Erdal Sağlam

Kıdem tazminatında tartışma sertleşiyor

16 Haziran 2020 Salı

Hükümetin kıdem tazminatı sisteminde planladığı değişiklikte ısrar etmesine, hiç kimse akıl erdirebilmiş değil. Bu düzenlemeye hem işçilerin hem de işverenlerin karşı olduğu bilinirken, hükümetin bu değişikliği neden gündeme getirdiği pek anlaşılamadı.

Bunun da ötesinde ekonomide salgından çıkış sürecinde önemli bir belirsizlik yaşanırken, ekonomideki üretim ve istihdamın ne olacağı konusunda henüz yön belli olmamışken, neden şimdi böyle radikal bir düzenlemenin gündeme getirildiği de ayrı bir tartışma konusu oluyor.

Mevcut iktidarın uzun süredir kıdem tazminatını değiştirmek istediği bilinirken özellikle işçi sendikalarından gelen sert tepkiler üzerine, bu girişimden defalarca vazgeçilmişti. Son olarak, yaklaşık 1 yıl önce bu tartışmalar yaşanırken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “kıdem tazminatında tüm taraflar anlaşmadan düzenleme yapmayacağız” anlamına gelen bir açıklama yapmıştı. Şimdi ise kıdem tazminatı ve tamamlayıcı sigorta sisteminin 2022’de uygulamaya girecek biçimde, hemen çıkarılmasını istiyor. Zaten çok tartışmalı ve tepki çekeceği belli bir düzenlemenin, üstüne üstlük salgın nedeniyle ekonominin zora girdiği bir dönemde getirilmesi, herkes için sürpriz oldu.

Zeminin uygun olmadığını bile bile, hükümetin bu düzenlemeyi şimdi gündeme getirme nedeni konusunda kafaların karışık olması, çok değişik yorumlar yapılmasına da neden oluyor. Muhalefet partileri ise “Hükümet İşsizlik Fonu’ndaki paraları da harcadı, şimdi bütçe dışı esnek hareket edip harcama yapabileceği yeni bir fon yaratmaya çalışıyor” eleştirilerini dile getiriyorlar. 

Bu düzenlemeye karşı işçiler açıktan ve sert bir dille itirazlarını dile getiriyorlar. Ancak sadece işçilerin değil işverenlerin de seslerini yükseltmeseler bile düzenlemeye karşı olduğunu biliyoruz. Alternatifli getirilen yeni düzenlemenin birinde işverenin toplam ödeyeceği prim miktarı önemli oranda artırılıyor, böyle bir dönemde “ek bir istihdam vergisi” niteliği taşıyan bu düzenlemeyi kesinlikle istemiyorlar. Prim yükleri artırılmasa bile, yeni bir fon oluşturulması, işverenlerin işletme sermayesi olarak kullandıkları, bünyelerindeki kıdem tazminatı tutarını fona defaten ödemeleri sonucunu doğuracağı için iki alternatife de karşı çıkıyorlar.

Hükümet işverenlerin itirazlarını biliyor. İşçilere gelince: Tüm sendikaların buna karşı çıktığını, yıllardır savundukları “kıdem tazminatı kırmızı çizgimiz” sloganıyla ortaya koyduklarını görüyoruz. DİSK görüşmelere alınmasa da, iktidara karşı nispeten yumuşak tavır gösteren Türk-İş, bu konuda kesin tavır koyuyor, itirazını tekrarlıyor. Hak-İş ise sesini fazla çıkarmıyor ama düzenlemeye karşı olduğunu hükümet de biliyor. Kıdem tazminatına karşı çıkışın bayraktarlığını yapan Türk-İş’in, dünden itibaren internet sayfasında başlattığı girişim ile sesini daha da yükseltmeye başlayacağını söyleyebiliriz. Başkanlar Kurulu toplantısı sonrası başlatılan bu girişim dikkat çekici.

İşsizlik rakamlarına makyaj

İşçiler de, işverenler de sadece içeriğine eleştiri getirmekle kalmıyor, düzenlemenin zamanlaması konusunda da itiraz ediyorlar. Tarafların hepsi “tarafların anlaşması olmadan düzenlemenin çıkmayacağı” sözü verilmesine rağmen, şimdi yeterince tartışılmadan alelacele çıkarılacak düzenlemenin yararlı olmayacağını, aksine sorunları ve tartışmaları daha da büyüteceğini söylüyorlar. Konuştuğum işçi temsilcileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın teknik olarak zayıf kaldığını, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın düzenlemeyi büyük ölçüde şekillendirdiğini, dolayısıyla işçilerin ve işverenlerin itirazlarının, bilimsel hesaplamaların pek fazla dinlenmediğini, konunun tartışılmak istenmediğini belirtiyorlar.

Bu arada hükümetin tamamlayıcı sigorta sistemiyle ilgili sanki işçilerin lehine olacakmış gibi haberler yaptırması, işçi kesiminde tepki çekti. Kıdem tazminatının hangi şekilde olursa olsun değiştirilmesinin “kırmızı çizgilerine saldırı” anlamını taşıdığını, işçilerin elinde kalan son kalenin de verilmesine izin vermeyeceklerini söyleyerek düzenlemeye tepkilerini yükseltmeye başlıyorlar. Sendikaların tepkilerini daha görünür kılmak için harekete geçtikleri görülüyor. 

Hükümetin “istihdam kalkanı” olarak adlandırdığı, bu salgından çıkış dönemine ilişkin yeni düzenlemelerin de kısa süre içinde netleşmesi bekleniyor. İşverenlerin isteği üzerine salgın döneminde verilen teşviklerin, bu kez istihdamı canlandırmak için verileceği anlaşılıyor. Ancak çıkan haberlerden karmaşık bir sistemin getirileceği anlaşılıyor. Bu tedbirler içinde zaten var olan ama işçi sendikaların karşı çıktığı esnek çalışma sisteminde uygulamayı kolaylaştıracak düzenlemeler yer alacak. Ancak neden 25 yaş altı ve 50 yaş üstü için bu imkânın getirileceği pek anlaşılmış değil.

İstihdam kalkanı adı altında getirilecek teşviklerin daha çok “işsizlik rakamlarına makyaj” niteliği taşıdığı, işsiz sayısının bir süre daha bu teşviklerle düşük gösterilmesine yardımcı olacağı eleştirileri getiriliyor.


Yazarın Son Yazıları