Enver Aysever

Üç maymun

13 Ağustos 2020 Perşembe

Fark ettim ki günlük sığ siyasal çekişmelerden yorulmuşum. Siyasetin dili, insanı her gün aşağı çekiyor. Ülkede şöyle bir algı var. Cehalet seviyesinde uzlaşılırsa, oradan iktidar devşirilecek, bir süre herkes bu ahmaklığa göz yummalı.

Saray gücünün azaldığının farkında, bir yere dek hamasetle yol alınabileceğini görüyor. Eskiden benzin zammı ardından “Benim için fark etmez, her seferinde elli liralık alıyorum” şakası yapılırdı. Şimdi buna kimse gülmüyor, ayrıca elli liraya benzin alınamıyor.

Bu zorlu süreçten AKP uluslararası bir sorunla çıkabileceğini sanıyor. İlk ve kolay hedef Yunanistan gerilimi, her tür milliyetçi, maneviyatçı hamasete uygun konu bu! Kamuoyu yoklamaları salgın, uluslararası kriz türü durumlarda iktidarın geçici de olsa oy artışına gittiğini gösteriyor.

Muhalefet bu tür riskli konularda başına gelecekleri önden görüp tutum almazsa, iktidarın kuyruğuna takılmak zorunda kalır. Sonucunda seçimlerin ertelenmesinden ülkedeki tüm banka varlıklarına el konmasına kadar uçsuz bucaksız yaptırımlara maruz kalınır. Şaka değil bu, ülke iktisadi olarak batıyor!

Yunanistan ile Türkiye arasında çıkacak her gerilimin, iki ülke siyasileri ve halkı arasında müşterisi her zaman vardır. Milliyetçi duyguları körüklemek popülist sağ iktidarların kolay yöntemidir. Önüne geçmenin tek yolu hemen kanaat bildirmekle olur.

Siyaset ilkelerle yapılırsa anlamlıdır. Barış içinde bir dünya arzusu “uzak bir rüya” olarak görülüp, şaka konusu yapılıyor. İyi de sahiden öyle mi? Tersten düşünelim; savaş içinde daha mı mutlu olur insanlar?

Baskıcı rejimler varlıklarını önce sahte refah üzerinden sağlar, ardından kaynak bitince gerçek yüzünü gösterir. Dünyada nereye gideceğini bilmeyen para üstüne konan AKP, dostu liberallerle birlikte kurdu düzeni, bugüne geldi. Şimdi yaratılan tüm tartışmalar tam da bundandır. Para bitti, kaynak sonlandı. Son çare uluslararası gerilim!

Popülist siyasiler ve askerler yan yana gelince risk büyük. Konuşmanın gücü ortadan kalkar, semboller üzerinden dil kurulur. Öyle hava eser ki bir anda dün selamlaştığınız, gidip geldiğiniz dost ülkelerle karşı karşıya bulursunuz kendinizi. Bu yüzden zamanında önlem almak şarttır.

Mavi Vatan” tartışmasını endişeyle izliyorum. Elbette Türkiye, halkının haklarını savunacak, diğer halklara saygıyla bunu yapacaktır. Nihayetinde soruna nereden baktığınız önemlidir. Bile isteye gerilimi artırmak ile sorunu çözmek yönünde adım atmak arasında tercih farkı var.

Aydınların, sanatçıların tutumu bu noktada son derece önemlidir. Halkları askerler ya da siyasiler yakınlaştırmıyor maalesef. Oysa yazarlar, sanatçılar, düşünürler tam tersine iklim yaratıyor, uzlaşı dili gelişiyor, kültür halini alıyor. Bir an önce bu görevi üstlenecek oluşumlara gereksinim var.

Dünya halkları kardeştir” dediğimizde, bunun iyi niyetli boş laf olduğunu söyleyenler yine kazanırsa, çok kötü günler hepimizi bekliyor. Silahın, kanın hangi halka huzur, refah getirdiği görülmüş? Bu işlerden kim yarar sağlıyor sormak zorundayız.

Dünya ürkütücü bir süreçten geçiyor; Belarus muhalif lideri ülkesinden kaçmak zorunda kaldı ve dedi ki “Çocuklarımızdan daha önemli hiçbir şey yok”, ABD Başkanı Trump, “Ben gidersem ülkemizi Çin işgal edecek” diye çıktı karşımıza. Bir yandan da salgın sürüyor. Şimdi tüm bu olan biteni doğal mı bulacağız? Biz kürenin dışında mı yaşıyoruz?

Gecikmiş sözün, tavrın anlamı olmadığını düşünürüm. Aydın olmak erken alarm vermek demektir ve tüm dünya için kaygı duymak, sorumluluk hissetmek anlamına gelir. Sığ siyasetçilerin elinde dünyanın ne hale geldiğini biliyoruz. Askerlerin de çoğu zaman kışkırtıcı söylemleri eklenince korkulan oluyor.

Saf değiliz, neler olupbittiğini hepimiz görüyoruz, mesele anlamlı tutum tanınmakta. “Kandırıldım”, “yanlış yaptık” demek istenmiyorsa şimdiden gereken önlem alınmalıdır. Görüyoruz ki ardı ardına getirilen sosyal medya, basın yasakları sadece tecavüzleri, yolsuzlukları, liyakatsiz atamaları gizlemek için değil.

Bu çağda, kimse görmedim, duymadım, söylemiyorum diyemez. Her şey gün gibi ortada!


Yazarın Son Yazıları

Acı hakikat! 17 Ağustos 2020
Üç maymun 13 Ağustos 2020
Erbaş’ın kılıcı! 3 Ağustos 2020
Bana Dostunu Söyle... 30 Temmuz 2020
Tıpış tıpış! 23 Temmuz 2020
Günah Keçisi! 13 Temmuz 2020