Enver Aysever

Ya Üç Fidan ya Demirelgiller

04 Mayıs 2020 Pazartesi

1 Mayıs günü saat 21.00’de pek çok muhalif balkona çıktı ve marş söyledi. Umut veren tabloydu. Yakın geçmiş, Gezi Dirilişi geldi akla. Toplum bir biçimde kendini ifade etmek istiyor; siyasal baskılara bir de korona belası eklenince, iyice çaresiz kaldı insanlar.

Eğer balkonda olanlar kadar sosyalist bulunsaydı memlekette, bambaşka bir düzen olurdu. Sosyalistler örgütlü, dirençli, birikimlidir. Diğer muhalif gruplarla karıştırılmaması gerekir. Neye, nasıl itiraz ettiklerini bilirler. Bugüne dek düzen siyasetinden pay almadıkları için de kimseye borçları yoktur. Özgürlükleri buradan gelir.

***

AKP’nin ülkeye yaptığı en büyük kötülük karşıtlarını da aynı potada eritmek oldu. İdeolojik ayrıntılar önemsizmiş gibi ortam yaratıldı. Birbiriyle ilgilisi olmayan isimler yan yana anılır oldu. Bu aynı zamanda iktidarın işini de kolaylaştırdı. Kötüsü, muhalefeti de herhangi bir çaba göstermeden tek, doğal seçenek haline getirdi. AKP ve karşıtları tezi yanlıştır!

Dün AKP ile iş gören, ondan siyasal, iktisadi pay alan biri, bugün en önde giden muhalif olarak sunabiliyor kendini. Biri de çıkıp: “Arkadaş sen daha dün yaptıklarının hesabını vermedin” diyemiyor. AKP’nin “kandırıldık” tezi, karşıtı için de gerekçe haline geliyor. Son derece tehlikeli bakış. Bu tipleri siyaset sahnesinde görüyorduk, yetmedi, bolca basında da rastlıyoruz.

***

Milliyetçi laikler en tartışmalı grup. Bu çevre “Mustafa Kemal” söylemi arkasına saklanarak, tam da AKP’nin istediği ortamı yaratıyor. Milliyetçi, doğal olarak piyasacı oldukları halde, muhalif sanıyorlar kendilerini. Oysa itirazları sadece yaşam biçimine yönelik. Gericilik sadece dinsel alanda olmaz: Kapitalizmle tamamıyla mücadele etmek gerekir.

Üstelik bu milliyetçi laikler öyle alan kaplıyor ki geniş kesimler bunların çıkardığı gümbürtüyü “solculuk” sanıyor.

***

Elbette balkonlara çıkanların tümü “sosyalisttir” diyecek kadar saf değilim. Ama bu tepkinin önemli gösterge olduğunu biliyorum. Bu insanlar ya bilgiyle, ya sezgiyle olup bitenin boğuculuğunun farkındalar. Korona ile birlikte sorunlarla yüzleştiler. Salt liberal tezlerle yola devam edilemeyeceğini anladılar. Kolaycı yol seçilmediği takdirde ciddi olanak bulunabilir.

Nedir peki kolaycı olan? “Kimseyi irkiltmeyelim, herkese boncuk dağıtalım” derseniz, geçici başarı sağlayabilirsiniz belki. Ancak unutmamak gerekir ki milliyetçilik, dincilik, piyasacılık kozunu AKP’den daha iyi kimse oynayamaz. Gezi itirazını zemine alarak, yeni oluşan ortamın doğurduğu gereksinimlere net yanıt verilirse, başka bir dünya kurmak mümkündür.

***

Salgın gösterdi ki dünyanın her yerinde ticarileşen sağlık, virüsten daha tehlikelidir. Önleyici tıp anlayışının, parasız, eşit sağlık savunusunun tam zamanıdır. Aynı gerekçe tarım için de geçerli. Salgın, kaynakları doğru kullanmayı, toprağın değerini, kendine yetmenin önemini ortaya koydu. Paran olsa da gıda ürünü ithal edilemeyecek günlerdeyiz. Tam da planlı ekonomi zamanı değil mi?

Bilimin ne denli önemli olduğu ancak bu koşulda anlatılabilirdi. Üniversite neden özerk olmalı, imam hatipler niçin sınırlandırılmalı, en iyi bugünlerde anlatılabilir. Ayrıca uzaktan eğitim takkeyi de düşürdü. Laik eğitimin önemi iyice açığa çıktı.

***

Benzer durum Diyanet tartışması için de geçerli. Harcanan para nereye gidiyor, ne işe yarıyor, bugün sorulmayacak da ne zaman tartışılacak? “Devlet imama da, hahama da, papaza da, dedeye de para ödemesin” diyerek koyulabilirsiniz işe. Bu hem laikliğe uygun olur, hem de inanç özgürlüğü sağlar.

Diyeceğim: bugüne dek inşa edilemeyen laik, demokratik, hukukun üstünlüğüne dayalı, eşit yurttaşların yaşadığı bir cumhuriyet için koşullar uygundur. Mesele bunu korkmadan dile getirebilecek iradenin varlığıdır.

***

İki gün sonra 6 Mayıs! Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idamının yıldönümü. Gezmiş, Aslan ve İnan, “Tam bağımsız Türkiye” dedi, 6. Filo’ya karşı durdu; Demirelgiller ABD’ciydi, onları idam sehpasına gönderdi. Mesele açıktır: hem Üç Fidan’ın ardından ağlayıp hem Demirel’i hayırla anamazsınız.

Kim olduğunuza karar verince, gerisi kolaydır!


Yazarın Son Yazıları

Ya o polis sen isen? 1 Haziran 2020
Esas mesele! 28 Mayıs 2020
Yeni normal! 18 Mayıs 2020
Covid ne zaman bitecek? 13 Nisan 2020