Meşum
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Meşum

28.12.2013 01:53
Güncellenme:
Takip Et:

İngilizce “ominous” (om’nıs) sözcüğünün karşılığı olarak internetteki “tureng” sitesinde şu sözcükler sıralanıyor:
Hayra yorulamayan, insanın keyfini kaçıran, kara, kaygı verici, kötülük habercisi, meşum, netameli, şom, uğursuz...
Bunlara yaklaşık olarak aynı ya da benzer anlamlar taşıyan başkaları da sanırım eklenebilir.
“Meşum” bir zamanlar çok kullanılan, anlam yükü, çınıltısı, söylenişindeki vurgu ve çağrışımlarıyla çok güçlü bir sözcük.
“Meşum bir olay” denildiğinde, daha kötüsü olamayacak kadar can sıkıcı, berbat, kötü, iç karartıcı bir olaydan söz ediliyor demektir...
“Şom” sözcüğü de aynı kökten türetilmiş olmalı...
“Şom ağızlı”, ağzından hep kötü haberler çıkan birini betimlemede Türkçemizin pek güzel deyimlerinden biridir...
İngilizcesinden başlayıp bunları nereden çıkardın derseniz, New York Times gazetesinin 26.12.2013 tarihli sayısındaki bir haberin giriş cümlesinden diye yanıtlayacağım...
Bu uzunca cümlede özetle, üç bakanın çarşamba günü ansızın istifa etmeleri ve bunlardan birinin ayrılırken Başbakan’ın da çekilmesi gerektiğini söylemesinden sonra, Türk hükümetini kuşatan yolsuzluk kovuşturmasının Başbakan’a yönelik “meşum, uğursuz, kaygı verici vb...” bir boyut kazandığı dile getiriliyor...
Cümleyi okuduğumda, özellikle, yukarıda dilimizdeki karşılıklarını aktardığım sözcük üzerinde düşünmekten kendimi alamadım..
Meşum, uğursuz, can sıkıcı, iç karartıcı olan nedir?.. Ya da bütün bunlar kimin için böyledir?..
Olayın bütününe bakıldığında, her türlü kötülük nitelemesini hak eden bir durumun söz konusu olduğu elbette bir gerçek...
Fakat bu niteleme neden, kovuşturmanın özellikle Başbakan’a yönelmesiyle ilgili olarak kullanılıyor?
Bunları yazarken, ilgili sözcüğün, “daha kötüsü olamayacak, kötünün kötüsü” gibi bir anlamda kullanılmış olduğunu duyumsuyorum...
Fakat yine de bir itirazım var...
Kovuşturmanın söz konusu kişiye yönelmesini ben, uğursuz değil uğurlu, hayırsız değil hayırlı, iç karartıcı değil iç açıcı, meşum değil ülkemizi karanlıktan aydınlığa çıkarıcı bir yöneliş olarak görüyorum...
Tabii, şu satırları yazmakta olduğum sırada başbakanlık koltuğunda oturmaya devam etmekte olan kişi bakımından değil, ülkemiz bakımından...

***

Bütün iktidarı süresince sadece bu konuda değil hiçbir konuda ödün vermeyen, uzlaşmaya yanaşmayan Tayyip Erdoğan, kabinede yapmaya mecbur kaldığı değişikliklerle, hükümetine ve kişisel olarak kendisine ve yakınlarına yönelik (aslında çok uzun zamandır halkın ağzındaki) ağır yolsuzluk, haksız zenginleşme, yabancı bankalarda yüklü para sahibi olma vb. suçlamalarından kurtulabilecek mi?
Bu konuda da yine 26 Aralık gününün Cumhuriyet gazetesinde, Ankara temsilcimiz Utku Çakırözer’in “Erdoğan’ın Kontrolü Kaybettiği An” başlıklı yazısında ilginç bir kavramla karşılaştım...
Halkta egemen olan “yolsuzluk” algısını değiştirecek bir “illüzyon” (yanılsama, algı yanılgısı) yaratmak...
Utku Çakırözer, “algı yönetimi” adını verdiği bu yöntemle Başbakan’ın halkın yolsuzluk algısını değiştirmeyi planladığını, ancak istifaya zorlanan bakanlardan birinin doğrudan doğruya kendisini hedef almasıyla bu planın da zora girdiğini belirtiyor...
Halkta gerçek dışı, sahte algılar yaratarak toplumları yönetmek, diktatörlüklerin başlıca yönetim yöntemlerindendir...
Fransız toplum bilimci Gustave Le Bon’un bir süredir başucu kitaplarımdan biri olan “Kitleler Psikolojisi”nde bu çok önemli konu enine boyuna irdelenir...
Diktatörler bu yöntemi içgüdüleriyle de olsa bilirler ve uygularlar...
Tayyip Erdoğan her fırsatta uyguladığı bu algı ve gündem değiştirme, gerçekliği saptırma yönteminden kolayca vazgeçebilir mi?
Kabine değişikliği ve sonrasında söyledikleri bu gerçeği karartmaya çalışarak algı değiştirme yönteminden vazgeçemeyeceğini, tam tersine dozunu daha da arttırarak sürdüreceğini gösteriyor.
Peki, bu yöntem bir kez daha başarı kazanabilecek mi?..
Hiç sanmam...
Toplumun aydın kesimlerinin dışına taşarak geniş halk kitlelerine yayılmakta olan hoşnutsuzluk ve tepkiler, ülkemizin meşum bir dönemi geride bırakmaya çok yaklaştığını gösteriyor...

