Bektaşi başbakan ve bakanlar

10 Eylül 2016 Cumartesi

Meslektaşımız İsmail Saymaz CNN Türk’teki bir programda, AKP’li eski milletvekili Mazhar Bağlı Cumhuriyetin kuruluş ilkeleri ve laikliğin inançları baskıladığına ilişkin görüşlerini açıklarken söze girip dedi ki:
“1973’e değin Alevi bakan olmadı hiç!”
Saymaz’ın bu savı dikkatimizi çekince, Alevi ve Bektaşiler tarafından dedebaba seçilmiş olan Doç. Dr. Bedri Noyan’ın “Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik” çalışmasına başvurduk. Kitabın 6. cildinde ünlü Bektaşilere ilişkin geniş bir liste var çünkü.
Noyan’ın kitabına göre, Şemsettin Günaltay kabinesinde (1949-50, Ankara İlahiyat Fakültesi’nin kuruluşu ve türbelerin ziyarete açılışı bu kabine döneminde gerçekleşmişti) Gümrük ve Tekel Bakanlığı görevini üstlenen Dr. Fâzıl Şerâfettin Bürge ile Cumhuriyetin kuruluş sürecinde uzun yıllar Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapmış olan Dr. Refik Saydam, Bektaşi.
Hatta, ünlü “dörtlü takrir”in altında imzası bulunan, DP kurucusu ve Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü de, DP’nin lideri ve başbakanı Adnan Menderes de Bektaşi. Bedri Noyan kitabında, Menderes’in İzmir’de, Fevzi Akeren’den (baba) nasip aldığını belirttikten sonra şu notu düşmüş:
“İnancı aksine softaya ve softalığa, sırf oy alma ve iktidarda kalma nedeniyle ödün vermesi, büyük yanlışlardan biri olmuş ve manevi darbeyi buradan yemiştir.

İnsanlara kıyılıyor!
Saray’ın ve AKP’nin hakka ve hukuka uyacağına inanmak safdilliktir. FETÖ gerekçesine sığınıp büyük bir tasfiye yürütüyorlar. Eğitimden sağlığa tüm alanlarda kendilerine karşı gördükleri herkesi mesleğini yapamaz, yaşamını sürdüremez, özgürlüklerini yaşayamaz duruma düşürüyorlar.
İşte iki alandan iki ayrı örnek. İlki, tutuklanıp mesleğinden edilen yargıç İsmail Güneş. Yetmemiş, yargıcın eşi Deniz Güneş’i de açığa almışlar. Deniz Güneş diyor ki:
“Eşimin hayatının hiçbir döneminde herhangi bir örgütle yolu kesişmemiştir. Kendimizi bildik bileli vatanını seven, işinde gücünde olan, demokrat ailelerden gelmekteyiz. Benim de herhangi bir örgütle ya da cemaatle yolum kesişmemiştir. Devletin şerefli emekli bir subayının kızı olarak, demokrat ve Atatürkçü bir aileden gelmekteyim.
Mesleğini onuruyla yapmak, dürüst ve vicdanlı çalışmak, adaletli olmak, kimsenin etkisi altından kalmadan kararlarını vermek ne zamandan beri terör suçu sayılmaktadır?”
Diğer örnek, meslekten atılan 3. sınıf Emniyet Müdürü Dr. Savaş Şimşek. Görev yaptığı dönemde Fethullahçıların gazabına uğramış, hatta subay olan eşinden ayrılması için baskı yapılmış olan demokrat bir emniyetçi kendisi. O da diyor ki:
“Kimseye derdimizi anlatamıyoruz. Suçum, yabancı dilimin iyi, akıl kapasitemin de şakirtlerden ve yandaşlardan biraz fazla olması mı? Hakkımda ne adli, ne de idari işlem yapıldı. Yargılamadan, dinlemeden beni infaz ettiler, dımdızlak ortaya koydular.”
Bilesiniz: Birlik, beraberlik ve de “Yenikapı ruhu” sözleri, Saray’ı güçlendirmekten öte hiçbir anlama gelmiyor.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları