İşsizlik: Hayatları askıda kalan insanlar
Veysel Ulusoy
Son Köşe Yazıları

İşsizlik: Hayatları askıda kalan insanlar

25.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ekonomik büyüme, enflasyon, dış ticaret verileri gibi birçok göstergenin bir görünen bir de görünmeyen yanı vardır. Görünen kısmı bize ilk sunulduğunda gürültü eşliğinde tartışılıp etkisi kısa sürede söner. Görünmeyen kısmı ise özellikle bizim gibi ülkelerde tüm etkisi ile piyasaları yakar geçer.

İşsizlik ve istihdamın görünmeyen kısmı maalesef sönmeyen bir yangın yeri. Bu yazımızda bu ortamın özelliklerini ele alıp uzun süreli ve kalıcı bir toplam işsizliğin yine kalıcı bir ekonomik depresyonla nasıl eşanlı gittiğini analiz edeceğiz.

Önce isterseniz o klasik işsizlik verilerinin analizi ile başlayalım.

İşsizlik oranı tanım itibarıyla işsiz sayısının toplam işgücü içindeki payıdır. İnanılmaz bir şekilde bu pay (oran) son yıllarda sanki cetvelle çizilmiş bir grafik görünümü ile yüzde 8.5’te sabitlenmiştir (grafikteki en alt çizgi).

Image

İşsizlik (Kaynak: TÜİK)

İşsizliğe en basit yaklaşımla baktığımızda, buraya kadar her şeyin normal olduğu söylenebilir. Durağan bir görünüme sahip olan bir zaman serisine göre ülkemizdeki manşetlere konu olan bu işsizliğin çok da sorun olduğunu söylemek doğru değildir. Hele de enflasyonun yarattığı hayat pahalılığı ve onun yakıcı rolüyle karşılaştırdığımızda işsizlikteki bu sakinliğin ülkemiz için bir lüks gösterge olduğu söylenebilir.

Ancak bu istatistik buzdağının görünen yüzü.

Esasında işsizlik sadece tek oranla hesaplanmaz, yorumlanmaz.

İşsizlik bize verilen bir oranın ötesinde, enflasyonda olduğu gibi toplumsal etkisinin de kapsandığı birkaç farklı ölçü ile hesaplanır. Resmi işsizlik oranı genel olarak bize “işi olmayanları” gösterir. İşsizliğin hesaplanan ama görünmeyen kısmında ayrıca tam zamanlı çalışmak isteyip yeterli saat bulamayan kişilerin de kapsandığı bir işsizlik oranı daha vardır.

Tek başına okunduğunda istikrar hikâyesi anlatan yalın işsizlik oranı bu eksik istihdam ile beraber alındığında 8 olan oran yüzde 19’lara çıkıyor.

Çalışıyor gibi görünen ama tam zamanlı iş bulamayan, geliri yetmeyen, geçici işlere tutunan büyük bir kitlenin istatistiğidir bu. Bu, işsizliğin azalmasından çok, işin niteliğinin bozulduğunu gösteren veridir.

Daha çarpıcı olan ise işsizlerle potansiyel işgücünü kapsayan gösterge. Bu oran en son yüzde 20’lerde seyretmektedir. Başka bir ifadeyle, her beş kişiden biri ya işsiz ya da çalışmaya hazır olduğu halde iş aramaktan vazgeçmiş durumdadır. Bu artış, ekonomide sorunun istihdam yaratmakla sınırlanmayacağını, işgücü piyasasında ümidin, bekletinin ve bağın koptuğunu anlatıyor bize.

En geniş çerçeve ise atıl işgücü olarak adlandırılan işsizlik türü. Bu potansiyel işsizlik diğer adıyla.

Kasım 2023’te yüzde 23 civarında gerçekleşen oran şimdilerde yüzde 30’lara gelmiştir. Toplam potansiyel işsizliği gösteren bu grup asıl alarm veren orandır.

Bu yapısıyla sadece işsizliği değil, ekonominin boşa akan insan gücünü görmekteyiz bu kapsamda.

Ülkemizde çalışabilir, ya işsiz ya eksik çalışıyor ya da çalışmaya hazır olduğu halde ekonominin dışında tutuluyor.

Bu esasında geçici bir dalgalanma değil yaklaşık on yıldan bu yana alarmları ile sosyal refahımızı etkileyen bir bunalımın resmi olarak yaşamımızda yerini alıyor.