Yazarın Son Yazıları

Zulüm devri

Ülkelerin yaşamında çeşitli sıfatlarla nitelelenen dönemler, eski adıyla devirler vardır.

Devamını Oku
14.01.2026
Venezüella’da olan

Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.

Devamını Oku
07.01.2026
Yeni bir yıla doğru

İnsanlık iki hafta sonra yeni bir yıla giriyor.

Devamını Oku
17.12.2025
Barbarlar

İzlenebilecek bir film arayışında TV kanallarında gezinirken Güney Afrikalı-Avusturyalı romancı John Maxwell Coetzee’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış “Barbarları Beklerken”e rastladım.

Devamını Oku
10.12.2025
Ümmet

Haftada bir kez yazmanın “trajedi”si, sizin yazmayı tasarladığınız güncel bir konunun sizden önce başka yazarlarca yazılması oluyor.

Devamını Oku
03.12.2025
İmralı

Başka ülkelerde de öyle midir bilmem ama bizde siyasal örgütler arasında bir konu tartışılırken sanki irdeleyici-çözümleyici akıldan çok duygular-suçlamalar egemen oluyor.

Devamını Oku
26.11.2025
İddianame

Türkiye’de bugün hukukla ilgili kurumların en az güven duyulan kamusal kurumlar arasında en ön sırada yer aldığını, bu kurumların giderek siyasal erkin hukuk bürolarına dönüşmekte olduğunu iddia ediyorum.

Devamını Oku
19.11.2025
İki şiir

Gazetemiz Cumhuriyet ve Kadıköy Belediyesi’nce 7-9 Kasım günlerinde Kadıköy’de düzenlenen şiir günlerinde...

Devamını Oku
12.11.2025
Seraf Özer’in konuşması

Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. ve yazar sayın Ahmet Özer’in kızı ve avukatı sayın Seraf Özer’in 31.10.2025 tarihindeki Aile Dayanışma Ağı’ndaki konuşmasında söylediklerini bir ölçüde özetleyerek de olsa okurlarımla paylaşmak istedim...

Devamını Oku
05.11.2025
Zulümle imtihan

Yazımın adı ne olmalı diye pazar gecesinden beri, şu sözcükleri yazmakta olduğum pazartesi öğleye kadar düşündüm.

Devamını Oku
29.10.2025
Hayâsız

İkinci a harfi üzerinde düzeltme (ya da inceltme, şapka vb.) işareti ile hayâ, utanma, utanç duygusu anlamına gelen bir sözcük.

Devamını Oku
22.10.2025
Sosyal demokrat bir lider nasıl olmalıdır?

Genç arkadaşım, değerli dostum ve düşündaşım profesör Okan Toygar’ın benimle yaptığı söyleşiler toplamı bir iki hafta önce bir nehir söyleşi olarak “Hayatımız Güzeldir” başlığı ve “Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” alt başlığı ile yayımlandı.

Devamını Oku
15.10.2025
Grup Yorum 40 yaşında

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Yıldız Üniversitesi Şehir Planlama öğrencisi dört arkadaşın (Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan, Kemal Sahir Gürel) birlikte 1985 yılında kurdukları Grup Yorum, içinde bulunduğumuz 2025 yılında kırk yaşına basmış oluyor...

Devamını Oku
08.10.2025
Kara mizah

Zihnimde beliren kavramın karşılığını ve açıklamasını bulmak için internete baktığımda kara komedi de denen kara mizah kavramının en yakın açıklamasını TDK sitesinde buldum...

Devamını Oku
01.10.2025
Kara Bir Rüzgâr

Kara bir rüzgârdı üstünde bir yurdun...

Devamını Oku
24.09.2025
Erdem ve Erdemsizlik Üzerine

Utanç insana özgü bir duygu sanılır...

Devamını Oku
17.09.2025
Türk Türkçe Türkiye

Türkler Türkiye’yi oluşturan etnik unsurlardan sadece biri mi; yoksa öncü-kurucu etnik grup olarak aynı zamanda ülkeye adını veren topluluk mudur?

