Suriye-Libya Cephe Hattında Kırılmalar - Ahmet YAVUZ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Suriye-Libya Cephe Hattında Kırılmalar - Ahmet YAVUZ

24.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bir buçuk yıl önce Kuzey Suriye-Doğu Akdeniz tek cephedir” diye yazmıştım: (...) Gelişmelerle, Basra Körfezi’nden itibaren kuzeye yönelen, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinden Kıbrıs’a uzanan ve buradan Girit üzerinden Boğazlara ulaşan hat üzerinde bir cepheleşme ortaya çıkmıştır. Cephenin bir tarafında ABD, AB, İsrail, Mısır, GKRY, Yunanistan; diğer tarafında Türkiye, Suriye, İran ve Rusya vardır.” (Odatv, Aralık 2018)

O günden bugüne köprülerin altında çok su aktı. Cephe Libya’ya kadar uzadı. Akdeniz boydan boya tek cephe oldu. Ancak anılan cephede kırıklar oluştu. Fay hatları da denilebilir. Hem de oldukça derin. Tamiri de zor görünüyor…

Zor kurulan cepheler kolay dağılıyor.

Mesela Suriye’de ABD ile başlayan ittifak ilişkisi Rusya ile devam etti. Yeniden ABD’yle devam denildi. Birkaç ay önce Libya’da ateşkes için birlikte hareket edilen Rusya ile rekabet ön plana geçti. Dahası var…

SURİYE’NİN BEDELİ

AK Parti iktidarı, 2011’de, Suriye’de ABD ile Esad iktidarını devirmeye girişti. Ülkeyi ağır bir bedelle karşı karşıya bıraktı. Attığı telafi adımları da henüz güney sınırımızda güvenlikli bir alan yaratmadı. Olası koridoru önleme gayretiyle ulaşılan hedefler, sonucu değiştirmedi. Baş düşman olarak Esad’ı görmesi, ulusal çıkarlara uygun adımlar atmasını engelledi. Suriye’nin bölünmesinin nasıl bir yıkım yaratacağını hâlâ görebilmiş değil ya da bilerek yapıyor!

Fırat’ın doğusunda yeni bir kimlikle yeni bir devletçik adım adım hayata geçiriliyor. Son olarak bölgedeki bütün gruplar birlik oluşturmayı başardı. Barzani de açıkça gelişmelere yön vermeye başladı. Anlaşılan İdlib’de ABD desteğini alabilmek için parçalanmış Suriye’ye rıza gösteriliyor.

Her ne kadar DİB Çavuşoğlu, ABD’nin Suriye’yi bölme çabalarına destek vermiyoruz” dese de Türkiye’nin mevcut politikası, Suriye’yi bölünmeye götürüyor (Hande Fırat, CNNTÜRK, 18 Haziran 2020). Tabii Rusya ve İran ile yürütülen Astana sürecinin mezara gömüldüğünü de anlıyoruz.

Suriye’nin kuzeyini Sünni Arap kimliğinin hâkimiyet alanı haline getirmek başarı değildir. Bugünün çözümü yarının sorunudur. İdlib, bunun daha da ötesinde bir anlam taşıyor. İçinde bütün Selefi yapılar cirit atıyor. Halen sıkıntılıdır, gelecek için ise büyük endişe kaynağıdır.

Yurtiçinde baktığımız beş milyonu aşkın Suriyeliye ek olarak bu bölgedekileri de beslemenin maliyeti tam olarak kamuoyuyla paylaşılmış değildir. Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın açıklamalarından (Özlem Gürses, Halk TV, 12 Haziran 2020) bu bedelin 80 milyar doları aşmış olduğu anlaşılıyor.

Bu rakamın bir kısmı BM ve AB’den gelen paralardan oluşuyor. Türkiye bütçesinden yapılan harcama 51.1 milyar dolar olarak ifade edilse de gerçek rakam 80 milyar dolar civarında olmalı. Çünkü yapılan açıklamanın dayandığı örneklemin sonucu ortaya çıkan rakamların askeri harcamaları içermediğini öğreniyoruz. Verdiğimiz canları saymıyorum!

Sonuç olarak Suriye’nin parçalanmasından kaynaklı olanı bir yana, şimdilik ağır bir mali bedel söz konusudur. Ekonomik sıkıntı, ABD ile yakınlaşmanın muhtemel sebeplerinden biri gibi duruyor.

LİBYA’DA DURUM

Deniz yetki alanlarının belirlenmesinde Libya’da Ulusal Uzlaşı Hükümeti (UUH) ile yapılan mutabakat ulusal çıkarlarımıza uygundu. Akdeniz’de avantaj sağlayan bu anlaşmadan sonra Sarraj iktidarının desteklenmesi kaçınılmazdı.

Yapılan yardımlar Trablusgarp kuşatmasını ortadan kaldırdı. Libya’da güç mücadelesi farklı bir boyuta ulaştı. Hafterin gücü kırıldı. Bunlar olumlu gelişmeler. Ancak henüz sonuç alındığı söylenemez. Zira karşıt cephenin arkasında duran güçlerde değişiklik olmadı.

Sanırım bu duruma çözüm olarak ABD ile yürüme kararı alındı. Bu konuda kamuoyuna yansıyan açık ifadelere tanık olduk. CB Erdoğan’ın Trump’a mektubu ilk işaretti. Ardından DİB Çavuşoğlu’nun açıklamaları geldi. Bu arada ABD’nin Ankara eski büyükelçisi Edelman’ın verdiği bir röportajda, Amerika’nın Libya’da etkinliği artan Türkiye ve Rusya’ya karşı hareket etmesi gerektiğini” belirtmesi, meseleyi ilginç kıldı (9 Haziran, https://boldmedya.com).

Bu noktada bir tuhaflığın altını çizmeliyiz: Libya’da Türkiye ve Rusya zaten karşı karşıya. Edelman, ABD’nin, her ikisinin de etkinliğini kırmasını öneriyor!

Nasıl olacak?

Gönen, Türkiye’nin Libya’da ABD ile yürümek istiyor olduğudur. NATO’nun devreye girmesine ilişkin talep ise Fransa’nın da karşı cephede yer alması nedeniyle şimdilik bir seçenek olamaz. Öte yandan Rusya’nın Suriye’den sonra Libya’ya yerleşmesi Batı’nın kolay kabul edebileceği bir durum değil. Paralelliği sağlayan da bu olsa gerek…

Bu durum Türkiye’ye bir hareket alanı yaratıyor. Doğru. Ama Akdeniz merkezli çıkarı korumak daha farklı yaklaşımları gerektiriyor.

Türkiye’nin Akdeniz’deki çıkarları ortada dururken, Suriye’nin parçalanması vahim bir duruma işaret ederken, Rusya ile daha büyük bir kırılmayı içinde barındıran seçenekleri tercih etmek, cephedeki kırıkları gidermez. Aksine derin fay hatlarına dönüştürür. Hatta karşıtlık doğurur.

Libya’da önemli diğer bir husus, olası çözümün toprak bütünlüğü içinde sağlanması zorunluluğudur. Çünkü esas maksat sadece deniz yetki alanlarının belirlenmesiyse, bölünmüş bir Libya sorunu çözmez. Zira mutabakatı geçerli kılacak olan arazi kesimi Libya’nın doğusundaki Bingazi bölgesidir. Bu bölge, karşılıklı deniz sınırını geçerli kılacak karasal alanı oluşturmaktadır.

KENDİNİ DAYATAN TERCİH

Suriye ve Libya Türkiye’nin gücü açısından bileşik kapları andırıyor. Mevcut birikim ikisini birden doldurmaya yetmiyor. Gereklilik bir yana bırakıldığında yeterlilik açısından dahi zorluk kendini belli ediyor: Ekonomik güç, sınırlarımı zorlama” diye bağırıyor. Askeri gücün de çok geniş bir cepheye dağılması arzu edilen bir durum değildir. O halde bir tercih kendisini dayatmıştır. Bu tercih ne olmalıdır?

Her iki ülkenin de toprak bütünlüğü mutlaka sağlanmalıdır. Libya’daki çıkarlar Akdeniz jeopolitiğine doğrudan bağlı olduğu için önceliklidir. Üstelik oradaki varlık meşrudur. Davet üzerine gidilmiştir. Suriye’de rejimi değiştirme gayreti ise ne meşrudur ne de ülkenin yararınadır.

Yapılması gereken Suriye’ye ve Suriyelilere kaynak aktarmak değil, bu harcamalara son vermektir. Güvenlik kaygılarını giderecek önlemleri alarak Suriye devletini Rusya ve İran ile birlikte ayağa kaldırmaktır. Bu tercih Libya özelinde kırılan ve tamiri mümkün görülmeyen Türkiye-Rusya ilişkilerini cephenin geri kalanında ayakta tutmaya yarayabilir. Suriye’yi de parçalanmaktan kurtarabilir. Tabii parçalanma arzu edilmiyorsa... Ayrıca Mısır üzerinde etki oluşturabilir.

Ümit Özdağ, 2001 ekonomik krizini tetikleyen etmenin 1999 İstanbul depremi olduğuna; mevcut ekonomik krizin kökeninde ise ülkenin Suriye politikasının bulunduğuna dikkat çekmektedir. Katıldığım bir görüştür.

Koronavirüs salgınının getirdiği bedel de eklendiğinde, Suriye’de karar verme zamanıdır. Geç de olsa... Büyük bir bedel ödenmiş de olsa…

Akdeniz’in iki yanındaki iki çatışma alanından birini sönümlendirmek, kırık dökük de olsa, cephenin bir kısmını ayakta tutabilir. Çünkü doğusu ve batısıyla Akdeniz’de daha fazla yalnızlık iyi değildir.

AHMET YAVUZ

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025