Kurtuluş

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Tamam. Sıkıldık. Bıktık, usandık. Bunaldık, boğulduk. Soluğumuz kesildi.
Zora düştük. Sarardık, solduk. Katlanamaz olduk.
İçimiz çekildi. Kanımız kurudu.
Yorulduk, bezdik. Yaka silktik.
Hadi canım, gına geldi. Yürü, anca gidersin.
Yetti. Bitti. Finiş. Mafiş. Yallah.

Muharrem İnce’nin karnesi
Halkla ilişki kurmakta, günlük dille, anlaşılır bir biçemle gelişmeleri ve derdini aktarmakta başarılı. Tutuk değil, açılımcı. Güler yüzlü, cana yakın davranmaya özen gösteriyor.
Kimi kez yinelemelere düşse de, söyleşir gibi rahat konuşuyor, dinletiyor. CHP’nin ilkesel çizgisinden ayrılmayacağını sezinletiyor, içtenliği ile de toplumun tümünü kucaklamak istediğini duyumsatıyor. Saray’ın oyununa gelmiyor, peşinden sürüklenmiyor, ama altta da kalmıyor.
Kendi söyleyeceğini, kendi seçeneklerini öncelemekte kararlı. Parti örgütü ile birlikte çalışıyor, onları disipline ediyor ve gönülden görev almalarını sağlıyor. Ekonomik söylemlerine gelince: Basmakalıp piyasacı anlayış içinde kalmayı seçiyor. Karma ekonomi ve kamuculuğun üzerinde durmaktan özenle sakınıyor.
Ben muhafazakâr bir ailenin solcusuyum” diyor, ama sermayeyi ürkütmeme adına liberal reçetelerde ısrar yerine, cesaretli bir halkçı çıkışı yakalayamıyor. “Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alacağız” sözü, bildik vaatlerin yinelenmesinden öteye gitmiyor ve sığ kalıyor.
Muharrem İnce, her ne kadar “Ben vefakâr bir insanım. Beni Cumhurbaşkanlığı’na adaylığına gösteren Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına asla aday olarak çıkmam” dese de; Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde yarattığı heyecan, gösterdiği çaba, halkta yarattığı ilgi ve yakınlık onu CHP Genel Başkanlığı’na doğru itiyor.
İnce, eğer büyük bir yanlış yapmazsa, CHP’nin “makus talihi”ni değiştirebilme hareketliliğinde önemli bir rol oynayabilir.

19 Mayıs
Atatürk, Söylev’ini 19 Mayıs ile açar. Yurdun durumunu özetler ve vardığı sonucu belirler: “Ya bağımsızlık, ya ölüm!
Bağımsızlığımızı çoktandır yitirdik. Geriye kaldı, ölüm ve zulüm.

Üniversitede hülle
Eskişehirli gazeteci meslektaşımız Ali Baş, bölünen üniversitelerde nasıl “hülle” yapıldığını yazdı Eskişehir Anadolu gazetesinde. Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü, üniversitenin ikiye ayrılması üzerine bir ilan vererek “adrese teslim” kadrolar alınacağını açıklamış. Böylece Eskişehir Teknik Üniversitesi’ne giden 4 rektör yardımcısı tarif edilerek Anadolu Üniversitesi’ne dönmelerinin önü açılmak istenmiş.
Bir başka bilgi daha: İllerde bölünen üniversitelerin kadrolarıyla AKP milletvekilleri doğrudan ilgileniyorlar.
Üniversiteler özerkliklerini yitirerek gericileşmişlerdi, şimdi siyasetin tam göbeğine çekiliyorlar.

Ne kadar eder?
Mavi Marmara gemisinin yola çıkmasına göz yummuşlar, hatta destek olmuşlardı. Orada insanlar öldü. Van münit filan derken kıyamet kopardılar. Sonra? İsrail ile normalleşme anlaşmasını imzaladılar. 20 milyon dolar tazminat karşılığı her şeyi unuttular. Büyükelçi de atadılar, ilişki de kurdular. Van münit olmuştu, tiventi milyon dolar. Şimdi Filistinliler öldürülünce İsrail’i yine “terörist devlet” ilan ettiler.
Memleketi pazarlamakla görevli olduğunu söyleyenlere sormak gerek:
Sizce, İsrail’in normal devlet olmasının ederi nedir?  


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020