Çürümenin fotoğrafı
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Çürümenin fotoğrafı

06.09.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye son yıllarda büyük bir yıkım sürecinden geçiyor. Bu yıkım ne sadece bir ekonomik krizle açıklanabilir ne de yalnızca siyasal otoriterleşmeyle. Karşımızda, toplumsal dokunun tamamını sarsan bir çürüme hali var. Devletin kurumları çözülürken toplumun değerleri de aşınıyor.

CHP İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanması, demokrasinin artık sadece kâğıt üzerinde kaldığını bir kez daha gösterdi. Halkın iradesine yapılan bu müdahale, sadece muhalefeti değil, aslında hepimizi ilgilendiriyor. Çünkü oy verme hakkı, yurttaş olmanın temel göstergesidir. O hak ortadan kaldırıldığında geriye sadece bir vesayet düzeni kalır.

Bugün yaşadığımız da bu. “Vesayet düzeni” diyerek gelenler kendi vesayet düzenlerini kuruyorlar. Biz böyle söyleyince de “Siyasi hegemonyanız bitti kültürel hegemonyanız da bitecek” cevabını veriyorlar. Birbirimizin üzerine hegemonya kuracağımıza hukuk düzeni içerisinde yaşayalım diyoruz anlatamıyoruz.

Bu vesayet düzeninin toplumsal sonuçları ise çok daha vahim. İstanbul’da bir cumhuriyet savcısının boğazı kesilerek öldürülmesi, devletin güvenliği sağlayamamasının en çarpıcı örneklerinden biri oldu. Bir ülkenin savcısı böyle katledilebiliyorsa, sıradan yurttaşın güvenliği üzerine konuşmak bile anlamsız hale gelir. Dahası, çeteleşmenin arttığı, her gün sokaklarda parayla işlenen infaz görüntülerinin dolaştığı bir ülkede kim kendini güvende hissedebilir?

Kimse de hissetmiyor zaten. Her gün onlarca trafik kavgası, sokak kavgası, laf atma kavgası görüyoruz. Hepsi sudan sebeplerden çıkıyor ama hep bir sinir krizi halinde yaşıyoruz. Patlayacak yer arıyoruz. Yeri geliyor eşimize çocuğumuza bile kötü davranıyoruz.

Neden?

Cezaevleri bu çürümenin başka bir aynası... Haberlere göre 1 Eylül 2025 itibarıyla cezaevlerinde 419 bini aşkın insan bulunuyor. Bu rakam Cumhuriyet tarihinin rekoru. Bir yandan suç oranı yükseliyor, öte yandan cezaevleri dolup taşıyor. Ama ne suç azalıyor ne de adalet duygusu güçleniyor. Çünkü sorun bireylerden çok, sistemin kendisinde yatıyor.

Bunca şeyin nedenini Karl Marx’ın altyapı-üstyapı teorisiyle yanıtlayalım. Ekonomik tablo bu çöküşün temelinde yatıyor.

Sosyokültürel etkiler ise çökmüş ekonominin ardından geliyor. Ekonomi bozuldukça ahlaki ve kültürel çürümeyi daha net görebiliyoruz.

Türkiye bugün yasadışı bahis ve kripto para cenneti haline gelmiş durumda. Karapara ekonomisi büyüdükçe, alın teriyle çalışan milyonların payına işsizlik, yoksulluk ve borçluluk düşüyor. Tarımdan sanayiye, üretimin her alanında kriz derinleşirken ülke ekonomisinin gerçek patronları artık mafya düzeniyle hareket eden kayıt dışı sermaye grupları oluyor.

Gelir dağılımındaki uçurum ise hiç olmadığı kadar büyüyor. TÜİK rakamlarına bakıldığında bile tablo ürkütücü: Milyonerlerin sayısı hızla artıyor, servetleri katlanıyor. Yoksul insanlarımız da sanıyor ki milyonerler artınca ülke gelişiyor. Halbuki çalınan emeğinin haberini okuyor farkında değil.

Bakın 1 milyon lira ve üzeri mevduata sahip kişi sayısı sadece bir yılda 775 bin artarak 2 milyon 367 bine çıktı.

Bu sırada milyonlarca insan ete, süte, ekmeğe gelen zamlarla yaşam savaşı veriyor. Üstelik şap hastalığı nedeniyle et ve süt üretiminde yaşanan yüzde 40- 70 oranındaki kayıplar, önümüzdeki günlerde temel gıda fiyatlarının daha da artacağını gösteriyor.

Yani, Türkiye’de zenginler daha da zenginleşirken, yoksulların hem sayısı artıyor hem de yoksulluk derinleşiyor.

Aslında bütün bu tablo tek bir gerçeğe işaret ediyor: Türkiye sadece ekonomik olarak değil, ahlaki ve toplumsal olarak da büyük bir çöküş yaşıyor. Hukukun üstünlüğü ortadan kalktığında, siyasetin tek belirleyicisi güç olduğunda, adaletin yerini şiddet aldığında, çürüme kaçınılmaz hale geliyor.

Bu yüzden mesele yalnızca ekonomik büyüme rakamları, enflasyon oranları ya da döviz kurlarıyla sınırlı değil. Mesele, toplumun hangi değerler üzerinde ayakta duracağı meselesidir. Adalet, eşitlik ve hukuk yoksa o toplumun ne ekonomisi sürdürülebilir ne de siyasal düzeni.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaracak geçici çözümler değil; hukuku yeniden tesis edecek, adaleti sağlayacak, emeği koruyacak köklü bir dönüşümdür. Anayasal değişimden bahsetmiyorum. Zihniyet devriminden bahsediyorum. Hukukun arkasından dolanmayıp hakkı emeği en yüce değer olarak belirlemeyi savunuyorum. Birbirimizin üzerine basarak yükselemeyeceğimizden bahsediyorum.

Eğer bu dönüşüm yapılmazsa, çürümenin bedelini hep birlikte çok daha ağır ödeyeceğiz. Belki bugün farkında değiliz ama çürüme, yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de zehirliyor.

Yazarın Son Yazıları

İBB davasında yer alan firma mahkeme salonunun betonunu döktü!

İBB davaları devam ediyor.

Devamını Oku
12.09.2026
‘Jokerler’ trafikte dolaşıyor: Skandal ehliyet sahteciliği

Bir iddianameye ulaştım, hayretler içerisindeyim.

Devamını Oku
08.09.2026
Gökçeklerde ikinci perde

Gökçek ailesine uzanan soruşturmanın merkezindeki şirketlerin Türkiye’deki arazi satışı ile Almanya’daki mülk üzerine konulan 6.5 milyon Avroluk ipoteğin yalnızca iki gün arayla gerçekleşmesi soru işaretleri yarattı.

Devamını Oku
04.09.2026
Melih Gökçek soruşturması: Tüm belgeleri verdim

Melih Gökçek ile ilgili önceki yazımı bitirirken “Gazetecilikte bazı sorular cevabından güçlüdür” diye yazmıştım.

Devamını Oku
01.09.2026
Ecem Alkaş neden hâlâ cezaevinde?

Futboldaki bahis ve şike soruşturmasında çok sayıda isim gözaltına alındı, tutuklandı.

Devamını Oku
29.08.2026
Gökçek ailesinin Almanya dosyası

Türkiye’nin bir Melih Gökçek sorunu vardır.

Devamını Oku
28.08.2026
Paymix iddianamesi ve Mustafa Varank’ın ziyareti

Yasadışı bahisi bıkmadan usanmadan anlatmaya devam edeceğim demiştim.

Devamını Oku
25.08.2026
Nişasta bazlı şurup: Soframıza akıtılan zehir

Önümde iki ayrı devlet raporu var.

Devamını Oku
22.08.2026
Devlet kapısını açtı, cemaatler içeri girdi

“Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikat-ı medeniyettir.”

Devamını Oku
18.08.2026
Süleymancılara operasyon: Tasfiye mi dizayn mı?

Türkiye’de bugün yaşanan her operasyonun yalnızca savcılık dosyasındaki suçlamalardan ibaret olmadığını yaşayarak görüyoruz.

Devamını Oku
15.08.2026
Çerçeve yasa: 62 günde ne değişti?

Çerçeve yasa ile çözüm sürecini konuştuğumuz günlere geldik.

Devamını Oku
11.08.2026
IQ Money kapandı, sistem ‘klonlandı’

Geçen yazımda IQ Money iddianamesini anlatmıştım.

Devamını Oku
08.08.2026
155 milyar liralık IQ Money iddianamesi

Bir soruşturma dosyasını okurken bazen en önemli ayrıntılar suçlamaların yazıldığı bölümlerde değil, şirketin kuruluş hikâyesinde gizlidir.

Devamını Oku
04.08.2026
At yarışı bahsinde Demirören ortaklığı

Gazetecilik bazen arkadaşınla sohbet ederken duyduğun tek bir cümleyle başlar.

Devamını Oku
01.08.2026
CHP’si, iktidarı; gazetecileri rahat bırakın

Yalan, kumpas, FETÖ’vari operasyon, kurgu...

