Cumhuriyetçiler Saray’a oy verir mi?

31 Mart 2018 Cumartesi

2019’da ne olması tasarlanıyor?
Parlamenter sistemin ötelendiği, güçler ayrılığının tek adama indirgendiği, monarşik, Saraycı, zorbacı sistemin oylanarak onaylanması…
Saray’dakinin halife sultanlığının sandık yoluyla yasaya uydurularak yaşama geçirilmesi…
CHP’li Haluk Pekşen’in dilinde tüy bitti:
“Ölmüş kişilere yeni kimlikler düzenlendiğini” aktardı. Kulak asılmadı.
“Sahte oyla, yinelenmiş seçmenle, elektronik ortamdaki hilelerle seçim yapılacağını” söyledi. Duyan olmadı.
“55 milyon seçmen içine en fazla 130 milyon zarf gerekmesine karşın YSK’nin 500 milyon zarf bastırdığını” belirtti. Dinleyen çıkmadı.
“Mühürsüz pusulayı kabul edenlerden, 2 milyon 537 bin sahte seçmen yaratanlardan her türlü hile beklenir” dedi. Kendi partisinin lideri bile üstünde durmadı.
Oysa, Haluk Pekşen’in ne demek istediğini kavramak için üstün zekâlı olmaya gerek yoktu. Mantık yürütebilen her insan; 2019’daki seçimin, Saray’dakinin Saray’a tam yetkiyle oturtulması için biçimsel bir oyun olacağının bilincine varırdı.
Bunun adı seçim olmayacaktı. Pekşen’in ifadesiyle bir yolsuzluğu, hukuksuzluğu meşruiyet zincirine taşıma olacaktı.
Madem partili sultancılığa karşıyız; madem yürütmenin yürütme, yasamanın yasama, yargının yargı olduğu, kamuoyunun duyarlıklarının göz önüne alındığı çok partili parlamenter demokrasiden yanayız; ne diye sonucu şimdiden kuşkulu işlemlerle belli olan bir seçime katılacaktık ki?
Haluk Pekşen’in, “Bırakın Saraycılar, saray özlemi ile baş başa kalsın. Biz entrikacı, saraycı değil; Cumhuriyetçiyiz. Aday kim olursa olsun, Cumhuriyetçiler, Saray için oy vermemeli” anlamına gelen çıkışı kamuoyunda tartışılırken…
Birdenbire, ithal edilmiş liberal siyasetçiyken sosyalistliğe soyunanlar fırladı öne, içeriksizce “Boykot” diye bağırdılar.
Böylece iyi anlatılabilirse, tek adamcılığa karşı toplumsal muhalefeti örgütleyebilecek bir seçenek çürütülmüş oldu.
Görev tamamlanmıştı!

Değeri ölçülemez hukukçu
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın yetiştirdiği gazetecilerden Asuman Aranca’nın haberinden okuyalım:
“Gonca Hatinoğlu, 2016’da açıktan atama ile Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği görevine getirildi. Ardından da Cumhurbaşkanlığı Kanunlar ve Kararlar Dairesi’ne uzman olarak geçti. Burada avukatlık stajını tamamladı ve hâkimlik sınavına girip kazandı. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda çekilen kura töreni ile Elazığ hâkimliğine atandı. Hatinoğlu, Elazığ’a hiç gitmeden, 24 saat içinde Yargıtay Tetkik Hâkimliği görevine atandı. Eşi Volkan Hatinoğlu da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın inşaatını yapan firmada yönetici olarak çalışmaya başlamıştı.”
2 yıl içinde kariyer rekorları kıran Gonca Hatinoğlu’nun annesi Zerrin Güngör, Danıştay’ın kuruluş yıldönümünde Recep Tayyip Erdoğan’a “minnet ve şükran duyguları”nı sunan; yandaş basına “Yargı taraflı deniyor. Sizi temin ederim ki yargı şimdiye kadar hiç bu kadar tarafsız ve bağımsız olmamıştı” diyen Danıştay Başkanı’dır.
Zerrin Güngör, kızının son atamasından birkaç gün önce, Emine Erdoğan’ın Saray’daki yemek davetine katılmıştır.
Sizi temin ederim ki, yargı işte bu kadar tarafsız ve bağımsızdır!  

 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yağmalanan Ülke 19 Haziran 2021
Çanta Çanta Para 12 Haziran 2021