Erdal Sağlam

Müteahhitleri gözeten Merkez Bankası’nın raporu

28 Ekim 2021 Perşembe

Bugün Merkez Bankası yılın son enflasyon raporunu yayımlayacak ve tahminlerini yine revize edecek. Ancak Merkez Bankası’nın söyledikleri gibi, yayımladığı raporlara ve burada yer alan tahmin ve hedeflere güvenin kalmadığı açıkça gözüküyor.

Piyasalar tabii ki bugün açıklanacak Enflasyon Raporu’nu da dikkatle izleyecek ama eskisi kadar piyasalarda etki yaratacak bir rapor olacağını sanmıyorum. Çünkü Merkez Bankası’nın artık bağımsız bir yönetime sahip olmadığı, sadece “politikacıların talimatına uygun attığı adımlara gerekçe oluşturmaya çalıştığı” artık iyice anlaşıldı. Düşünün ki daha üç ay öncesine kadar “Politika faizini enflasyonun üzerinde reel faiz verecek biçimde belirlemeye devam edeceğiz” diyen Merkez Bankası yönetimi, yüzde 20’lik enflasyona rağmen politika faizini yüzde 16’ya düşürdü. “Artık çekirdeğe bakacağım” dedi, bir ay sonra çekirdek enflasyonun bile altında faiz belirledi. 

Merkez Bankası öyle bir indirim kararı alıyor ki kamu bankalarının konut kredisine uyguladıkları oranın, politikacıların istediği orana gelmesini sağlıyor. Buradan da yola çıkarak “Eğer politikacı 1.29’luk konut kredisi faizini de yeterli görmezse, politika faizlerini indirmeye devam edeceği” tahminleri yapılıyor. 

TL’nin değerini koruma amacıyla görev yapması gereken Merkez Bankası yönetimi, yaptıklarıyla müteahhitlerin nakit sıkıntısını çözmeye, ellerindeki konut stokunu eritmeye çalışıyorsa, o zaman Merkez Bankası’nın söylediklerinin, raporlarının ne etkisi olabilir ki...

Resmi olarak yüzde 5’lik enflasyon hedefi korunurken Merkez Bankası, son enflasyon raporunda yılsonu tahminini yüzde 14.1’e çıkarmıştı. Ekonomistler eylül sonu yüzde 19.58’e çıkan enflasyon oranının ekimde yüzde 20’yi aşmasını bekliyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın daha üç ay önce artırdığı yılsonu enflasyon tahmininde yine büyük oranda bir artış yapması gerekecek. 

Merkez Bankası’nın yeni oranı yüzde 18’lerden aşağı olursa zaten bir anlamı olmaz. Aslında beklentiler doğrultusunda yüzde 19’un üzerine çıkarsa da bir anlamı olmaz ama yine de raporun ayrıntılarına bakılacak. Örneğin 2022 için belirlediği yüzde 7.8’lik enflasyon hedefini nasıl değiştirecek, bu oranlara inmek için neler yapılacağı nasıl anlatılacak, bunlara bakılacak. Bu arada piyasanın 2022 enflasyon tahmininin Merkez Bankası’nın 8-10 puan üzerinde olduğunu da unutmayalım. 

Raporda ne yazarsa yazsın, şunu artık rahatlıkla söyleyebiliriz: Mevcut iktidar kaldığı sürece enflasyonun da kurların da aşağı gelmesi beklenmemeli. Aynı şeyi “Mevcut Merkez Bankası yönetimi kaldığı sürece” şeklinde de söyleyebiliriz. Hem tek adamın ülke yönetimine hem de “Tarihin en kötü yönetimine aday” olan mevcut Merkez Bankası yönetimine artık güven kalmadı.

YARATILAN İSTİKRARSIZLIK

Düşünün ki yabancı banka analistleri enflasyon ve kur hedeflerini, ayda bir sürekli değiştirmekten, yukarı doğru revize etmekten bitap düştüler. En son dün Commerzbank’ın 2022 Mart sonu itibarıyla dolar kurunu 11 TL’ye çıkardığı tahminleri gördük. Neredeyse hiçbir uluslararası banka yılsonu için artık 10 TL’nin altında bir dolar kuru beklemiyor.

Yabancı yatırımcılar Türkiye’deki varlıklarını çok azalttılar ama hâlâ kalanları da çıkarmaya devam ediyorlar. Ajanslara yansıyan haberlere baktığımızda potansiyeli olan, ucuz kalan şirketlerin var olduğu, ama makro gidişata bakıldığında birkaç yıl daha Türkiye’ye yatırımın olmayacağını söylediklerine şahit oluyoruz.

Son iki günde, 10 büyükelçi krizinde çark edilince, dolar kurunun yumuşadığını gördük. 9.85’lere kadar çıkan dolar kuru karşısında yerlilerin döviz hesaplarında da yine bir çözülme yaşandı. Ancak vatandaş ve şirketlerin kurlarla ilgili beklentisi o kadar yüksek ki yükselince dolar satıp sonra hafif indiğinde bile fırsat bulursa yeniden dolar alıyor. Yerlilerin döviz hesaplarının toplam mevduata oranı bu nedenle düşmüyor, yüzde 60’lara yakın seyrediyor. Mevduat faizlerinin Merkez Bankası’na bağlı indirildiği göz önünde tutulursa, döviz hesaplarının cazip kalması, dolarizasyonun yüksek seyretmesi kaçınılmaz. 

Hem içerideki döviz talebi, hem ödenecek dış ve dövize bağlı iç borçlar bir araya geldiğinde, dövize talebin devam etmesi, dolayısıyla kurlardaki artışın sürmesi de olağan bir trend olarak görülüyor.

Bankacılar, yabancı çıkışlarının piyasadaki derinliği azalttığını hatırlatarak bunun da TL’nin hem değer kazanmasında hem değer kaybetmesinde volatiliteyi artırdığına dikkat çekiyorlar.

Yabancıların faiz indirimlerinin devam edeceği beklentisi öne çıkarken, indirimlerin devam etmesi halinde önümüzdeki dönem “sert faiz artırımları” görme ihtimalimiz de belli ki artacak. 

Kısacası, ekonomide göz göre göre yaratılan bir istikrarsızlık söz konusu. Bu istikrarsızlıkta büyük pay sahibi olan Merkez Bankası’nın bugünkü Enflasyon Raporu’na bu çerçeveden bakılması, bence kaçınılmaz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları