1 Mart tezkeresi
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

1 Mart tezkeresi

01.03.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Mustafa Özyürek

CHP 22.Dönem Milletvekili

1 Mart Tezkeresi, AKP hükümetinin, 25 Şubat 2003’te TBMM’ye sunduğu, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Yabancı Ülkelere Gönderilmesi ve Yabancı Silahlı Kuvvetlerin Türkiye’de Bulunması İçin Hükümete Yetki Verilmesine İlişkin Başbakanlık Tezkeresi” 1 Mart 2003 tarihinde yapılan gizli toplantıda reddedilmiştir. 

60 bin Amerikalı asker gelecekti

Tezkere, 60 bin kişilik ABD askeri kuvvetinin ve 255 uçak ile 65 helikopterin Türkiye topraklarında konuşlanarak peyderpey Irak’a saldırmak için cephe oluşturmasını öngörüyordu.

Recep Tayyip Erdoğan, daha başbakan olmadan, AKP Genel Başkanı olarak Aralık 2002’de ABD Başkanı Bush’la görüşerek Irak harekâtını kolaylaştıracağının sözünü vermişti. “Biz özveride bulunduk, şimdi taleplerimizin karşılanmasını bekliyoruz” diye demeç vermişti. 

6 Şubat 2003 tarihinde TBMM’ye sunulan “Türkiye’deki askeri üs ve tesislerin yenilenmesi ve geliştirilmesi için ABD teknik personelinin 3 ay Türkiye’de bulundurulması” tezkeresi AKP oyları ile kabul edildi. 

Verilen sözlere inanan ve 6 Şubat 2003 tarihli tezkerenin kabulünden cesaret alan ABD, 522 zırhlı aracı İskenderun’daki limana indirmiş, Mersin’den Diyarbakır’a kadar alanda, depolar kiralamış, kullanacağı tesislerin inşasına başlamıştı.

AKP’liler tezkere kabul edildi sandı

264 kabul oyu çıkınca AKP’liler alkışlamaya başladı. Anayasa ve içtüzükteki 146. madde hükümlerini hatırlamamışlardı. CHP’liler olarak anayasanın ilgili hükmünü hatırlatarak tezkerenin kabul edilmediğini ifade ettik. 

Meclis Başkanı Bülent Arınç oturuma ara vererek AKP Grup Başkanvekili Salih Kapusuz’la CHP Grup Başkanvekili Mustafa Özyürek’le toplantı yaptı. Özyürek’in ifade ettiği CHP’nin itirazlarına hak vererek tezkerenin kabul edilmediğini açıkladı. Bu kez AKP’liler sus-pus oldu, CHP’liler alkışlamaya başladı.

Baykal’ın etkisi

Kamuoyundaki tepkilerden Baykal’ın gizili oturumdaki konuşmasından etkilenen 90 civarında AKP’li tezkerenin reddi yönünde oy vermişlerdi. (AKP milletvekili 365, CHP milletvekili 177, bağımsızlar 8). 5 civarında bakan da hükümet tezkeresini imzalamış olmasına rağmen TBMM’de ret oyu vermişti.

Aradan bunca yıl geçmesine rağmen 1 Mart 2003 tarihli TBMM gizli oturumunun tutanakları AKP’nin direnişi sonucu hâlâ açıklanmadı. Tutanaklar açıklanınca hangi AKP’linin ne yönde oy verdiği ortaya çıkınca partide bir kargaşa çıkmasından korkuluyor. Ayrıca Kürt sorunu konusunda derin ihtilafların ortaya çıkmasından endişe ediliyor. 

Mayıs 2003’te Paul Wolfowitz “Türkiye hata yaptığını kabul etmeli, özellikle askerler beklenen güçlü liderliği gösteremedi” demişti. Abdullah Gül, Wolfowitz’e hak vermişti. 

CHP, tezkereye hangi açılardan karşı çıkmıştı?

Irak’ta kitle imha silahı olduğu ve bu silahları imha etmek için harekât düzenlenmesi gerektiği iddia ediliyordu. Bu silahları imha etmek için ABD ve destekçileri Irak halkını kitlesel olarak imha etmeyi göze alıyor. 

CHP’ye göre hukuki meşruiyeti olmayan harekâtın, siyasi haklılığı da vicdani haklılığı da yoktu. 

AKP topraklarımızı ABD’ye açma karşılığında 90 milyon dolarlık ekonomik yardım talebiyle yola çıktı, 4 milyon dolara razı oldu. 

AKP, bu tezkere geçerse barış masasında olacağımızı iddia ediyordu. 

Tezkerenin reddinde üç ay sürekli, bunun haksızlığını, yanlışlığını anlatan ve 1 Mart günü kapalı oturumda etkili bir konuşma yapan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın rolü büyüktür. CHP olarak tam kadro oturuma katıldık ve eksiksiz hayır dedik. O sırada grup başkanvekili olarak arkadaşlarımla büyük çaba gösterdik.