Devamını Oku
10.09.2025
30 Ağustos ruhu ve karşıtlığı

30 Ağustos ruhu; akıl, öngörü ve cesaret demektir.

Devamını Oku
03.09.2025
Felsefenin tesellisi

Geçen yaz okumayı tamamlayamadığım başucu kitaplarımdan biri de Roger Scruton adlı yazarın Modern Felsefenin Kısa Tarihi adlı yapıtıydı.

Devamını Oku
27.08.2025
Bir günün sonunda can sıkıntısı

Sonu gelmezce üst üste yığılan sıkıntılara Aydın’daki inanılması güç olay eklendi.

Devamını Oku
20.08.2025
Bir ahlak dersi

Tasarladığım yazının adını “Bir dilbilgisi dersi” olarak duyurmuştum. Sonradan yukarıdaki başlığı daha uygun gördüm.

Devamını Oku
13.08.2025
Etnik aidiyet ve ulus devlet

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün 28 Temmuz tarihli Cumhuriyet’te “Devlet yöneticilerinde ırk ve din farkı aramak” başlıklı bir yazısı yayımlandı.

Devamını Oku
06.08.2025
Kuraklık

Ülkemizin (bu demektir ki insanlığın) sorunlarına duyarlı bir arkadaşımdan aldığım mesajda Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı kuruluşlarca hazırlanan raporlarda Türkiye’nin 2030 yılında su fakiri ülkeler statüsüne gireceğinin bildirildiğini öğrendim.

Devamını Oku
30.07.2025
Vatan

Yazmayı tasarladığım yazının başlığı olarak günlerdir zihnimde “vatan” sözcüğünü dolaştırıyorum.

Devamını Oku
23.07.2025
Türkiye düşünüyor

“PKK Öcalan’ın çağrısına uymuş. Öcalan da Bahçeli’nin çağrısına uymuş görünüyor. Peki, ya Bahçeli? Ona çağrıyı yaptıran kim? Vahiy mi geldi? Rüyasında mı gördü? Yoksa... Asıl soru budur... Çocuk mu kandırıyorsunuz?”

Devamını Oku
16.07.2025
Denklem çözülürken

Bu kadar kötülük tek bir kişinin ya da bir grup insanın eseri mi, yoksa daha geniş çevrelerce hazırlanan bir planın uygulanması mıdır?

Devamını Oku
09.07.2025
Kalbinde dünyayı taşımak

“O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan... Uğrunda asılırız...

Devamını Oku
02.07.2025
Yeni Türkiye?(2)

Geçen haftaki yazıma “Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz” sorusuyla başlamış...

Devamını Oku
25.06.2025
Yeni Türkiye?

Epey zamandır iktidar çevreleri bu sözü ağızlarında geveleyip duruyor: Yeni Türkiye! Türkiye eskidi mi ki yenisini konuşuyoruz?

Devamını Oku
18.06.2025
Nekâhet

Birinci a harfinin inceltme işaretiyle yazıldığı bu Arapça sözcük, bir hastalık sonrasında sağlık ve güç kazanıncaya kadar geçen zayıflık dönemi demekmiş.

Devamını Oku
11.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (3)

Doğu Batı Yayınları’nın üç kitapta yayımlanan “Modern Türk Şiirinin Doğuşu” dizininin ilk kitabı üzerine yazmayı sürdürüyorum.

Devamını Oku
04.06.2025
Modern edebiyatımız konulu kitaplar (2)

İlki 30.10.24’te bu sütunda yayımlanan yazı dizisinin ikincisiyle, Doğu Batı Yayınları ürünü “Modern Türk Şiiri” kitapları üzerine düşünmeyi sürdürüyorum.

Devamını Oku
28.05.2025
Ahtapot

Ahtapot şirin bir varlıktır.

Devamını Oku
21.05.2025
Tersinden bakmak

Az sonra üzerinde duracağım bir olguyla ilgili olarak “tersinden bakmak” kavramı üzerine düşünürken aklıma bu kavramı metafor olarak en iyi anlatabilecek “dürbünün tersinden bakmak” gibi bir söz düştü. Öyle ya, işlevi uzaktaki canlı ya da cansız bir nesneyi yakınlaştırmak olan dürbünle yapılabilecek en ters şey ona (onunla) tersinden bakmaktır.

Devamını Oku
14.05.2025
Başarısız bir saldırının analizi

Başarısız bir saldırının analizi

Devamını Oku
07.05.2025
Ahmet Özer’in mesajı

Ahmet Özer’in mesajı

Devamını Oku
30.04.2025
‘Yapay zekâ’ hakkında

‘Yapay zekâ’ hakkında

Devamını Oku
23.04.2025
Yapay zekâ

Yapay zekâ

Devamını Oku
16.04.2025
Engizisyon

Engizisyon

Devamını Oku
09.04.2025
Yunus Gibi

Yunus Gibi

Devamını Oku
02.04.2025