Cumbaşbakanlık Sorunu!

22 Mart 2015 Pazar

Yakın tarihimizin kronikleşmiş, neredeyse siyasal geleneğimiz haline gelmiş bir sorunu bir kez daha zirvede.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçildiğinde kafasında hayalleri ve gerçekleri yan yana koymuş, zorlu bir sürece girdiğimizin altını çizmiştik. O da yakın tarhimizdeki siyasetten gelen cumhurbaşkanlarıyla arkada bıraktıkları başbakanlar arasındaki kırılmaydı.
Önce yakın geçmişten anımsatmalar yapalım. 8. Cumhurbaşkanı Özal, Köşk’e çıkarken Başbakanlık koltuğuna her şeyiyle hükmedebileceği Akbulut’u oturtmuştu. Ancak Akbulut, Özal’ın kafasındaki yere oturmadı, Özal Köşk’e daha ısınmadan Başbakanlık’la arasında buzdağları oluştu. Özal ölmeseydi kendisini Köşk’e çıkaran partisine karşı başka bir parti kuracak kadar ileri düşüncelere kapılmıştı.
Özal’ın deneyimi ışığında Köşk’e çıkan Demirel, “Arkama bakmam” dedi ama gözü arkasındaydı. Demirel’in Çiller ile yaşadığı gerilim de kitaplara konu olacak kadar kabarıktı.

***

Siyasetten gelen cumhurbaşkanları, başbakanlık gücünü bırakmadan o koltuğa oturmak istiyor. Bir başka açıdan söylemek gerekirse Cumhurbaşkanlığı’nın onurunu büyük, yetkisini küçük buluyorlar. İkisi arasında bir dengeyi zorluyorlar.
Erdoğan, geçmişteki bütün örnekleri de dikkatte tutarak kökten bir dayatmayı gündeme getiriyor. Anayasa ve yasaları hiçe sayarak fiilen uygulamaya başladığı başkanlık sistemini seçimden sonra tartışmasız biçimde uygulamak istiyor.
Ancak siyasal yaşamın gerçekleri Erdoğan’ı da Özal ve Demirel’in kaderine yöneltmekte.
Kaçak Saray ile Başbakanlık Konutu arasındaki su yüzüne de çıkan çekişmede iki önemli gol Erdoğan’a ait. Yüce Divan oylamasında Davutoğlu’nun değil Erdoğan’ın dediği oldu. Aynı sonuç Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığı ve milletvekilliği gelgitinde de yaşandı. Merkez Bankası çekişmesinin berabere sonuçlandığı söylenebilir.
Şimdi daha büyük bir kırılma ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin iç barış sorunu... AKP içi barışı torpillemiş görünüyor. Balıkesir’de Kürt sorunu yoktur diyen Erdoğan, hemen sonrasında İmralı da yok-tur dedi; üyelerinin görücüye çıktığı izleme heyetini veto etti.
Hükümet bu vetoyu reddedip Arınç’ın ağzından hınçla karşılık verdi. 3 dönem kuralı gereği koltuktan ayrılma sendromuna girmekte olan Arınç’ın sözleri Erdoğan - Davutoğlu kırılması olarak kabul edilebilir.

***

7 Haziran süreci yaklaşırken AKP’de seçim sonrasının hesaplaşması yaşanıyor. Topluma, “AKP’lerden AKP beğenin, her hal ve şartta iktidarda biz varız” dayatması yapıp şimdiden iç iktidar planları kuruyorlar.
Tarih baba böylesi durumları şöyle yorumlar:
Sonu gelen iktidar birbirine girer!


Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020