Devamını Oku
28.07.2026
Ahbap soruşturması: Cadı avı isteyenler var

Ahbap soruşturması başladı başlayalı bir cadı avıdır sürüp gidiyor.

Devamını Oku
25.07.2026
Oğuzhan Uğur ifadesinde neler söyledi

Ahbap davasının yankıları sürüyor.

Devamını Oku
21.07.2026
Ahbap soruşturması: İyi niyet, muhasebe kaydı değildir

Bir haftadır Ahbap ve Haluk Levent ile ilgili soruşturmayı konuşuyoruz.

Devamını Oku
18.07.2026
Ahbap soruşturması: Haluk Levent’e sorular

Türkiye’nin hafızasında bazı tarihler vardır.

Devamını Oku
14.07.2026
İran’dan Türkiye’ye: ‘Böbrek’ dolandırıcılığı

Bazen yaşamımızda sağlığın önemini çok kavrayamadığımızı düşünüyorum.

Devamını Oku
11.07.2026
Gözaltı, gözaltı, gözaltı... Adaletsizlik ekiyoruz

Her zaman haber, bilgi, belge anlatacak değilim.

Devamını Oku
07.07.2026
Murat Ongun savunmasında neler söyledi

İBB davasında savunmalar devam ediyor.

Devamını Oku
04.07.2026
Adaletin terazisi kimin elinde?

Bugün sizinle adalet üzerine biraz dertleşmek istiyorum.

Devamını Oku
30.06.2026
Belediyelere operasyonların içeriğini biliyor musunuz?

Adalar Belediyesi’ne, Seferihisar Belediyesi’ne, Bornova Belediyesi’ne ve Şile Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonları görmüşsünüzdür.

Devamını Oku
27.06.2026
Papel iddianamesindeki tarih

Bir süredir yasadışı bahis işlemlerinin, elektronik ödeme sistemleri üzerinden nasıl para döndürdüğünü yazıyorum.

Devamını Oku
23.06.2026
Bir Türkiye tablosu: Sadık Karayel

Şimdi size garip bir Türkiye tablosu anlatacağım.

Devamını Oku
20.06.2026
121 milyar liralık soru

Bir düşünün...

Devamını Oku
16.06.2026
Merkez Bankası ne yapıyor

Yasadışı bahis operasyonları son hız devam ediyor.

Devamını Oku
13.06.2026
Paybull dosyası: Bir şirketin değil, bir sistemin şifresi

Bir ödeme kuruluşu düşünün.

Devamını Oku
09.06.2026
Çağımızın vebası: Görünür olma hastalığı

Uzun zamandır kafamda dönüp duran bir mesele var.

Devamını Oku
06.06.2026
Milyarlarca liralık PayCO iddianamesi

Bir elektronik para kuruluşu düşünün.

Devamını Oku
02.06.2026
Tartışmalı araçlar: Kılıçdaroğlu ve Nafer Bey ilişkisi

CHP ile yatıyoruz, CHP ile kalkıyoruz.

Devamını Oku
30.05.2026
Kılıçdaroğlu'nun 'görevi' ne zaman bitecek

AK Parti’nin 25 yıllık iktidarı boyunca “Bunu da gördük” dediğimiz o kadar olay yaşadık ki ne yaşanırsa yaşansın artık şaşırmayız diyorduk.

Devamını Oku
26.05.2026
Mesele mutlak butlandan çok daha büyük

Cumhuriyet Halk Partisi’nde 38. olağan kurultaya ilişkin verilen “mutlak butlan” kararını herkes konuşuyor.

Devamını Oku
23.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı dosyasından ayrıntılar

Rasim Ozan Kütahyalı’nın ifadesini okudum.

Devamını Oku
19.05.2026
Adana’da neler oluyor: Dev bir KİRLİ ÇARK

Yasadışı bahis ve kumar en az uyuşturucu kadar tehlikelidir.

Devamını Oku
16.05.2026
Hem yoksul hem de yoksun kaldık

Ekonomik anlamda hiç ama hiç iyiye gitmiyoruz.

Devamını Oku
12.05.2026
Yasadışı bahis imparatorluğuna operasyon

Türkiye’de yasadışı bahis soruşturmaları uzun yıllardır sürüyor.

Devamını Oku
09.05.2026
Sazlıdere’den beton dereye: Çılgın proje

Yıl 2011...

Devamını Oku
05.05.2026
Ayaklar baş olursa kıyamet kopmaz

Dün 1 Mayıs’tı.

Devamını Oku
02.05.2026