Seçimdeki oy geçişleri
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Seçimdeki oy geçişleri

28.07.2015 08:00
Güncellenme:
Takip Et:

7 Haziran seçim sonuçları oy kayıplarının ve artışlarının yoğun olduğu bir seçim oldu. Peki, 7 Haziran seçim sonuçları ile 2011 genel ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları karşılaştırıldığında karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor?

7 Haziran seçimlerinde AKP yüzde 40.9, CHP yüzde 24.95, MHP yüzde 16.3, HDP yüzde 13.1, SP ise yüzde 2.1, oy aldılar. Partiler sırasıyla 258, 132, 80 ve 80 milletvekili çıkardı.
Kuzeydoğu, Güneydoğu ve Ortadoğu Anadolu bölgeleri mercek altına alındığında; bu üç bölgede HDP 59 milletvekili çıkararak bölgede en çok milletvekiline sahip parti olmuştur. AKP 43, MHP 6, CHP 4 milletvekili çıkarmıştır. Bölgede denge değişmiş, AKP ikinci parti konumuna geçmiştir. HDP oylarının yüzde 53’ünü, AKP yüzde 13’ünü, CHP yüzde 4’ünü MHP ise yüzde 8’ini bölgeden almıştır.
HDP 3.215.520 oy ile bölgede birinci partidir. Oy farkı 960.273 iken bu seçimde HDP 748.804 oy ile öne geçmiştir. Cumhurbaşkanı seçimlerine göre HDP bölgede oylarını yüzde 17 oranında arttırırken, AKP yüzde 2 oranında kaybetmiştir. AKP aslında bölgede aşırı bir güç kaybetmemiştir. HDP’nin “bölge partisi” olması konumunu oldukça güçlendirmiştir.
7 Haziran’da “katılım” yüzde 83.9 ile 2011 genel seçimlerine göre 0.8 oranında artmıştır, yani yaklaşık 4 milyon daha fazla seçmen sandığa gitmiştir. Katılımın yüksek olması tüm partileri etkilerken en çok da HDP’yi etkilemiştir. HDP’nin milletvekili çıkardığı 27 ilde de katılım Cumhurbaşkanı seçimlerine göre yüzde 20 ila yüzde 5 arasındaki oranlarda artış göstermiştir.

Yüzde 12’lik oy kaybı
AKP, 7 Haziran’da 2011 genel seçimlerine göre yaklaşık 2.5 milyon, yani yüzde 12 oranında oy kaybetmiştir. Türkiye genelindeki oy oranı yüzde 9 azalmıştır. En çok oy kaybı yaşayan parti konumundadır.
“Doğal seçmen artışına” bakılırsa yaklaşık 3 milyon 800 bin yeni seçmenin yaklaşık yüzde 49 oranında AKP’ ye oy vermesi beklenirken bu gerçekleşmemiş, tersine 2011 genel seçimlerine göre 2.5 milyon oy kaybetmiştir.
Dolayısıyla, doğal seçmen artışı ile birlikte AKP’nin toplam oy kaybı 2.5 milyon seçmen değil yaklaşık 4 milyon seçmendir. AKP’nin 4 milyon oy kaybının, yaklaşık 1.5 milyonunun MHP’ye, 1.7 milyonunun HDP’ye, 400 bininin ise Saadet Partisi’ne gittiği söylenebilir.

CHP’nin kaybı
CHP’nin 7 Haziran’da yaklaşık 3 milyon 800 bin seçmen artışına rağmen sayısal olarak çok düşük bir oranda -yaklaşık 362 bin, yüzde 3- oy arttırması dikkat çekicidir. Burada doğal seçmen artışı içinde 2011 genel seçimlerindeki oy oranını bile muhafaza edebilseydi, yaklaşık 1 milyon oy artışı gerçekleşebilirdi. Dolayısıyla yaklaşık 626 bin civarında net oy kaybı görülmektedir.
CHP önemli sayıda HDP’ye, diğer partilere minimal düzeyde oy kaybetmiştir. Diğer partilerden minimal oy almıştır. CHP’nin toplam oy kaybı yaklaşık 1 milyon civarındadır. Bu oy kaybı olmasaydı yüzde 26.4 civarında bir oy alabilirdi. Yani yüzde 1.5 oranında oyunu arttırabilirdi.

MHP’ye geçişler
MHP, 2011 genel seçimlerine göre yaklaşık 2 milyon oy artışı ile oylarını yüzde 34 arttırarak ülke genelinde yüzde 3.3’lük artış ile oy oranını yüzde 16.3’e yükseltmiştir. 2011 genel seçimlerine ve doğal seçmen artışına göre yaklaşık 500 bin oy arttırması olağanken, 1.5 milyon daha fazla oy artışı sağlamıştır. MHP’ye oy geçişi önemli ölçüde AKP’dendir.

Seçimin asıl galibi
HDP, 2015 genel seçimlerini kazanan bir diğer partidir. 2011 genel seçimlerine göre 3 milyon 200 bin oy arttırarak (yüzde 115) oy oranını yüzde 6.6’dan yüzde 13.1’e yükseltmiştir. HDP seçmenin yoğun yaşadığı Güneydoğu Anadolu bölgesindeki ortanca yaşın ülke ortalamasından düşük olması nedeni ile doğal seçmen artışından en çok payı alacak parti olmuştur. Dolayısıyla 3 milyon 200 bin oy artışının yaklaşık 500 binin doğal seçmen artışı nedeni ile olduğu düşünülebilir.
Geçmiş seçim sonuçları birlikte değerlendirildiğinde, HDP oylarının, yaklaşık 1 milyon 700 bininin AKP seçmeninden, yaklaşık 1-1.2 milyonunun ise CHP seçmeninden geldiği söylenebilir. Saadet Partisi 7 Haziran’da yüzde 74 ile en çok oy artışı yaşayan ikinci partidir.
Saadet Partisi 2011’deki 550 bin oyunu, 950 bine çıkarmıştır. Burada yaklaşık 400 bin oyun tamamına yakınını AKP seçmeninden geldiği söylenmelidir.

Sonuç
Sonuç olarak; 7 Haziran seçimlerinde yüksek katılım nedeni ile yaklaşık 4 milyon fazla seçmenin oy kullanması tüm dengeleri değiştirmiştir. Olası bir “erken seçim” için de “katılım” yine çok önemli bir etken olacaktır.  

FİLİZ AYDIN KOÇ İstatistikçi / Seçim Analisti

 

-

 

HDP hükümete girsin...

 

Tıpkı Öcalan’ın bir tür Türkiye eşbaşkanı haline gelmesi gibi Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan ve benzerleri de siyasetin önemli şahsiyetleri haline geldiler.

Ama kafaları biraz karışık galiba... Biri HDP’den siyasette yönlendiricilik bekliyor. Öteki, Demirtaş’ın “Emanet oylara saygı göstereceğiz” sözüne, Erdoğanvari bir üslupla “Hooop, ne demek emanet oy! Duymayayım bir daha” diyor. Bir başkası “HDP koalisyona sakın katılmasın, sisteme teslim olmuş olur” diyor. Öteki çok sinirlenmiş, “Çatışmasızlık bitti gayrı! Yol yapıyorsunuz, baraj yapıyorsunuz... Olmaz! Biz vuracağız” diyor. Cumhuriyeti birlikte kurduk. Biz de kurucu unsuruz. Bu durum anayasada ve yasalarda belirtilip gereği de resmen yapılsın, demiyorlar mıydı? Demokrasi, demiyorlar mıydı?
7 Haziran’la birlikte HDP, TBMM’de bugüne kadar olmayan bir başkanvekilliği, bir de katip üyelik kazandı, idare amirleri zaten vardı. Komisyonlardaki üye sayıları artacak. Hazine yardımı almaya başlayacaklar. Bir de koalisyona katılırlarsa, Demirtaş başbakan yardımcısı ve devletin en gizli sırlarının görüşüldüğü Milli Güvenlik Kurulu’nun da üyesi olacak! O beğenmedikleri sistem sadece Diyarbakır değil Ankara, Türkiye’nin tümü yani... Bunların hepsi anayasada, yasalarda yazılı ve demokratik...

