Yargılanan değil yargılayan İmamoğlu
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Yargılanan değil yargılayan İmamoğlu

14.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Silivri’nin soğuk rüzgârları yine bir siyasi davaya tanık oluyor. Silivri’deki İBB davasının ilk dört gününe gazeteci gözüyle bakınca AKP iktidarının simgesi haline gelmiş bir yer görüyoruz.

Uzun uzadıya sosyolojik analiz yapmak için başlı başına bir yazı yazmak gerekir.

Bugünlük neler yaşandığını takip etmekte zorlanan okuyucularım için bir özet geçmek istiyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim pazartesi günü başlayan 407 sanıklı İBB davasının ilk dört gününde savunmalardan çok mahkeme heyetinin başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere sanıklara tavrı damga vurdu.

Fakat dava başlar başlamaz dikkat çeken bir şey oldu. Normalde, sanıkların harf sırası veya “örgüt lideri”, “üyesi” ve “yöneticisi” savunma yapar. Burada bir düzenleme yapılmış. İtirafçılar davanın başında ifade veriyor. Cevap vermek isteyen olunca “sıran gelince” deniyor. İtirafçıların söyledikleri de iktidar medyasında oyun hamuru gibi çelişkilerine, doğruluğuna bakılmadan tamamen gerçekmiş gibi çarşaf çarşaf yayımlanıyor.

‘İFTİRA MAKAMI’

İşte kumpas tartışmaları da burada başlıyor.

Davanın siyasi odağında da kuşkusuz Ekrem İmamoğlu bulunuyor. 12 metrekarelik hücresinde 15 ay yargılanmadan yaşamak zorunda bırakılan İmamoğlu’nu izleyenler yargılananın değil yargılayanın İmamoğlu olduğunu anında gördü.

Davayı bir kumpas olarak niteleyen İmamoğlu, özellikle dördüncü günde savcılığın sunduğu rakam tablolarına sert çıktı.

“İftira makamı yalan söylüyor” diyerek iddianamedeki mali verilerin ve iddiaların gerçek dışı olduğunu savunan İmamoğlu, suçlamaların sadece kendisini değil, halkın iradesini hedef aldığını vurguladı.

Duruşma savcısına yönelik de konuşan Ekrem İmamoğlu, “Biraz mertliğiniz varsa bu insanları bırakın, tek başıma benimle mücadele edin” ifadelerini kullandı. Bu sırada duruşma savcısının İmamoğlu’na parmak sallayarak “haddini bil” dediği iddia edildi.

Heyetin, duruşma bittikten sonra salondan ayrılması sırasında İmamoğlu, “Yazıktır bu millete, yazıktır bu memlekete. İşte böyle kaçarak gidersiniz” şeklinde konuştu. Salonda bu sırada, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, İmamoğlu salondan ayrılırken de “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı atıldı.

Davanın ikinci gününde İmamoğlu’nun salona alınması sonrası kürsünün önünde jandarma ile önlem alındı. İmamoğlu, mahkeme başkanına, “Bu yaptığınız yüz karasıdır. Alnınıza yapıştı. Boşuna gerginlik yaratıyorsunuz. Kimden talimat alıyorsunuz?” diyerek tepki gösterdi.

Davadaki en kritik soruyu ise eski milletvekili Aykut Erdoğdu sordu. Davanın da özetiydi aslında. Erdoğdu mahkeme heyetine dönerek, “Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olmasaydı biz 400 kişi buraya gelir miydik” ifadelerini kullandı.

Mahkemede Aykut Erdoğdu’nun avukatları, davanın temelini oluşturan geridönüşüm fabrikası devir sürecinde AKP’li üyelerin aktif rol aldığını anlattı.

Savunmada, devir sürecinin firmanın İSTAÇ’a başvurusuyla başladığı ve Aykut Erdoğdu’nun bu noktada sadece bir irtibat kurularak konuyu teknik yetkililere (İSTAÇ genel müdürü ve ilgili başkan danışmanı) yönlendiren kişi olduğu belirtildi.

Konunun nihai karar organı olan İBB Encümeni’ne geldiğine dikkat çeken avukatlar, o tarihte encümen içerisindeki seçilmiş beş üyenin tamamının AKP’li olduğunu ve kararın bu üyelerin onayıyla bürokratlarla birlikte oybirliğiyle alındığını vurguladı.

‘RÜŞVETE ARACILIK’

Teknik birimlerin olumlu raporlarına ve AKP’li üyelerin onay imzalarına rağmen, sürecin idari mimarlarının yargılama dışı tutulup sadece muhalif isimlerin “rüşvete aracılık” ile suçlandığı açıklandı.

Davanın kritik isimlerinden biri ise Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük...

Çünkü mahkemedeki savunmasında, cezaevindeyken kendisine “itirafçı olması için baskı yapıldığını” dile getirdi.

Sırrı Küçük, rüşvet iddiasına, “5 milyonluk para alacağım, yüzlerce kameranın olduğu yerde ve elimi kolumu sallayarak gideceğim öyle mi? Vicdanım çok rahat. Allah bana öyle paralar yedirmesin. Ben bu yaşıma kadar haram lokma yemedim, bu saatten sonra da yemem” diyerek yanıt verdi.

CHP PM üyesi Baki Aydöner’in kardeşi olması nedeniyle dosyaya dahil edilen Bulut Aydöner ise üçüncü gün yaptığı savunmada iddiaların odağındaki “gayrimenkul” trafiğine dair sert açıklamalarda bulundu.

Aydöner hakkındaki temel suçlama; İBB’den alacaklarını tahsil etmek isteyen bir iş insanından (Serbülent Danış), ağabeyi Baki Aydöner aracılığıyla rüşvet olarak Şile’de iki adet taşınmazı devraldığı iddiasıydı.

Halbuki Aydöner, iddianamede yer alan “karşılıksız devir” iddiasına karşı, tapu masraflarını kendi cebinden ödediğini ve satışın beş tapu memurunun önünde resmi imzalarla yapıldığını belgeledi.

Özellikle savcılığın gündeme getirdiği “senetler” konusuna ise “Benim tüm işlerim e-imzalıdır. O kaşe benim resmi kaşem değil. Kendini kurtarmak için itirafçı olan birinin sahte evrak düzenlemesi zor değil” diyerek yanıt verdi. Aydöner ayrıca, 30 yıldır aynı adreste yaşamasına rağmen kaçma şüphesiyle tutuklanmasına ve cezaevinde “cinayet koğuşunda” tutulmasına isyan etti.

‘ÇANTAYLA GELENLER’

Mahkemeyi karıştıran isim ise Ağaç AŞ satın alma müdürü itirafçı Ümit Polat oldu. Polat’ın sözleri davanın “itirafçı” ayağının ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.

Kurumda yolsuzluk olduğunu iddia eden ancak bu iddiaları somut rakamlar ve belgelerle destekleyemeyen Ümit Polat, sanık avukatlarının bütçe soruları altında ezildi. “Çantayla gelenleri gördüm” dese de kimin ne kadar aldığını söyleyemedi.

Seçimle ilgili para toplandığına dair Polat, “Milletin konuştuğunu söylüyorum. Duydum ben zaten. Hiçbir ifademde ‘Gördüm’ demedim ki” ifadelerini kullanınca dava daha ilk günden şüpheye düştü.

Davayı karıştıran kısım da İstanbul Valisi Davut Gül ile ilgili söyledikleri oldu.

Vali Gül’ün kuzeni aracılığıyla olanları kendisine ilettiğini söyleyen Polat, “Vali ‘Ses çıkarmasın, beklesin’ demiş. Beklemeye başladım. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan süreçte gidip ifademi verdim. Dört-beş kişi adımı zikredip çıktılar” dedi.

Bunun üzerine apar topar açıklama yapan İstanbul valisi, “İBB veya İBB iştiraklerinde çalışan yakın ya da uzak hiçbir akrabam yoktur” demek zorunda kaldı.

Özetle ilk dört günü gerginlikler ve karşılıklı suçlamalarla tamamlanan dava, 16 Mart Pazartesi günü kaldığı yerden devam edecek.

Mahkeme heyetinin, iddialar kısmındaki çelişkileri nasıl tartacağını merak ediyorum.

İddianamedeki ve itirafçı beyanlarındaki çelişkilerin daha ilk haftadan bu kadar ayyuka çıkması ise iktidarın elini zorlaştırmaya devam edecek gibi görünüyor.

Yazarın Son Yazıları

Yargılanan değil yargılayan İmamoğlu

Silivri’nin soğuk rüzgârları yine bir siyasi davaya tanık oluyor.

Devamını Oku
14.03.2026
POS cihazlarında vurgun

Şimdi yazacağım iddianameye göre 2022-2024 arasında toplam işlem hacmi 47.5 milyar TL olan POS cihazı vurgunu var.

Devamını Oku
10.03.2026
Kral Kiros’u ararken Nebukadnezar’ı bulacaklar

Önceki gün Oval Ofis’ten bir görüntü paylaşıldı.

Devamını Oku
07.03.2026
ABD-İsrail kontrolü kaybetti

Uluslararası ilişkiler veyahut strateji uzmanı değilim.

Devamını Oku
03.03.2026
Daha kaç cenaze gerekiyor?

Zonguldak’ın Kilimli ilçesindeki maden ocağında meydana gelen göçükte iki madenci yaşamını yitirdi.

Devamını Oku
28.02.2026
Yasadışı bahsin kara tablosu

Adı: Derkan Başer...

Devamını Oku
24.02.2026
Bu bataklık kurumak zorunda

Yasadışı bahis soruşturması ve futbolda bahis-şike soruşturmaları hız kesmeden devam ediyor.

Devamını Oku
21.02.2026
Dijital çağın vebası: Yasadışı bahis

Biliyorum... Az sonra okuyacağınız satırlardaki konularla ilgili defalarca yazdım.

Devamını Oku
17.02.2026
Gayrimüslimlerin evlerine çöküyorlar

Türkiye, 150 yıl önce gayrimüslimlerin yaşadığı on binlerce ev ve araziye sahip.

Devamını Oku
14.02.2026
Kitabı alamayan elensin mi?

Bir üniversite öğrencisi...

Devamını Oku
10.02.2026
Taş taş üstünde kalmadı ama vicdanlar hâlâ ayakta mı?

Gece saat beşti...

Devamını Oku
07.02.2026
Efes’i nefessiz bırakmayın

Ülkelerin zenginliğini sadece topraktan çıkan değerli madenleri satması ya da yüksek teknoloji ürünleri üretmesi belirlemez.

Devamını Oku
03.02.2026
‘Vergi’ operasyonunda tuz koktu

Türkçemizde çok güzel bir deyim vardır: Tuz koktu.

Devamını Oku
31.01.2026
Umut satmak serbest, hesap vermek zor

Bu köşede sizlere hayatın her alanında gerçeklerle seslenmeye çalışıyorum.

Devamını Oku
27.01.2026
Devlet hastanesinde sahte doktor

Bazen bir haber dosyası gelir; tek bir kişinin hikâyesi gibi görünür ama satır aralarına bakıldığında koca bir sistemin nasıl aksadığını anlatır.

Devamını Oku
24.01.2026
İkinci el araçta bu dolandırıcılığa dikkat

Son dönemde ikinci el araba satış pazarında yaşanan dolandırıcılıkların haddi hesabı yok.

Devamını Oku
20.01.2026
Sahte e-imza ile Hazine arazisi satışı

Sahte belgeler ile kurum bürokratları adına çıkarılan e-imzalar ile yapılanları daha önce yazmıştım.

Devamını Oku
17.01.2026
Küfürlü şarkılar ve çocuklardaki tehlike

Eğer bir çocuk şiddeti ritimle, suçu kafiyeyle, uyuşturucuyu melodilerle öğreniyorsa; bu yalnızca bireysel bir ebeveynlik sorunu değil, toplumsal bir alarmdır. Ve bu alarmı “gençler böyle” diyerek susturamayız.

Devamını Oku
13.01.2026
PayCO operasyonundan neler çıktı

Yasadışı bahis ile ilgili çok yazı yazdığımı biliyorum.

Devamını Oku
10.01.2026
Sahte diploma skandalında yeni iddianame

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 123 sanık hakkında 4 yıldan 136 yıla kadar hapis isteniyor. İddianameye ulaştım.

Devamını Oku
06.01.2026
Gazeteci korktuğu gün ölür

Yıllardır gazetecilik yapıyorum.

Devamını Oku
03.01.2026
Yedigöller’in ‘altında’ ölüm var

“Bolununsesi” gazetesinde yer alan haberde, Yedigöller Milli Parkı’na yalnızca 7-8 kilometre mesafede bulunan Değirmenbeli, Merkeşler ve Afşar köyleri mevkisinde, 880 hektarlık bir alanda altın ve değerli metal arama faaliyeti için başvuru yapıldığı ve bu başvurunun kabul edildiği belirtiliyordu.

Devamını Oku
30.12.2025
'Soruşturma daha yeni başlıyor'

Yasadışı bahis soruşturmasını kamuoyu gibi ben de yakından takip ediyorum.

Devamını Oku
28.12.2025
Kızılay’ın çadır satışı belgelendi!

Türk toplumunun hafızasında ve tarihinde Kızılay, kişilerden bağımsız olarak çok önemli bir yer tutar.

Devamını Oku
23.12.2025
GAIN Medya soruşturmasında kritik soru: Para nereden geldi

Türkiye’de bazı başarı hikâyeleri vardır.

Devamını Oku
20.12.2025
Tutuklama: Tedbir mi, susturma aracı mı?

Ceza, yargılama sonunda verilir; tutuklama ise istisnai bir koruma tedbiri olarak tanımlanır. Ancak son dönemde Türkiye’de yaşananlar, bu teorik ayrımın pratikte hızla eridiğini gösteriyor. Tutuklama artık “yargılamayı güvenceye alan bir önlem” olmaktan çok, yargılamanın kendisi haline gelmiş durumda.

Devamını Oku
16.12.2025
Bu ülkede binalar değil, adalet çöktü

Türkiye büyük depremler yaşadı.

Devamını Oku
13.12.2025
Bahis soruşturmasının dış bağlantısı İngiltere

Bahis soruşturmasının başlangıcı sayılan olayları tam üç sene köşemde ve kitaplarımda yazdım. Türkiye’yi, kamuoyunu harekete geçirmek için elimden geleni yaptım.

Devamını Oku
09.12.2025
Her işlemde ismi olan kişi hukuken yok

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin soruşturmada her açıdan yaşanan çelişkiler dikkat çekiyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Kamu bağlantıları bir türlü soruşturulmuyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama dikkatimi çekti. Yasadışı bahisle kararlı şekilde mücadele edileceğini ve gençlerin bu karanlık yapılara teslim edilmeyeceğini söyledi.

Devamını Oku
02.12.2025
Bu bedelin hesabını kim verecek?

Türkiye’de öyle davalar görülüyor ki bir mahkeme salonunun duvarları yalnızca hukukun değil, bütün bir ülkenin vicdanının yankısını taşıyor.

Devamını Oku
29.11.2025
Zehirlenmelerde ‘skimpflasyon’ etkisi

Türkiye bir süredir tuhaf bir ekonomik iklimin içinde yaşıyor.

Devamını Oku
22.11.2025
İBB iddianamesinde olmayanlar!

İBB soruşturmasında da aynı süreç yaşandı. İddianameyi satır satır okumaya devam ediyorum, notlar alıyorum. Özellikle soruşturma aşamasında iddianamede yer alan bilgiler açık açık yazıldı, sosyal medya hesaplarından gündem yapıldı. Şimdi bu iddiaların bir kısmını arıyorum iddianamede, ama yok! Mesela İmamoğlu’nun otellerde yapmış olduğu toplantılarda kamera bantlanması ve yanındaki ekibin taşıdığı valiz çok konuşuldu. Valizlerin para dolu olduğu günlerce yazıldı. Herkes linç edildi. Oysa valizlerde para değil, rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan jammer (sinyal kesici) cihazları vardı ama ne önemi vardı ki?

Devamını Oku
18.11.2025
İmamoğlu iddianamesinde göze çarpanlar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame yaklaşık 237 gün sonra tamamlandı.

Devamını Oku
15.11.2025
Özlem Çerçioğlu ve itirafçının ifadesi

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay... Bu iki ismin verdiği ifadeler neticesinde seçilmiş belediye başkanları ve bürokratlar tutuklandı. Operasyon üstüne operasyon yapıldı.

Devamını Oku
11.11.2025
Sayıştay raporları çıktı: Yargılanmayan ‘hatalar’

Sayıştay’ın 2024 yılı mahalli idareler denetim raporları yayımlandı.

Devamını Oku
08.11.2025
Eda Saraç’ın adalet çağrısı

Günlerden pazar... Harbiye’desiniz. “Bugün ne yapayım?” diye düşünürken tiyatroya gitmek istiyorsunuz. Hazırlanıp yola koyuluyorsunuz. Koştur koştur, geç kalmadan tiyatronun yolunu tutuyorsunuz. E malum, İstanbul trafiği! 10 dakikalık yola 1 saatte gidiyorsunuz. Ama bir sorun var. Her yerde polisler, bariyerler, siren sesleri...

Devamını Oku
04.11.2025
Yasadışı bahise operasyonlar art arda

Türkiye’de gündem öyle hızlı değişiyor ki takip edebilmek mümkün değil.

Devamını Oku
01.11.2025
Bahis skandalı: TFF ile konuştum

Düşünün: maçı yöneten hakemler bahis oynamışlar! Ki bir de bu, tespit edilen yasal sitelere girip üye olup oynayan kişiler. Bir de bunun yasadışı bahis ayağı var. Ki son 5 yılda tespit edilebilen rakamlar bunlar. Bu hakemler içinde Süper Lig hakemleri var. Hakem yardımcıları var. Mutlaka uluslararası bakımdan da incelenecektir.

Devamını Oku
28.10.2025
Tele1 soruşturması ve Ekrem İmamoğlu

Türkiye bir kez daha sabaha bir operasyon haberiyle uyandı.

Devamını Oku
25.10.2025