Köşe Yazısı

A+ A-
Miyase İlknur

‘HDP’nin vahim sapmasının sonucu’

24 Ağustos 2019 Cumartesi

Diyarbakır, Van ve Mardin’in HDP’li belediye başkanlarının İçişleri Bakanlığı tarafından görevden el çektirilip yerine kayyım atanmasının nedeni çok açık. Tek suçlu HDP’nin bizzatihi kendisidir. Nedeni de yukarıdaki başlıkta anlatıldığı gibi “HDP’nin vahim sapmasının sonucudur.” Bu sözü biz söylemiyoruz. Bunu söyleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.

Ne zaman söylemişti Bahçeli bunu?
İstanbul’un yenilenen 24 Haziran seçiminden birkaç gün önce. Niye söylediğini de hemen anımsatalım. Cumhurbaşkanı’nın özel girişimiyle İmralı’dan elden mektup alınmış ve seçimlerde HDP’nin 31 Mart seçimlerindeki gibi CHP’nin ana gövdesini oluşturduğu Millet İttifakı’na oy vermeyip tarafsız kalması çağrısında bulunulmuştu. Yetmemiş, parlamentodaki muhalefet liderlerine kapalı olan devletin televizyonunda Interpol’ün kırmızı bültenle arananlar listesinde olan Osman Öcalan da HDP’ye aynı çağrıyı yinelemişti.
HDP yönetimi ve cezaevindeki HDP’nin eski eş genel başkanı bu mektubu “ha, ” diyerek karşılamış ama yine de Millet İttifakı’na desteği sürdürmüşlerdi. İşte o günlerde, yani HDP’nin seçimlerde Millet İttifakı’na desteğini sürdüreceğini açıklaması üzerine en çok sinirlenen de MHP lideri Bahçeli olmuştu. Bahçeli’nin “Teröristbaşının mektubu HDP’nin vahim sapmasına, zillet ittifakına verdiği rezil desteğine itirazın, tepkinin ve bundan duyduğu rahatsızlığın eseri ve sonucudur” sözlerinin meali, “Önderlik dediğiniz makamın talimatına niye uymuyorsunuz ülen nammısızlar!”dır bize göre.
Ne günlere kaldık? Milliyetçi bir partinin lideri ayrılıkçı ve terörist olarak gördüğü kişinin talimatına uymadıkları için bir partiyi vahim bir sapma ve rezil bir politika gütmekle suçluyor. Teröristbaşı dediği kişinin talimatına uyulması halinde ise HDP kendi çizgisinden sapmamış olacak.
İşte görevlerinden alınan ve yerlerine kayyım atanan HDP’li belediye başkanlarının başlarına gelen de Bahçeli’nin dediği “bu vahim sapma ve millet ittifakına verdiği destek” nedeniyledir. HDP Millet İttifakı yerine Cumhur İttifakı’na destek vermiş olsaydı bu başkanlar o makamlarında paşa paşa otururlardı. Diyeceksiniz ki, ama geçmişte de bunlar görevlerinden alındı ve yine kayyım atandı. Ama o zaman da HDP lideri Demirtaş, “Seni başkan yaptırmayacağız” diye meydan okumuştu da ondan. Ayrıca yine seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başkan seçilseler de biz onları başkan yaptırmayacağız” diye önceden sinyal vermişti. Onun sözlerinin meali de “Güzellikle bizim adayımızı seçtiniz seçtiniz, yoksa siz HDP’liyi başkan seçtirseniz de biz onu o makamda tutmayacağız.”
E, şimdi bu sözlerden sonra belediye başkanları için görevden el çektirme gerekçelerine toplumu inandırmak bu saatten sonra zor. Eğer seçim öncesi bu tür açıklamalar olmasaydı kamuoyunda şüpheler oluşmazdı.
İçişleri Bakanlığı’nın görevden alma açıklamalarına baktığımızda terörle iltisaklı kişilerle görüşmek, terörist cenazesine katılmak, araç tahsis etmek vs. diye uzayıp gidiyor. Kürt açılımı sırasında çadır mahkemesi kuranlar, operasyon için izin isteyen komutanlara valilikler eliyle engel olanlar, silah yığınağı yapılırken görmezden gelen mülki amirler terörle iltisaklı olmadı ama. Çünkü o zaman rüzgâr başka türlü esiyordu.
Peki, o zaman FETÖ’nün devleti ele geçirmesi için mıntıka temizliği yapan AKP iktidarına da bir savcı çıkıp terörle iltisaklı diye dava açarsa ne olacak? Açamayacağını biz de biliyoruz ama mesela dedik.
Orduda FETÖ temizliği yapıldığında, subaylıktan atılanlar AKP’li belediyelerde işe alınmadı mı?
Daha geçen hafta Cumhurbaşkanlığı Yüksek Danışma Kurulu Üyesi Bülent Arınç, bir FETÖ firarisinin işyerini ve ailesini ziyaret etti. Hadi buyurun, Arınç hakkında dava açın. FETÖ’nün yayın organı gazetenin en büyük hissedarı olan Tamince’nin kızının düğününe devlet erkânı koştura koştura gittiğine tanık olduk.
Pardon terörle iltisak mı dediniz?

Kılıçdaroğlu niye taraf oldu?
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Arnavutluk’taki Bektaşilerin Tomor Dağı’ndaki törenlerine katılması Türkiye Bektaşilerini üzdü. Zira yıllardan beri Arnavutluk’taki Baba Mondi, kendisini dünya Bektaşilerinin lideri olarak lanse ediyor. Türkiye’deki Bektaşiler ise Bektaşiliğin merkezinin Hacıbektaş olduğunu, tekke ve zaviyeler kapatılırken Atatürk ile o zamanki postnişin Salih Niyazi Baba’nın yaptığı anlaşma sonucu geçici olarak Bektaşiliğin merkezinin Arnavutluk’a kaydırıldığını belirterek bu durumun son bulduğunu öne sürüyorlar. O nedenle epey bir süredir Arnavutluk Bektaşileri ile Türkiye Bektaşileri arasında soğuk rüzgârlar esiyor ve birbirlerini tanımıyorlar. Hacıbektaş dergâhı müzeye dönüştürülse bile Bektaşi erkânı yürüyor ve Dedebabası ve halife babaları da yola hizmeti sürdürüyorlar. Türkiye Bektaşileri, Kılıçdaroğlu’nun törene katılarak Baba Mondi’nin mesnetsiz iddialarına meşruiyet kazandırdığını düşünüyor ve üzüntülerini dile getiriyorlar.

Tümü Miyase İlknur - Son yazıları

Devr-i sabık 14 Eylül 2019 Cmt
İmamoğlu’nu bekleyen tehlike 7 Eylül 2019 Cmt
Hışto’nun hançeri 31 Ağustos 2019 Cmt

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Devlet Bahçeli