ABD, tezkerenin reddini bir türlü kabullenemedi, TSK’yi ve CHP’yi suçladı. ABD askerleri tarafından Temmuz 2003’te Kuzey Irak’ta 11 askerimizin başına çuval geçirildi. Toplum büyük tepki gösterdi. Recep Tayyip Erdoğan ABD’ye nota verilmesi taleplerine karşı “müzik notası mı sanıyorsunuz” diyerek tepki gösterdi. 

Recep Tayyip Erdoğan, “ABD’ye rağmen iktidar olamayacağına” inanıyordu. 2003’te İstanbul’da bir açılışta “Dünyadaki gelişmeler sizi dışlarsa tamamen bitmiş, tükenmiş olursunuz” demiştir. 

Tezkere PKK ile mücadeleye fırsat vermiyordu

Tezkerenin kabul edilmesini isteyen AKP’li yöneticiler, bazı askerler ve gazeteciler, tezkere kabul edilseydi Türkiye, silahlı kuvvetleriyle Irak’ta olacaktı, PKK ile mücadele edecektik, iddialarını ortaya attı. Recep Tayyip Erdoğan, “Tezkere geçmiş olsaydı, su anda Kuzey Irak’ta olurduk ve Kuzey Irak’ta verilen kararlara ortak olurduk” demişti. 

Oysa, ABD’nin Irak’ı işgali Türkiye’nin asla ortak olmayı istemeyeceği, korkunç bir insanlık dramına yol açtı. Nitekim, 1.5 milyon sivil öldü, müzeler soyulup, talan edildi. 

Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök, Murat Yetkin’e verdiği röportajda, “Tezkere geçseydi çok farklı olurdu, ABD ile güzel bir mutabakat muhtırası (MM) hazırlamıştık. Çok sayıda askerimiz (4-5 tugay) Irak’a girecekti. PKK konusunda bugünkünden daha avantajlı olacaktık” demişti.

Oysa, MM incelendiğinde, 7 maddesinde “Kuzey Irak’taki Faaliyetler” başlıklı (b) bendinin 3. paragrafında, sınır boyunca 25-30 km’lik şerit dahi PKK yuvalarını bulup tahrip etmeyi yasaklıyordu. Sadece meşru müdafaa durumunda PKK’ye karşı silah kullanabilecektik. 

Büyükelçi Deniz Bölükbaşı (Tezkerenin eki MM müzakeresini yürütmüştü), “1 Mart Vakası-Irak Tezkeresi ve Sonrası” adlı kitabında “Türk Birlikleri PKK unsurlarına karşı imha harekâtına girme yetkisine sahip olacaktı, ateş açılmasa bile Türk birlikleri resen PKK unsurlarına karşı imha harekâtına girecekti” iddiasında bulunuyordu.

Oysa, MM incelendiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücbir sebep dışında çatışmaya girmeyecekleri açıkça yazılmış. 

Şükrü Elekdağ, Deniz Bölükbaşı’nın kitabının gerçekleri yansıtmadığını belirtmiştir. Ancak Deniz Bölükbaşı bu iddialara cevap vermemiştir. Tabii MM’nin sahibi hükümettir. Deniz Bölükbaşı hükümetin direktiflerinin uygulayan bir bürokrattır.

MM, tezkere görüşmelerinde milletvekillerinin bilgisine sunulmadı. Deniz Bölükbaşı kitabında da MM’ye yer vermedi. Fikret Bila’nın “Ankara-Irak Savaşları” adlı kitabında MM’nin tam metnini açıkladı. Gizli belgeleri açıklamaktan dava açıldı, ancak beraat etti. 

Şükrü Elekdağ, Hilmi Özkök’e “Türk askerinin operasyon yetkisini (Tezkerenin 17. maddesini) okuyup okumadığını” sormuş, Hilmi Özkök “madde madde okumadım” demişti. Halkı yanıltan bilgi vermişti. 

1 Mart tezkeresi kabul edilseydi bu günlerde bile ülkemizin bir bölümü ABD’nin işgali altında olacaktı. Amerika geçmişte asker bulundurduğu hiçbir ülkeyi bütünüyle terk etmemiştir. Japonya’dan İran’a, Suriye’ye pek çok örneği ortada. 

Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği politikalar göstermiştir ki, büyük devletlere yaranmak için Türkiye’yi bataklığa sokmaktan çekinmemektedir. 1 Mart 2003’te TBMM’de görev yapan CHP milletvekilleri olarak AKP’li bazı yurtsever milletvekilleri ile birlikte Meclis’in itibarını koruduğumuz gibi Amerikan emperyalizmine ağır bir ders vermiş olduk.

Yazarın Son Yazıları

Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025