Erdal Sağlam

Polisiye tedbirle ekonomiyi düzeltme fikri değişmedi

14 Eylül 2021 Salı

AKP iktidarının “polisiye tedbirlerle ekonomiyi düzeltme anlayışı” hâlâ devam ediyor. Gıda enflasyonu yükseldiği için, yine bakanlıkların hal teftişleri ve etiket kontrolleri başladı.

Sebze-meyve fiyatları yükseldi diye sokaklarda devletin seyyar manavlar açtığına, zabıta ve polislerle, medyaya önceden haberler verilip gösterişli dükkân baskınlarına şahit olmuştuk. Dün 10 ilde başlayan hal kontrollerinde ise biraz daha usturuplu bir tutuma şahit olduk. İktidarın polisiye tedbirle ekonomiyi düzeltme anlayışı, makyajı değişti ama devam ediyor diyebiliriz. 

Konuya yakın bir uzmanla üslup değişikliğini konuştuğumda, “Ticaret Bakanlığı, Cumhurbaşkanı’nın sözlerinden sonra, kendini kurtarmak için bu teftişleri yapıyor gibi, verdiği izlenim bu” yorumunu yaptı. Herkes biliyor ki piyasanın dinamiği işliyor, işleyişteki fiyat artırıcı mekanizmalara yıllardır konuşulup hiçbir çözüm bulunmadı ama gıda fiyatları arttığında göstermelik tedbirlerle gün kurtarılmaya çalışılıyor. 

On yıllardır hal yasasında değişiklik konuşulur, aracılık mekanizmasının düzeltileceği söylenir, tarladan tezgâha aksayan yönler için tedbirler alıyoruz denilir ama somut hiçbir rasyonel adım atılamadı. Çok daha köklü, tarımın baştan sona yeniden organize edileceği, gerekirse kamunun rasyonel regülasyonunun devreye gireceği kapsamlı bir tarım reformuna ihtiyaç var. Hem üretici hem de satıcının şikâyetçi olduğu bir işleyiş içindeyiz. Buna pandemi ve geçiş süreciyle ilgili küresel sıkıntılar eklenince, tüm dünyada olduğu gibi bizde de tarım fiyatlarındaki artış normal oranların çok üzerine çıktı.

Bu gerçekler bilinmesine rağmen, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan üç gün önce “Enflasyonu en kısa sürede kontrol altına alarak raflardaki, tezgâhlardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceğiz” açıklaması yaptı, Ticaret Bakanlığı da dün hallerde denetime başladığını açıkladı. Erdoğan, “Hem maliyetlerdeki yükselişle hem fırsatçılarla mücadele ederek milletimizin refah seviyesini daha da yukarılara taşıyacağız” demiş. Yani aslında milletin refahı iyi de daha yukarı taşımaktan söz ediyor. Bunu da pandemi döneminde küresel enflasyon neredeyse sıfırlanmışken enflasyonu yüzde 19.25’e çıkarmış iktidarın tek sorumlusu olarak söylüyor.

Bütün politikacılar hamaset yapar ama bu dönemin farkı yanlış ekonomi politikalarının artık ayyuka çıktığı dönem olması. Üstüne üstlük, devlete salatalık, domates, soğan sattırarak yanlış yapıldığı, polisiye tedbirle sonuç alınamayıp aksine halkın tepkisini çektiği bilinmesine rağmen aynı hatalar tekrarlanıyor. Bu yaşananlar her alanda, son dönemki vahim hatalarla birleştiğinde, “yönetimin tüm yönleriyle felç olduğu” bir tablo ortaya çıkıyor.

Yönetim zafiyetinin had safhaya ulaştığı bu tablo, ileriye dönük umutsuzluk yaratıyor. Böyle bir iklimde beklentileri, özellikle enflasyon beklentilerini düzeltmeniz, fiyat artışlarını önlemeniz, doğal olarak mümkün olamaz.

MERKEZ BANKASI DA AYNI KAFADA

Ticaret Bakanlığı yaptığı açıklamada durumu biraz yumuşatmak için “üreticiden tüketiciye tedarik kanallarının takip edilmesi, kayıt dışı işlemlerin tespiti, tarımsal ürün piyasalarında gerçekleşen aşırı fiyat artış iddialarını soruşturmak üzere denetimler başlattığını” söylemiş. Ancak bu da gerçeği değiştirmiyor. “Peki, rutin yapılması gereken bu denetimleri neden Cumhurbaşkanı’nın açıklaması sonrası başlatıp, bunun açıklamasını yapıyorsunuz” diye sorarlar.

Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, başlatılan bu denetimler ve yüksek fiyat artışları konusunda; rekolte az olduğu için bu yıl meyve fiyatlarının yüksek olduğunu belirterek “Bir de rekabet durumunda olduğumuz dış ülkeler Yunanistan, İtalya başta olmak üzere İspanya ve Fransa’da meyve azdı, ihracatımız çok yüksekti” demiş. Son bir iki haftadır biraz daha normale dönüldüğünü kaydeden Tavşan, masrafların da çok arttığını söylemiş. 

Yani üretilen mal kısıtlıysa, talep çok artmışsa, bir de üzerine masraflar büyüdüyse ürünün fiyatında artış kaçınılmaz. Burada normal pazar koşulları dışında bir fırsatçılık var mı, bunun denetimini zaten rutin olarak devletin yapması gerekiyor. Flaş açıklamalarla denetimleri ilan etmek, üreticinin ve satıcının üzerinde psikolojik baskı kurmaktan öte geçemez. Tüm bunların geçici sonuç verse de moral bozucu, piyasa işleyişine zarar veren kararlar olduğu çok açık. 

İktidardaki günü kurtarmaya dönük iyi düşünülmemiş, toplam ekonomiye zarar verecek bu anlayışın, bağımsız olması gereken Merkez Bankası yönetiminde de var olması ise ekonomi için tehlikeyi iyice artırıyor. Enflasyonla, asıl silahı olan faizi kullanarak mücadele edemeyen, bu nedenle görevini yerine getirmemiş olan Merkez Bankası da maçın yarısında kural değiştirip “TÜFE yerine çekirdek enflasyonu baz alacağız” demeye başladı. Anlayış, yani kafa aynı...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları