Biri devamlı ağlıyor, diğeri devamlı sevişiyordu

15 Ocak 2021 Cuma

İktidarlar değişti, siyasiler değişti, ideolojiler değişti, iletişim şekilleri değişti...

Onlar hiç değişmediler.

Nasıl başladılarsa hep öyle devam ettiler ve istikrarlı bir şekilde görevlerini sonuna kadar yerine getirdiler.

İkisi de dindardı.

İkisi de politik arenada muteberdi.

İkisi de hem politik figürdü hem de magazin figürüydü.

İkisi de akıl hastası gibi davranıyordu.

İkisinin de müritleri vardı.

İkisinin de etrafında aklı başında olduğu düşünülen insanlar da vardı.

İkisi de ülkenin çocuklarına ve gençlerine göz dikiyordu.

İkisi de devlet tarafından hem suç odağı olarak işaretliydi, hem de korunmaktaydı.

İkisi de aslında mafyaydı ama klasik mafyalardan farklı silahlarla donatılmışlardı.

İkisi de iceberg’in görünen yüzüydü ve görünmeyen yüzleri en derine gömülüydü.

Ve biri devamlı ağlıyor, diğeri devamlı sevişiyordu.

KANLI DEĞİL, KANSIZ DA

27 Mart 1994 yılında...

Ankara ve İstanbul’da İstanbul ve Ankara’da belediye başkanlığı seçimlerini Refah Partisi’nin adayları kazandığında...

Siyasal İslam, Melih Gökçek ve Tayyip Erdoğan gibi geleceğin siyasetine damga vuracak olan iki önemli aktörüyle birlikte bugünkü tahtına tırmanmaya başladığında...

Refah Partisi Meclis grubu toplantısında Necmettin Erbakan o meşhur konuşmayı yapmıştı.

Şimdi ikinci bir önemli nokta, Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak.

Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak; kanlı mı olacak, kansız mı olacak, bu kelimeleri kullanmak bile istemiyorum amma, bunların terörizmi karşısında herkes gerçeği açıkça görsün diye bu kelimeleri kullanma mecburiyetini duyuyorum. Türkiye’nin şu anda bir şeye karar vermesi lazım, Refah Partisi adil düzen getirecek, bu kesin şart; geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak, tatlı mı olacak kanlı mı olacak, altmış milyon buna karar verecek!” demişti.

Bu “Kanlı mı kansız mı” lafı o günden sonra çok tartışıldı.

Bu arada o “60 milyon” karar verdi.

Sadece Refah seçmeni değil, işadamları, medya, aydınlar, yoksullar, koalisyonlardan bıkmışlar, siyasal İslamdan korkmanın saçmalığına ikna olmuşlar, değişiklik arayan maceracılar, tutucu olmama adına “bir de bunları deneyelim”ciler, kazananın yanında olmayı marifet bilenler elbirliğiyle Refah Partisi’nin işaret ettiği adil düzene doğru giden ve AKP’nin bugünkü adalet anlayışına varan süreci desteklediler.

Kansız oldu.

Bir de gözyaşları ve spermler sayesinde oldu.

SUÇ ALETLERİ

O yüzden bugün ne Gülen hakkında açılan davaların, süren yargılamaların, ona ve ekibine yöneltilen suçlamaların, kesilen ağır cezaların bir anlamı var;

Ne de Oktar ve etrafındakilere verilen kallavi cezaların.

Her iki siyasi figür de on yıllardır sadece şahsi çıkarları için değil, ülkedeki rejim değişikliği için de siyasilerle işbirliği yaparak çalışmış ve o yüzden bu kadar rahat palazlanmışken...

Ve sistemi, hedeflenen noktaya kadar getirmeyi de başarmışken...

Bu yargılamalar sonucunda muhalefeti de ilgilendiren suçların gerçek detayları hâlâ ortaya çıkmadığı gibi bu mevzu bile edilmediğine göre...

Şimdilik gayri resmi tarihe not düşülsün:

Birileri bu iki figürü arenada aslanların önüne atarak onları cezalandırmıyor;

Sadece bugüne gelebilmek için on yıllardır tepe tepe kullandığı suç aletlerini gözümüzün içine baka baka alenen yakıp yok etmeye çalışıyor.


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021