Erdal Sağlam

Yüksek büyüme açıklanıyor ama geniş işsizlik artıyor

11 Kasım 2021 Perşembe

Resmi rakamlarla işsizlik oranları düşerken yüksek açıklanan büyüme oranlarına paralel bir istihdam artışının olmadığı artık açıkça gözüküyor. Geniş tanımlı işsizlik rakamları, pandemi öncesindeki oranlardan bile daha kötü noktada.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dün eylül ayı istihdam rakamlarını açıkladı ve işsizlik oranlarının yüzde 11.5’e indiğini hesapladı. Eylülde bir önceki aya kıyasla işsiz sayısının yüzde 0.3 puan azaldığı, 70 bin kişi azalarak 3 milyon 794 bin kişiye indiği açıklandı.

İşsizlik oranı 2020’nin eylül ayına, yani bir yıl öncesine kıyasla 1.3 puan azaldı. İşsiz sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre 147 bin kişi düştü. Buna bağlı olarak istihdam oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 3.2 puan artarak yüzde 47.2, istihdam edilenlerin sayısı ise 2 milyon 499 bin kişi artarak 30 milyon 144 bin kişi oldu. 

Bunlar manşet işsizlik rakamları. Buna karşılık zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı ise 2021 yılı eylül ayında bir önceki aya göre 0.2 puan artarak yüzde 21.9 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin toplam oranı yüzde 15.2 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin toplam oranı yüzde 18.5 olarak hesaplandı.

Geniş tanımlı işsizlik oranı olarak bilinen bu rakam, pandeminin en yoğun olarak yaşandığı 2020 Mayıs ayında yüzde 29.4 ile en yüksek noktasına ulaşmıştı. Buna karşılık bu yıl eylülde hesaplanan yüzde 21.9 oranının, hâlâ pandemiden önceki geniş tanımlı işsizlik rakamının bile üzerinde kaldığını hatırlatmak gerekiyor. 

2021 Eylül ayında resmi işsiz sayısı 3 milyon 794 bin kişi ama eksik istihdamdaki 1 milyon 229 bin kişiyi, potansiyel işgücü olarak gözüken 2 milyon 846 bin kişiyi eklediğinizde atıl işgücü sayısının 7 milyon 870 bin kişi olduğunu görüyoruz.

Bu durum bize açıklanan yüksek büyüme rakamlarının aslında kaliteli ve dengeli dağılan bir büyüme olmadığını bir kez daha gösteriyor. 2020 yılında “Pozitif büyüme rakamını yakalayacağız” denilerek ekonomik dengeler zorlandı ve yüzde 1 civarında bir büyüme rakamı yakalandı. Bunun ardından içinde bulunduğumuz yıl için hedeflenen büyüme rakamlarının aşıldığını, yine bunun ekonomik dengeler zorlanma pahasına yapıldığını görüyoruz. Yapılan tahminler yüzde 9’un üzerinde bir rakam yakalanacağını gösteriyor ama Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bu da yetmiyor; yüzde 10’un üzerinde büyüyeceğimizi söylüyor.

Peki, bu kadar yüksek büyüme rakamlarına rağmen neden işsizlik oranlarını buna paralel biçimde indiremiyoruz. Bu da ister istemez kaydedilen büyüme rakamları konusunda TÜİK’e olan güvensizliği ve büyümenin kalitesi tartışmasını beraberinde getiriyor. Yüksek ama buna paralel bir iş yaratma etkisi olmayan bir büyümeden söz ediyoruz.

İKTİDAR, YOKSULLUĞUN BÜYÜDÜĞÜNÜ GÖRDÜ

Bunun yanı sıra büyümenin adil dağılmadığı, pandeminin ardından zengin daha zengin olurken dar ve sabit gelirlinin durumunun daha da ağırlaştığı da kesin. Aslında bu gerçeği artık AKP iktidarı da görmeye başladı. Bu nedenle yeni yılda ücretlerde yüksek oranlı zam niyetinden artık açıkça söz ediyorlar.

2021 Eylül ayındaki istihdam rakamlarının bazı detayları ise şöyle: TÜİK genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranını yüzde 21.5, istihdam oranını ise yüzde 32.7 olarak açıkladı. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0.9 puan azalarak yüzde 21.5, istihdam oranı 0.3 puanlık artışla yüzde 32.7 oldu. Bu yaş grubunda işgücüne katılma oranı ise bir önceki aya göre 0.1 puan azalarak yüzde 41.7 seviyesinde gerçekleşti.

Eylül ayında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre tarım sektöründe 21 bin kişi, sanayi sektöründe 218 bin kişi, inşaat sektöründe 13 bin kişi, hizmet sektöründe 175 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 17’si tarım, yüzde 21.9’u sanayi, yüzde 6.2’si inşaat, yüzde 54.9’u ise hizmet sektöründe yer aldı. 

Özetle: Pandemi döneminde büyük sağlık sorunları yaratma pahasına üretime devam eden imalat sanayisi, ihracattaki dönemsel artışla birlikte canlılığını korudu. Açılma ile birlikte hizmetler sektörü hareketlendi ve buradaki istihdam arttı. İnşaat sektöründe, iktidarın zorlamasıyla canlı tutulması nedeniyle belli bir istihdam korundu. 

Ama gelinen noktada sağlanan yüksek büyüme rakamlarına rağmen işsizlik oranlarında bariz biçimde bir artış sağlanamıyor. Kış aylarıyla birlikte işsizlik oranlarının yeniden artması kaçınılmaz. Bunun da ötesinde hâlâ toplumsal olarak büyük tehditlerden biri olan “yüksek genç işsizliği” ile karşı karşıyayız.

Hem yeterince iş yaratmayan yüksek oranlı büyüme hem gelir dağılımında artan bozulmanın temel nedeni, siyasi iktidarın ekonomik tercihleri. Ancak oy kaybı hızlandığında, bilerek yoksullaştırılan halkını hatırlayan bir iktidardan söz ediyoruz. Bu iktidarın, iş yaratan, istikrarlı ve sağlıklı büyüyen, büyümenin getirdiği değeri adil paylaşan bir ekonomi modeli uygulaması imkânsız.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları