Erdal Sağlam

Ekonomi ve depremde sorumlular için aynaya bakmalı

03 Kasım 2020 Salı

Piyasalarda yaşanan kur depremine, geçen cuma günü gerçek anlamda bir deprem daha eklendi. Tüm hafta sonu İzmir Bayraklı’da yıkılan binaların altında kalan, yaşamını yitiren insanlarımızın acısını yaşadık.

Depremde yaşananlar umarız artık iki-üç hafta içinde unutulup gitmez, yeni felaketleri önleyecek önlemler artık alınır. Gerçi daha önceki deneyimler düşünüldüğünde umutlu olabilmek pek mümkün değil. Aynı umutsuzluğu deprem nedeniyle Yunanistan ve Fransa ile oluşan olumlu hava için de söyleyebiliriz. Öyle görünüyor ki popülist politikacılar, karşılıklı iç siyaset malzemesi olarak bu kavgayı devam ettirecekler.

Depremin yarattığı büyük hasarın sorumluları aslında belli; elverişli olmadığı bilinen arazilerde bu binaların yapılmasına izin verenler, binaları kurallara göre yapmayan açgözlü müteahhitler, maddi veya siyasi çıkar için binaları yeterince denetlemeyen kurum ve kişiler, aynı çıkarlar adına sürekli olarak imar afları çıkaran politikacılar... Yani rant üzerine kurulu sistem.

Benim gibi İzmir’i fazla bilmeyenler bile alüvyonlu dere yatağı Bayraklı’da bina yapılmasının ne kadar riskli olduğunu duymuş; iktidara yakın firmaların, belediyenin izin vermemesine rağmen bu bölgede rezidanslar yapmak için çetrefil işlere girdiği haberlerini okumuştur. Her dönem vardı ama Türkiye’nin kaynaklarını ve aldığı dış borçların büyük bölümünü yutan iktidarın inşaat sevdası, bu rant oyununu iyice büyüttü, kuralları iyice geçersiz kıldı.

Kötü sistem ve kötü yönetim nedeniyle, insanlarımız çürük binalar altında yaşamlarını yitiriyor, daha büyük felaketler bizi bekliyor.

Politikacılar ise felaketin yarattığı hasarı popülist söylemlerle kendi lehine kullanıp en azından olası oy kayıplarını engellemeye çabalıyor. Yaşanan can kayıplarına rağmen, salgının alevlendiği ortamda il kongrelerini yapmaya devam eden partili Cumhurbaşkanı, on yıllardır İstanbul yönetimine sahip değilmiş gibi, geçmişin “vesayetçi” iktidarlarının depreme karşı sağlam binalar yapılmamasında suçlu olduğunu söyledi. Hem de son 11 yılda 164 kez değişiklik yapıp 7 kez imar affı çıkaran kendi yönetimi değilmiş gibi...

Özetle, kötü sistem ve yönetimin bir sonucu olan depremlerin sorumluluğunu kimse üstüne almıyor. Hatta kimileri daha ileri gidip sorumluluk kendilerine yüklenemesin diye “uhrevi” bahanelerle, bu kadar insanın ölmesinde yöneticilerin ihmalini perdelemeye çalışıyor. 

Ekonomik kuşatma söylemi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli ki kurlardaki patlama nedeniyle, yine “düşman” edebiyatı yapmaya karar vermiş. Geçen hafta sürekli, il kongrelerinde konuşup “Türkiye’nin ekonomik kuşatma altında olduğunu, bunu aşacaklarını” söylüyor. Bu söylemi daha önce de duymuştuk ama ekonomik fiyaskonun kurlarla iyice açığa çıkması üzerine “2023’e kadar bunu da aşacağız” diyerek “biraz sabır” da istemeye başladı.

Ekonomimizi kuşatmaya çalışanlara cevabı da yeni bir ekonomik kurtuluş savaşıyla veriyoruz” diyen Erdoğan’a ekonomide yaşadığımız bu süreci nasıl anlattıklarını, nasıl bir bahane üretip hangi çözüm yolunu sunduklarını inanın kimse anlamış değil. Eğer tüm bunlar yok da buna rağmen bir savaş verdiklerini söylüyorsa, bu gidişatın 2023’e kadar süreceğine nasıl inanılır?

Halbuki anketler halkın, kendisine oy verenler de dahil, ekonomide gelinen noktanın kötü yönetim nedeniyle oluştuğunu anladığını gösteriyor. Metropoll’ün ekim ayı anketinde halkın yüzde 78’i “ekonomik gidişat kötüleşiyor” demiş. Kötü diyenlere nedeni sorulup birden fazla yanıt istendiğinde ise yüzde 60.2 “yanlış ekonomi politikaları”, yüzde 45.9 “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”, yüzde 45 “liyakatsiz ekonomi yönetimi”, yüzde 22.7 “dış güçlerin Türkiye aleyhine çalışması” demiş. Ekonomide kendisine inananlar ancak bu kadar.

Ülkelerin, çıkar çatışması nedeniyle rakip ve düşmanlarının olması normaldir. Ama siz ayaklarınızın üzerinde sağlam basıp akıllı olursanız, halkınızın refah ve özgürlüğü için dostunuzu çoğaltır, yine de olursa, sağlam bünyenizle saldırılara rahatlıkla karşı koyabilirsiniz. 

Siz yıllardır yanlış ekonomi politikaları güdüp kasanızı boşaltmışsınız, faiz ve kurlar hep birlikte yukarı doğru tırmanmaya devam ediyor, döviz rezervleriniz swap hariç eksilerde, yoksulluğunuz artarken her önünüze gelene kafa tutuyor, sonra da çıkıp “düşmanlarımız” diyorsunuz.  

Türkiye ekonomisinde yaşanan krizde de depremlerde bu kadar çok insanımızın kaybedilmesine yol açan kötü yönetimde de politikacılar düşman aramak yerine, sorumlu görmek istiyorlarsa önce aynaya bakmalılar.


Yazarın Son Yazıları