Sisteme teslimiyet mi?
Mesela HDP 280 sandalye kazansaydı, Kandil senyörleri hükümet kurmayın, MGK toplantılarına katılmayın mı diyecekti? Veya şimdi niye hazine yardımını, milletvekili maaşını, meclis başkanvekilliğini, kırmızı plakayı, pasaportu da almayın demiyorlar HDP’ye? Bunları “sistem”e teslim olmak saymıyorlar mı?
HDP bu sisteme teslim olmasın diye mi bitiriyorsunuz çatışmasızlığı?
HDP bu sistemin siyasi partiler yasasına göre kuruldu. Seçim yasasına göre seçilip geldiler kaç dönemdir.
Kandil ağaları bunca zamandır, HDP ve öncüllerini sistemin dışında mı sayıyormuş? Öcalan sistemin ta göbeğinde değil mi? Kandil ağaları galiba şundan rahatsız: Başbakan yardımcısı ve bakan olacak HDP’lilerin makam koltuğunun sağ tarafında büyükçe bir Türk bayrağı, arkasında büyükçe bir Atatürk fotoğrafı olacak. “Anıtkabir’e gidip sap gibi dikilmek” zorunda kalacaklar. Başbakan yardımcısı, Türkiye’nin Milli Güvenlik Kurulu üyeliği koltuğunda otururken “özerklik” demek, saçmalamak olacak. Arazideki uzantılar bayrak yakıp Atatürk büstü tekmeler, karakol bombalar, asker öldürürse, HDP çok zor durumda kalacak. AKP’ye zaten çok benziyorlardı; daha da çok benzeyecekler.
Yoksa HDP sistemin yasalarına göre kurulup Türklerden, Çerkeslerden vb. de oy alıp meclise, hükümete, MGK’ye girsin. Hazine yardımını alsın. Bizim çocuklar bayrak yakmaya, Atatürk büstü tekmelemeye devam etsin. Öcalan hapisten çıksın, dağdakiler ovaya inip şirket kursun veya siyaset yapsın. Bizim keleşler de yüklükte dursun; hini hacette çıkarırız. Ama Türk bayrağı, Atatürk resmi, Anıtkabir vesaire olmasın... mı demek istiyor Ağa’lar?

Karar verin
Lafzınızdaki gibi Türkiye Cumhuriyeti kuruculuğunun gereklerinin yapılmasını mı istiyorsunuz, yoksa ruhunuzdaki gibi mutasavver bağımsızlık için silahları yüklükte tutmayı mı? İkincisiyse açıkça söyleyin: Biz parti, siyaset, meclis, bakanlık, başbakan yardımcılığı, hazine yardımı, kırmızı plaka, kırmızı pasaport filan istemiyoruz. Savaşımıza devam eder, bağımsız olabiliyorsak oluruz, deyin.

Samimiyet sınavı
Kurucu unsurluksa kurucu unsurluk... Bu bir samimiyet ve dürüstlük sınavı... Hepsini aynı anda isterseniz solcu da demokrat da olamazsınız; ancak kasaba tüccarı olursunuz. Demokrasi diyorsanız, silahı bırakıp kendi tabirinizle sisteme teslim olacaksınız.
Kusura bakmayın Kandil beyleri! Ya HDP’nin yakasını ve bizim aklımızı bırakın ya silahı! Hem oylar gelsin hem Atatürk olmasın, silah da elimde olsun... Yok öyle...  

ALİ TARTANOĞLU Gazeteci

Yazarın Son Yazıları

Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025