmasından ibarettir. ÖSYM’nin başarısını tekrarlamak YSK ve siyasi partilerin işidir. Seçim yardımı olarak siyasi partilerin en küçüğü devlet bütçesinden 77 milyon TL almaktadır. Sokaklarda balon uçuracaklarına bu paranın bir kısmını seçim güvenliği için parti gözlemcilerine ödemelerine hiç kimse karşı çıkmaz.
www.frmtr.com/ogretmenlerodasi/ 1117830-secim-sandigind a-yapilacak-isler-sirasi-sandi-ba skani-olanlara.html/
* 10 Nisan 2015 tarihli Resmi Gazete.  

E. Prof. Dr. MAHİR ULUSOY

                                                                                             

 

Ezilen Insanın Sessiz Çığlığı

Sol partiler etkilerini artırabilmek için duyargalarını, antenlerini dindar yoksulların düşünce ve duygu dünyasına açmalılar.

Din, birleştirici bir güç olduğu gibi bölücü bir güçtür de. İbn-i Haldun’a göre, din “asabiyet”tir, toplumsal kaynaşma ve dayanışma demektir.
Bir inanç sistemi olan din; ritüel denilen çeşitli simge, ilahi kavram ve törenlerden oluşur. Ritüeller grup dayanışması içinde özleneni yaratmaya, istenmeyen durumları ise engellemeye yöneliktir. Bunun tersi de söz konusudur. İnanç farklarının yol açtığı mezhep aidiyetleri sonucu toplu kırım ve barbarlıklar da görülebilir. Tıpkı Kahramanmaraş, Çorum, Sivas örneklerinde olduğu gibi. Din, iki ucu keskin bir bıçaktır.

Kalpsiz dünyanın kalbi
Din, kalpsiz dünyanın kalbidir. Ezilen insanın iç çekişidir, sessiz çığlığıdır. Acıya karşı yoksulun dayanma gücüdür, ağrı kesicisidir. Dünyanın sürekli cefasını çeken çoğu insan, öteki dünyadaki düşsel sefa ile ancak hayatına bir anlam katabiliyor.
Henüz hakkaniyet ahlakına dayalı laik bir dünya görüşü bütün toplumu bütünleştirebilecek manevi bir etkiye ne yazık ki sahip değil. Eşitsiz bir dünyaya karşı adil bir öbür dünya (ahiret) duygusu, dindar insanın ütopyası olarak kitleler üzerinde etkili olageliyor.
Din olmasa birçok insanın hayatta tutunacağı bir dal kalmayacak.

Öbür dünya ütopyası
Bu nedenle, dindar insanların öbür dünya ütopyası ile bu dünyada güncel yaşam arasındaki büyük eşitsizlik ve keskin çelişkileri “kutsal” metinlerin dilinden yararlanıp açığa çıkarabilmek gerek.
Din sönümlenip gitmedi. Sol partilerin önünde kitlelerin uhrevi duyarlılıklarını ciddiye alıp gereken dersleri çıkarmak gibi çetin bir görev duruyor. Dinsel kavramlar ile gündelik dil arasında örtüşen alanları titizlikle bulup birlikte davranabilme görevi...
Acıya karşı dayanma gücü, etkin bir direnişe çevrilebilir. Edilgence boyun eğişi güçlü bir başkaldırıya dönüştürmenin ortak yöntemleri bulunabilir. Adil bir toplum yaşamının dinsel ve dünyevi gerekçeleri ille de kalın duvarlarla birbirinden ayrı değil. Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal gibi, halkın derdini, tasasını iyi kavrayıp İslamın boyun eğen değil, isyancı dili bugün de pekâlâ geniş kitleleri kavrayabilir.

Ortak ahlaki ülküler
Dindar emekçilerle, cami cemaatiyle ortak ahlaki ülküler temelinde içten bir diyalog kurulabilir. İnsan hakları, demokrasi ve hakkaniyete dayalı bir toplum düzeni için eylem birlikleri oluşturulabilir. Dinlerin kökeninde demokrasinin ipuçlarını ve insan haklarını görebiliriz. Şûra, meşveret, danışma İslamın kökenindedir.
İslam dininde yoksullar, hastalar, engellilere ilişkin çok sayıda ahlaki üstlenim var. Hurafelerin olumsuz kalıntıları yerine dinsel geleneklerin olumlu mirasını da görebilmeli, değerlendirebilmeliyiz.
Örneğin ramazan ayı, İslamda nefsi terbiyeyi, açların halinden anlamayı, haram lokmaya uzak durmayı öğütler.
Oruç bir tür nefse hâkimiyettir, öz disiplindir. Yeni bir güne sabah erkenden temizlenip namazla (beden eğitimiyle), yaşama sevinciyle başlamak, çalışma ve dinlenme ritmi, yas tutma, ağıt yakma, ölülerin gömülmesi gibi ritüellerin hep köklü birer anlamı var.

Sol kadrolar...
Sol siyasal kadrolar, dindarların kavram ve geleneklerini daha iyi öğrenip bunu günlük yaşamın dünyevi diline çevirme yükümlülüğüyle karşı karşıyalar.
Dindarların olumlu gelenekleri, savaş baronlarının ve asalak faizci sermayenin evrensel saldırısına karşı harekete geçirilebilir. Laik devrimcilerle dindar emekçilerin ahlaki yükümlükleri ortaktır.
Sol kadrolar kendi yağında kavrulmamalı. Belli bir çevreye sıkışıp kalmamalı. Sol partiler etkilerini artırabilmek için duyargalarını, antenlerini özellikle emekçilerin, dindar yoksulların düşünce ve duygu dünyasına açmak zorunda.  

CAVLI ÇULFAZ Siyaset bilimci

Yazarın Son Yazıları

Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025