Musul’u kim için kurtarıyoruz?

26 Aralık 2015 Cumartesi

Ne rastlantı ama... ABD Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Paul Selva, 24 Kasım’da Suriye sınırında Rus uçağının vurulduğu gün Türkiye’deydi.
Hürriyet’ten Tolga Tanış’ın yazısından öğrendiğimize göre, Amerikan Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi’nde verdiği ifadede demişti ki:
“Düşürme olayının ardından o gün öğleden sonra Türkiye’deydim. Türkler, hava sahalarına yönelik bir ihlal yaşandığına inanıyorlar. Ancak benim asıl vurgulayacağım, Türkiye’nin sınırının baştan sona güvence altına alınması. IŞİD’in halen kaçakçılık hatları olan yaklaşık 90 km’lik bir bölüm var. Burası görece açık çünkü IŞİD sınırın Suriye tarafını kontrol ediyor. Türkler, terör uçuş listeleri, terörist kimlik veritabanları ve sınırı güvence altına alacak çeşitli tekniklerle çabalarını ikiye katladılar. Bundan daha fazlasını kapalı ya da gizli bir oturumda tartışabiliriz.”
Rus uçağının düşürülmesinin arkasında bir bit yeniği var mı?
Ancak bunu gizli kapaklı iş becerenler bilir.
Tıpkı Başika’ya asker göndermek gibi, Musul’a “kurtarma harekâtı” düzenlemek gibi...
Milli Savunma Bakanı’nın Meclis’te açıkladığı gibi Irak’ın kuzeyindeki yerel güçleri ve peşmergeleri eğitmek gibi...
Rus uçağını ne için, kimin için düşürdüğümüzü, Başika’ya neden asker gönderdiğimizi, Musul’u kimin için kurtaracağımızı, peşmergeleri neden ve kim için eğittiğimizi bilen varsa beri gelsin!
Eskiden bölgenin jandarmasıydık. Şimdi sıfır numara taşeronu olduk!

Bavulcudan postacıya
“Gazeteci” Fehmi Koru yıllar önce, ışıklar içinde yatsın Mahmut Tali Öngören ile benim Kuvvayı Milliyeci büyüklerimizden söz ederek, gazetecilik alanının Cumhuriyet’i kuran kadroların (hani onlar jakoben ya!) devamı olan ailelerin etkisinde olduğunu bir zorlama yorum ile ima etmeye kalkışmıştı!
Fehmi Koru’nun nasıl bir “gazeteci” olduğunu geçen günlerde kendisi açıkladı:
17-25 Aralık sürecinde; AKP’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve AKP’nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD’ye sığınmış cemaat başı emekli vaiz arasında postacılık yapmış.
Gazetecilik; iliştirilmişlerin, eline tutuşturulan sözde belgeleri jurnalleyen bavulcuların, yetmezci cemaatçilerin, evet efendimcilerin, para karşılığı haber yazanların, saray vakanüvislerinin, mektup taşıyıcıların elinde lime lime edildi.
Kuvvayı Milliyecilerin kurtardığı, kurduğu ülkenin, Cumhuriyet’in hali ise ortada.

Cerattepe nöbeti
Artvin’deki Cerattepe’nin perişan edilip maden çıkartılmak istenmesinin öyküsünü bu köşede birkaç kez dile getirmiştik.
Bilindiği üzere, Cerattepe’de maden çıkarmak isteyen, 17-25 Aralık sürecinde “milleti ile sevişmek için yanıp tutuşan” Mehmet Cengiz’in şirketi ile bilindik, bilinmedik ortakları.
Cengiz Holding’in maden arama girişimiyle ilgili olarak bölgedeki 751 yurttaş, yaklaşık 6 ay önce Türkiye’nin en büyük çevre davasını açtılar.
Rize İdare Mahkemesi’nde açılan bu davada, yaklaşık 6 aydır yürütmeyi durdurma kararı verilmiyor. Rize İdare Mahkemesi’ndeki çevre davalarında çevreciler lehine kararlar veren heyet değiştirildi.
Artvinliler ise, 1800 metrede yaklaşık 6 aydır Orman İşletmesi ağaçları kesmesin diye nöbet tutuyorlar.
Konuyu yakından izleyen CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, “Benim avukatlık yaptığım yıllarda, Orman İdaresi vatandaştan ormanı korurdu. Şimdi devir değişti, vatandaşlar Orman İdaresi’nden ormanı korumaya çalışıyor” deyip ekliyor:
“İnsanlar orada yirmi dört saat nöbet tutuyorlar. Enerji Bakanı’nı, Başbakan’ı göreve çağırıyorum. Bu çile, bu rezalet ne zaman bitecek? Artvinliler bu cinayete izin vermeyecekler. Bu mücadele gidebileceği yere kadar gidecek.”  


Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020
Kız Adından Baraj Olmaz 11 Temmuz 2020