Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

13.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı. Ocak ve şubat aylarındaki büyük artış, TÜİK’in aralık enflasyonunu “asgari ücret ve emekli maaşlarına yapılacak enflasyon zammını düşük tutmak için düşük açıkladı” iddiasını güçlendirmektedir. 

Gerçekten de 2026 yılı asgari ücreti ve emekli aylıkları önceki yılın enflasyon oranına dayanarak “sefalet ücreti” olarak adlandırılacak düzeyde düşük artırılmıştır. 28 bin 75 TL’lik asgari ücret, TÜRK -İŞ’in Ocak 2026 için açıkladığı 31 bin 224 TL açlık sınırının 3 bin 149 TL ve 20 bin TL olarak belirlenen en düşük emekli aylığı da 11 bin 224 TL altında belirlenmiştir. Açlık sınırının altında sefalet düzeyinde belirlenmiş olan asgari ücret ve emekli aylıkları ocakta yüzde 4.84 ve şubatta yüzde 2.97 olarak açıklanan yüksek enflasyon oranları nedeniyle reel olarak daha da değer yitirmiş ve sırasıyla 26 bin TL ve 18 bin 408 TL’ye düşmüştür. Bu rakamlar yoksulluğun 2026 yılı içinde daha da artarak derinleşeceğini göstermektedir. 

MİLYONLUK SAATLER, SIKILAN KEMERLER 

Öte yandan, şubat ayında daha da artan yoksulluk ve açlık sınırlarının TÜRK İŞ’e göre sırasıyla 105 bin 425 TL ve 32 bin 365 TL olduğu günümüzde iktidara yakın kimi siyasiler ülke gerçeklerinden uzak ve kopuk açıklamalar yapmaktadır. Bir iktidar vekili 500 bin TL olan maaşının yeterli olmadığını söylerken diğeri de “emekli maaşı için tepinilip durulduğu” ve “burasının İsviçre olmadığı” gibi kamu vicdanını yaralayan açıklamalarda bulunmuşlardır. 

Milyonluk saatler takan ya da ıstakozlu lüks yemekler yiyerek rahat ve lüks içinde yaşayan iktidar siyasetçileri derin yoksulluk içinde yaşayanlar için “kemer sıkma” politikasını savunarak şükretmelerini, nankör olmamalarını ve Gabar Dağı’nda petrol bulunmasını beklemeleri gibi önerilerde bulunmaktadırlar. 

Bu durum “Marie Antoinette sendromu”nun ya da “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözünün günümüze uygun bir yansıması olarak tanımlanabilir. Fransız Kraliçesi Marie Antoinette’e atfedilen bu söz yönetimlerin halka yabancılaştığını, toplumsal ve ekonomik gerçeklerden koptuklarını, iktidar ile toplum arasındaki uçurumun arttığını göstermektedir. İktidar, toplumu anlayabilme kapasitesini yitirmiş ve ülkeye bakarken yurttaşların yaşadığından farklı bir yaşam görmeye başlamıştır. 

AYRICALIKLILARA LÜKS, HALKA ŞÜKÜR! 

Kendilerini ayrıcalıklı bir zümre olarak gören iktidar siyasetçileri, yoksulluğu sorun olmaktan çıkarıp olağan bir durum gibi normalleştirmeye çalışmaktadırlar. Onlara göre yoksulluk bireylerin tercihlerine bağlı, kanaatkâr ve sabırlı olmalarını gerektiren bir olgudur. Açlığı küçümseyen bu kibirli yaklaşımla siyasal iktidar yoksullara verdiği sosyal yardımlara şükredilmesini, iktidarın değerini bilmelerini ve umutlarını yitirmeyerek sadakatle iktidarın yanında kalmalarını istemektedir. İktidardan yana bu dil, “yardım devleti” yaklaşımıdır ve sosyal devlet anlayışıyla temelden çelişmektedir. Çünkü laik, demokratik, sosyal hukuk devletinde yardıma muhtaçlar yoktur, yurttaşlar vardır. Yurttaşların da sosyal hakları ve devletin lütfu olmayan ücretleri vardır. Örneğin, emekli maaşı sadaka değil, ödenmiş primlerin karşılığıdır. 

Anayasamızda belirlenen sosyal ve ekonomik haklar, 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda kabul edilen ve devletlere yol gösterici özelliğiyle uluslararası insan hakları hukukunun temel taşı olan “İnsan Hakları Evrensel Bildirisi”nde (İHEB) temel insan hakları olarak tanımlanmıştır. İHEB’in üçüncü maddesi yaşam hakkını, 22. maddesi “sosyal güvenlik hakkı”nı, 23. maddesi “çalışma ve adil ücret hakkı”nı, 25. maddesi “yaşama standardı ve sosyal koruma hakkı”nı ve 26. maddesi ise “eğitim hakkı”nı tanımlar. Bu maddelere göre herkesin, insan onuruna yaraşır bir yaşama, sosyal güvenliğe, çalışmaya ve adil bir ücret elde etmeye, ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerini almaya hakları ve devletin de bunları öncelikle karşılama yükümlülüğü vardır. 

