Bundan on sene önce biri çıkıp, “Gün gelecek bu ülkenin, adına dünya çapında şiirler yazılan, şakalar yapılan, cümle âlemin maskarası olan bir cumhurbaşkanı olacak ve cümle âleme maymun edilecek” deseydi, kimse inanamazdı.
Adı, dili yumuşak g’ye dönmeyen bir sürü Avrupalının ağzında Eğvdovvan Eğvdovvan Eğvdovvan diye dolaşıyor ve korkunç alaycı şiirlere malzeme yapılıyor.
Gazeteler onun adına yazılmış, bol hakaret içeren şiir yarışmaları düzenliyorlar.
Verilmek istenen mesaj net:
“Biz buralarda, bırak cumhurbaşkanlarını, kraliçelere, İsa’lara, papalara, hatta doğrudan tanrılara karşı ağzımıza geleni söyleriz.
Fikren senin aklının alamayacağı derecede özgürüz.
Sen bizi kendin gibi muhafazakâr bir Ortadoğulu mu sandın tatlım” demeye getiriyorlar.
Ayıp mı ediyorlar?
E ayıp tabii.
Biz, şu anda ahlak konusunda, yüzlerce yıllık geleneksel halkoyunlarımıza bile edepsiz bir gözle bakabilecek kadar hassaslaştığımız bir dönemden geçiyoruz.
Havaalanlarındaki mayo reklamlarını kaldırıp yerlerine eşarp reklamları koymamızın ve artık bu meseleyi tartışmayı bırakmamızın üzerinden yıllar geçti.
Kadının kapanmasını bağnaz-entel hep beraber özgürleşmesi olarak milli literatüre geçirdik.
Sanattan tiksiniyoruz; edebiyata kılız; baleye gıcık oluyoruz.
Kadınla erkek eşit olamaz; kadın çiçektir ve korunmaya muhtaçtır sanıyoruz.
Kürtajı yasaklamaya; erken evlilikleri yaygınlaştırmaya; dindar bir nesil yetiştirmeye çabalıyoruz.
Bizim meşrebimiz Batı’nınki kadar geniş değil.
Dar. Çok dar.
Biz, onların medeniyetlerini, hukuklarını, siyasi komiserlerini, provokatör ajanlarını, toplarını tüfeklerini, savaş uçaklarını, son model bombalarını, ekonomik modellerini, askeri üslerini, stratejik işbirliği sinsiliklerini, rejim önerilerini, iç ve dış politika tavsiyelerini, jeopolitik destek ve kösteklerini alacak kadar kurnaz olabiliriz.
Ama ahlaklarını alacak kadar aptal değiliz.
Bizim kadınlarımız, kızlarımız onların kadınları, kızları gibi ortalarda yarı çıplak gezinmez, uluorta öpüşmez, evlenmeden sevişmez.
Öldürürüz.
Bizim komedyenlerimiz onların komedyenleri gibi politik laflar etmez, devlet adamlarına ilişmez, etliye sütlüye dokunmaz.
İşten attırırız.
Bizim akademisyenlerimiz onların akademisyenleri gibi fikir özgürlüğünü savunmaz.
Hapse tıkarız.
Bizim gazetecilerimiz onların gazetecileri gibi doğru bildiklerini yazmaz.
Dokuz köyden kovarız.
Biz “One minute” diye dünyaya diklenmiş milletiz; gerekirse Ortadoğu’dan ayağa kalkar Almanları Baltık Denizi’ne, İngilizleri Atlas Okyanusu’na dökeriz.
Önce kendini bilmez Almanlar, şimdi de haddini aşan İngilizler, düşünce özgürlüğü ayaklarına Cumhurbaşkanımıza hakaret üzerine hakaret etmekteler.
Bizim elimiz de armut toplamıyor.
Şiirse şiir; mizahsa mizah; elhamdülillah hepsinden az çok anlarız; gerekirse oturur âlâsını yazarız.
Misal:
“Eyyy haddini bilmez Alman,
Ananı da al git, Böhmermann!”
Eyyy haddini bilmez Alman!
Yazarın Son Yazıları
Yanık saraylar
Patron çıldırdı
‘O kadar istiyorsan eve bir mülteci al besle’
Vatandaşın evi
Mültecinin evi
Atinalı Sokrates’ten Boğaziçili direnişçilere
Sizin hiç silahınız çalındı mı?
Uçağın kadar konuş!
Merve’nin kaderi ve bizim kaderimiz
‘Ben Aziz Nesin...’
Çocuk tacizinin önlenemeyen devamlılığı
Her şey ‘gerçekten’ çok güzel olsun diye...
O çocuklar sizi hiç sevmeyecekler
Katil belli, refleks belli, sonuç belli
Gazeteciliğin karanlık yüzü
‘Hadi’ ama kime hadi?
Mafyayı bilmek ve mafyayı anlamak
‘Ne oldu? Öldürdün mü?’
‘O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!’
Neyi bekliyorsunuz?
Kimin lehi, kimin aleyhi?
Mafyanın ve iktidarın selameti, ülkenin kıyameti
Gençliğe hitabe
Sen de vaat edilmiş, ben diyeyim işgal edilmiş
Devlet, mafya ve siyaset üçgeni değil, dairesi
Çocuklarımızın ismini neden Deniz koymuştuk biz?
Temel ihtiyaçlar listesi
Beş maymun* ve bir toplum
İnsanlığın aydınlık ve karanlık yüzü
Bugün 23 Nisan, öfke doluyor insan!
Burada yazar ne demek istemiştir?
Geçmiş olsun Ahmet Altan
‘Patates soğan, güle güle Erdoğan’
‘Darbe’nin kelime anlamı ve bizim için anlamı
Günün mönüsü: Emekli generaller
Geniş kalçalı ve çok memeli kadın tanrılar
Kokain cesareti
İktidarın yüzüncü yıl fantezisi belli, peki ya sizinki?
Siyasi başarısını;
Tek parti, tek akıl, tek uçurum