27 Mayıs’a giden yol - Doç. Dr. HÜNER TUNCER
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

27 Mayıs’a giden yol - Doç. Dr. HÜNER TUNCER

27.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

1954-1955 yıllarında; tarımsal üretim daralması, ihracattaki duraklama, izlenen liberal ekonomi politikaları sonucunda ithalattaki artışla birlikte ortaya çıkan mal zenginliğine karşı başlayan enflasyonist baskılar, ABD’nin borç vermedeki isteksizliği ve kentlere yığılmayı sürdüren nüfusa iş alanı açmakta doygunluk noktasına erişen sanayi, ekonomide duraksamaya neden olmuştu. 1956'daki dünya ekonomik daralması da saydığımız bu olumsuzluklara eklenince, 1950’lerin başında hızla gelişen ve yılda yüzde 10 civarına varan ekonomik büyüme duraksamıştı.

Bu koşullarda, yaşamlarının birdenbire ekonomik zorluk ve darlık içine düştüğünü gören sabit gelirli kitlelerin Demokrat Parti (DP) iktidarına karşı tutumları değişmeye başladı. Bunu algılayan DP iktidarı, 1957'de erken seçimlere gitme kararı almıştı. 1957 seçimlerinde DP, yine en fazla oyu almakla birlikte, bu kez yüzde 50’den daha az oyla yetinmek zorunda kalmış ve ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) TBMM’deki sandalye sayısını önemli ölçüde arttırmasını engelleyememişti. Öte yandan CHP, seçimlere hile karıştırıldığını ileri sürerek, DP iktidarının yasallığını da sorgulamaya başlamıştı.

TAHKİKAT KOMİSYONU

1957’de bütün kaynakların tükenmesi üzerine mal kıtlıkları boy gösterdi ve Türk Lirası’nın yüzde 330 oranında devalüe edilmesi sonucunda, sabit gelirlilerin satın alma gücünde büyük bir düşüş yaşandı. Bu koşullarda iyice gerilen iktidar-muhalefet ilişkileri, Türkiye’yi bir siyasal ayaklanma ortamına doğru sürüklemekteydi.

1955’ten itibaren kitlelerin ekonomi alanındaki beklentileri düş kırıklığına dönüşünce, hükümet de giderek sorgulanmaya başlanmıştı. Öte yandan DP’nin muhalefeti susturmaya yönelmesi, hem TBMM içinde hem de dışında siyasal gerilimin tırmanmasına neden oluyordu. Demokrat Parti hükümetinin, Meclis yetkileriyle donatılmış olan bir “Tahkikat Komisyonu” kurması üzerine, İstanbul ile Ankara’da öğrenci gösterileri başlamıştı.

Tahkikat Komisyonu; istediği kişileri sorgulayabiliyor, tutuklayabiliyor, her türlü yayını yasaklayıp toplatabiliyor, gazeteleri kapatabiliyor, gerekli gördüğü her türlü araç, gereç ve belgeye el koyabiliyor, siyasal toplantıları yasaklayabiliyordu. Bu komisyonun çalışmaları gizli olup kararlarına kesinlikle itiraz edilemiyordu. Bu kararlara karşı çıkanlar, bir ila üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyordu.

ARTAN HUKUKSUZLUK

DP iktidarının, 1960 ilkbaharında artan huzursuzluğu ve öğrenci hareketlerini denetim altında tutmak için askeri birlikleri kullanmaya başlaması ile ordu kışlasından çıkartılarak politikanın içine çekilmişti. Öte yandan genç subaylar, DP yönetiminin laiklikten ve Atatürk Devrimlerinden ödün vermesinden büyük rahatsızlık duyuyordu.

27 Mayıs hareketi, iktidardaki DP hükümetinin ülke aleyhine yürüttüğü politikaya son vermek isteyen subayların gerçekleştirmiş olduğu bir hareketti. Bu hareket, diktatörlüğe giden DP iktidarına tepki niteliğindeydi. DP’nin özellikle iktidarının son yıllarında iç politikadaki sertlik yanlısı tutumu ve neden olduğu ekonomik bunalım, yeni bir yönetimin oluşturulmasını gerekli kılmıştı. 27 Mayıs hareketini destekleyenler; üniversite gençliği, öğretim üyeleri, memurlar gibi eğitim düzeyleri yüksek ancak 1950’lerdeki ciddi ekonomik daralmadan bunalmış kitlelerdi.

27 Mayıs’ta Milli Birlik Komitesi, kansız bir biçimde iktidara el koymuştu. Komite, Menderes hükümetini devirmek ve bazı anayasal değişiklikler yapmak suretiyle yeniden sivil yönetime geçilebileceğini öngörmekteydi. 27 Mayıs hareketinin ardından bir “Kurucu Meclis” oluşturulmuş, bu meclis bugün hâlâ en ilerici, demokratik ve hukuk devleti ilkesine bağlı anayasa olarak kabul edilen 1961 Anayasası’nı yapmıştır.

DOÇ. DR. HÜNER TUNCER

İlgili Konular: #27 Mayıs

Yazarın Son Yazıları

Futbol baştan kokar - Meriç Erdağlı

2026 FIFA Dünya Kupası’ndan hezimetle ayrılan Türk milli futbol takımı, vatandaşların beklentilerini yerine getiremedi.

Devamını Oku
26.06.2026
Muhalefetin kanun yoluyla yeniden tanzimi - Su Erbaş

Çağdaş otoriterleşmenin ayırt edici özelliği, açık baskı yerine kurumların hukuk diliyle araçsallaştırılmasıdır

Devamını Oku
26.06.2026
Kamu hukukunun lağv edilmesi - Doğan Erkan

Ana muhalefet partisinin olağan genel kurul organında seçilen meşru yönetim ve merkez organlarının, Türkiye siyasal partiler tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde asliye mahkemesinin istinaf hâkimleri eliyle mutlak butlan ve tedbir uygulamasıyla görevlerinden el çektirildiği, bu Kafkaesk “yargısal” kararın siyasallaşmış kolluk marifetiyle uygulandığı bir evreyi şaşırarak gözlemliyoruz.

Devamını Oku
25.06.2026
Dünya Denizciler Günü - Hakan Ercan

Uygarlık tarihi büyük ölçüde nehirlerin ve denizlerin tarihi olarak da değerlendirilebilir.

Devamını Oku
25.06.2026
Türkiye’nin engebeli yolu - Erol Ertuğrul

DEM Parti yöneticileri sözde barış süreci ile ilgili, terör örgütü üyelerinin bağışlanmaları amacıyla bir yasa çıkmasını bekliyorlar.

Devamını Oku
24.06.2026
Kimlik siyaseti mi, Cumhuriyet yurttaşlığı mı? - Utku Yapıcı

Son yıllarda popüler kimlik tasarımlarından bir haline gelen yeni Osmanlıcılık, Atatürk’ün Türk milleti tasavvuru ile aynı kategoride bir yaklaşım değil.

Devamını Oku
24.06.2026