SÖZLEŞMEYE AYKIRI YAKLAŞIM 

İHEB, insan onurunun, eşitliğin ve adaletin evrensel dili ve insanlığın ortak vicdanının yazılı ifadesidir. BM Genel Kurulu’nda 3 Ocak 1976’da kabul edilen ve hukuken bağlayıcı uluslararası bir diğer antlaşma olan Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin de (ESKHS) dayanağıdır. Türkiye’nin imzalayarak 2003’te yürürlüğe koyduğu uluslararası sözleşme devlet kaynaklarının öncelikle temel haklar için kullanılmasını devlet yükümlülüğü olarak belirtmiştir. Yoksulluk, işsizlik gibi alanlarda temel hakların ekonomik ya da finansal gerekçelerle askıya alınmaları yasal değildir. Bu nedenle AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in emeklilerle ilgili bir tartışmada “Emeklilerin zamanı gelince haklarını gözden geçireceğiz” şeklindeki ifadesi ya da benzer yaklaşımlar uluslararası bağlayıcı sözleşmeye aykırıdır. 

Yoksulluğun derinleştiği ve ciddi sosyal soruna dönüştüğü günümüzde iktidar ve yetkilileri “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” benzeri sözlerden, Marie Antoinette sendromundan bir an önce uzaklaşarak devletin olanaklarını yoksulluğun giderilmesi yönünde kullanmalıdırlar. Toplumun gerçeklerine uygun, halkımıza kısa dönemde az da olsa rahatlık sağlayacak önlemlere hızla başvurmaları hukuk devleti iddiası sahibi iktidarın temel yükümlülüğü ve görevidir.

22. Dönem Ankara Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Tomanbay 

İlgili Konular: #Yoksulluk

Yazarın Son Yazıları

Medeni Kanun’a bakış... - Mehmet Emin Elmacı

Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılındayız.

Devamını Oku
26.03.2026
Savaş ve ekonomi - Aydın Öncel

İkinci Dünya Savaşı’nda, fabrikaları devletin yönetimine alarak güdümlü bir ekonomi modeli uygulamak zorunda kalan vahşi kapitalizmin kalesi ABD ancak Hollywood platolarında zafer kazanabildiği Vietnam savaşının yarattığı bunalımı henüz atlatmaya çalışırken karşılaştığı “1973 büyük petrol krizi” ile bir kez daha sarsılmıştı.

Devamını Oku
25.03.2026
Şevket Süreyya Aydemir’i anarken - Remzi Koçöz

Şevket Süreyya Aydemir’in gençlik günleri askeri öğrencilikten cepheye, savaştan öğretmenliğe, Kafkaslar’dan Moskova’da ekonomi eğitimine, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp hapis yatmaya uzanan gençlik günleri fikirsel/eylemsel açıdan oldukça hareketli geçmiştir.

Devamını Oku
25.03.2026
Gençlerimizin spordan kopuşu... - Demirhan Şerefhan

Türkiye’de çocuklarımızın spora başlaması zor değil; asıl zor olan devam ettirebilmek.

Devamını Oku
25.03.2026
Bir savcının portresi: Doğan Öz - Mahmut Aslan

Doğan Öz, 1934’te Afyon’da doğdu.

Devamını Oku
24.03.2026
19 Mart'tan sonra Türkiye - Av. Mustafa Köroğlu

19 Mart'tan sonra Türkiye

Devamını Oku
23.03.2026
Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Çocuk emeği tesadüf değildir - Özgür Hüseyin Akış

Devamını Oku
23.03.2026
Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Emperyalist kuşatma - Av. Arif Anıl Öztürk

Devamını Oku
21.03.2026
İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

İran savaşının jeopolitik etkileri - Nejat Eslen

Devamını Oku
20.03.2026
‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

‘Avıcenna’dan, Tıbbıyelı Hıkmet’e… - Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Devamını Oku
20.03.2026
Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Aklın sınırları ve dünyanın kaderi - Cengiz Kuday

Devamını Oku
19.03.2026
Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Hukuka yeni şablon! - Başar Yaltı

Devamını Oku
19.03.2026
Kurtuluş Savaşı’mızın önsözü... - Erol Ertuğrul

Ünlü sözdür, “Cumhuriyeti sokakta bulmadık”.

Devamını Oku
18.03.2026
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi - Hüner Tuncer

Çanakkale Boğazı’nda 19 Şubat-18 Mart 1915 tarihlerinde yaşanan Deniz Savaşları, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kazandığı muharebelerin başında gelir hiç kuşkusuz!

Devamını Oku
18.03.2026
Türkçe bilinci ve bağımsızlık marşımız - Mustafa Gazalcı

Yıl 1967...

Devamını Oku
17.03.2026
Türkiye’de motokuryelerin sorunları - Berna Özgül

Pandemi döneminin tetiklediği e-ticaret patlamasıyla birlikte motokuryelik, Türkiye’de hızla büyüyen ve milyonlarca insanı barındıran bir sektöre dönüştü.

Devamını Oku
17.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026