Sorun bu yapısıyla görünümde değil buzdağının altındaki derinliklerde.

İnsanlar hem işsiz kalıyor hem işe tutunamıyor, geçinemiyor hem de iş aramaktan vazgeçiyor. Ekonomi, emek kaybını işten çıkararak değil, insanları yavaş yavaş piyasanın kenarına iterek yolunu aramaya çalışıyor.

Hal böyle olunca sadece günümüzün değil, yarının, yarınların da sorunu haline geliyor işsizlik. Atıl kalan emek, zamanla beceri kaybına, gelir erozyonuna ve toplumsal umutsuzluğa dönüşüyor. Bu yapısıyla sorun istihdam yaratmaktan öte yaratılan işin yaşatıcı olup olmadığı konusuna geliyor.

Bu yüzden yüzde 29’lara dayanan toplam işsizlik yalnızca bir oran değildir. Yaklaşık 10 yıldır süren ekonomik çöküntünün insanlarda bıraktığı yorgunluğun, vazgeçişin ve bekleyişin toplamıdır.

Özetle, her kriz, potansiyel işsizliği biraz daha büyütür. Potansiyel işsizlik büyüdükçe yeni krizlerin toplumsal zemini genişler. Ekonomi böylece rakamlarla değil, hayatları askıda kalan insanlar üzerinden kendini tekrar eden bir kırılmaya sürüklenir. 

Yazarın Son Yazıları

İşsizlik: Hayatları askıda kalan insanlar

Ekonomik büyüme, enflasyon, dış ticaret verileri gibi birçok göstergenin bir görünen bir de görünmeyen yanı vardır.

Devamını Oku
25.01.2026
Emekli

Çalışma hayatları boyunca ödedikleri prim ve vergiler karşılığında, üretim sürecinden çekildikten sonra ekonomik anlamıyla ertelenmiş gelir elde eden kişilerdir emekliler.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni teknoloji, eski ekonomi politikaları

Yeni bir döşümün eşiğindeyiz.

Devamını Oku
28.12.2025
Hangi devlet?

Devlet, insanın doğal gelişiminin son ve en olgun aşamasıdır.

Devamını Oku
14.12.2025
Vasat siyaset tuzağı

Bir ülkede orta gelir seviyesine ulaştıktan sonra, teknolojik gelişme için yapılan harcamaların birim maliyetleri düşürmemesi ve diğer girdi maliyetlerdeki artışın getirdiği ekonomik yavaşlamaya paralel olarak büyüme modellerinin uygulanmasında aksaklıklar ortaya çıkar.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukukun üstünlüğü, ekonomik büyüme... Osimhen ve Mario Lemina örneği

Bir ülke adının veya devletin önüne sıfat koyup onu tanımlarken çok dikkatli olmak gerekir.

Devamını Oku
16.11.2025
Yapısal değişim ve ithal ikamesi: Açık ama korumacı bir model

Türkiye’de kendini sadece öğretici değil, aynı zamanda topluma karşı sorumlu hisseden ekonomistler uzun zamandan beri yapısal değişimin gerekliliğini vurguluyor.

Devamını Oku
02.11.2025
Enflasyon normalleşmedi, tabelası değişti

Son aylarda Türkiye’de enflasyonun düşme trendine girmesine dair anlatı daha çok ölçüm ve etiketlemedeki değişimle ilgilidir.

Devamını Oku
19.10.2025
Türkiye ekonomisinde fiyat düzeyi-gelir uyumsuzluğu: Pahalı ama fakir paradoksu

Enflasyon ülkemiz dışında çoğu ülkede artık bir sorun olmaktan çok uzaktadır.

Devamını Oku
05.10.2025
Bir ekonomi politikası hikâyesi...

Ekonomi politikaları toplumun sosyal refahını daha yukarılara çıkarmak ya da sıkıntılı zamanlarda piyasa dengelerini yeniden ayarlamak için kullanılır.

Devamını Oku
21.09.2025
Yapısal çürüme

Devletteki çürüme kurumsal çöküş ile son noktaya evrilir.

Devamını Oku
07.09.2025
Bir temiz vurgun: döviz kuru korumalı mevduat

Ekonomimizde tarif edilemez bir yalancı mutluluk yaşanıyor bugünlerde. Yanlış anlamayın...

Devamını Oku
24.08.2025
Sahte profesör, sahte ekonomi

Ahlaki çöküntü toplumsal bir olgu haline geldiğinde onun elinden kurtulmak yıllar alır.

Devamını Oku
10.08.2025
Sözde büyüme, gerçekte fakirleşme: Bir derecelendirme hikâyesi

Sizi yönetenlerin ülke notumuz yükseldi kelimesi kapsamında sevindiklerine bakmayın.

Devamını Oku
27.07.2025
KTV-karbon tüketim vergisi, terörsüz Türkiye ve eğitim kalitesinin ortak noktası

Ekonomik ve siyasal sürecin sanki önümüzdeki pazar günü seçim olacak fikri üzerine kurulu olduğu ülkemizde yeni proje diye yapılan tanıtımların sayısında ivme artışı gözlemliyoruz son günlerde.

Devamını Oku
13.07.2025
Asgari ücret ve enflasyon… ya döviz kuru!

Asgari ücretteki artış enflasyon oranını yukarılara taşır mı? Bu soru çoğu ekonomist tarafından ampirik olarak incelenmiş ve sorunun sade bir yanıtının olmadığı, etkileşimin çeşitli nedenlere ve olgulara bağlı olarak değiştiği gözlemlenmiş ve veri analizleri ile ortaya konmuştur.

Devamını Oku
29.06.2025
İstanbul Üniversitesi: Bir diploma iptali oyunu ve yarattığı maliyet

Sahnenin en çarpıcı bölümü ise sanki tüm yanlışlıkları ve usulsüzlükleri sadece bir siyasi partinin kamu yöneticileri yapıyormuş algısının vurgulandığı kısımdır.

Devamını Oku
15.06.2025
Hastalıklı büyüme

Ulusal gelirimiz 2025 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2 arttı. Bunu TÜİK söylüyor.

Devamını Oku
01.06.2025
Jeoekonomik ticaret politikası

ABD-Çin arasında tarife yani uluslararası ticarette ithalatta alınan vergilerin artırılması ile yeniden başlayan ekonomik savaşlar tedarik zincirindeki kırılmaları tetiklemeye devam ediyor.

Devamını Oku
18.05.2025
Buğday ve döviz kuru

Buğday ve döviz kuru

Devamını Oku
04.05.2025
Orta gelir-siyasi tuzak

Orta gelir-siyasi tuzak

Devamını Oku
20.04.2025
Boykot

Boykot

Devamını Oku
06.04.2025
Özel çıkar grubu

Özel çıkar grubu

Devamını Oku
23.03.2025
Gıda enflasyonu

Gıda enflasyonu

Devamını Oku
09.03.2025
İnsan sermayesi, yolsuzluk...

İnsan sermayesi, yolsuzluk...

Devamını Oku
23.02.2025
Merkez Bankası ve ekonomik durum

Merkez Bankası ve ekonomik durum

Devamını Oku
09.02.2025
Yapay zekâ ve bizdeki zekâ

Yapay zekâ ve bizdeki zekâ

Devamını Oku
26.01.2025
Tehlikenin farkına varmak

Tehlikenin farkına varmak

Devamını Oku
12.01.2025
Ekonomik büyüme ve refah

Ekonomik büyüme ve refah

Devamını Oku
29.12.2024
Silkeleme

Silkeleme

Devamını Oku
15.12.2024
Fakirsiniz çünkü...

Fakirsiniz çünkü...

Devamını Oku
01.12.2024
Çaput

Çaput

Devamını Oku
17.11.2024
Neden sürekli kriz içindeyiz?

Neden sürekli kriz içindeyiz?

Devamını Oku
03.11.2024
Bir çöküşün hikâyesi

Bir çöküşün hikâyesi

Devamını Oku
20.10.2024
Kurnaz ekonomik politikaları ve döviz kuru

Kurnaz ekonomik politikaları ve döviz kuru

Devamını Oku
06.10.2024
Eğitim, eğitim kurumlarında hijyen ve gelişmişlik

Eğitim, eğitim kurumlarında hijyen ve gelişmişlik

Devamını Oku
22.09.2024
Ekonomi programının anatomisi

Ekonomi programının anatomisi

Devamını Oku
08.09.2024
Çiftçi

Çiftçi

Devamını Oku
25.08.2024
Körüğe gerek yok

Körüğe gerek yok

Devamını Oku
11.08.2024
Tecrübe ederek öğrenme

Tecrübe ederek öğrenme

Devamını Oku
28.07.2024