ADİL GÜLVAHABOĞLU - Atatürk’e saldırılar
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

ADİL GÜLVAHABOĞLU - Atatürk’e saldırılar

23.08.2017 08:26
Güncellenme:
Takip Et:

Heykellere saldıranlara cüret ve cesareti veren siyasi iktidarlar ve yöneticilerdir. Siyasi iktidarın, yönetim kadrolarının tutumu, konuşmaları bunları üretiyor. Ticaniler, meydanı boş bulunca Atatürk’e, Cumhuriyet değerlerine saldırıya geçiyorlar.

 

30 Temmuz 2017 günü, Şanlıurfa Siverek’te sarıklı, şalvarlı bir şahıs, meydandaki Atatürk heykeline çıkıp elindeki tahra ile heykele vurmaya başladı. Saldırganın adı Mehmet Malbora’ydı. Saldırgan, “Dinimizde putperestlik yoktur. Putperestliğe sahip çıkanlar peygamberin soyundan mıdır?” diye de bağırdı. Gazetelerin yazdığına göre adam “meczupmuş”! Zaten saldırganların tümünü böyle niteliyorlar: Meczup!
Arapça bir kelime olan (meczûb), cezbolunmuş, çekilmiş, Allah sevgisinden dolayı cezbeye tutularak kendinden geçmiş olan, deli, divane, mecnun anlamlarını içeriyor. Bu nasıl meczup ki dağlara, taşlara, ovalara düşmüyor da gelip Atatürk heykeline saldırıyor? Bu insanlar meczup filan değil, düpedüz bilinçli, eğitilmiş Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları. Yobaz da denir, karayobaz da!.. Yerine göre Süleymancı, yerine göre Nakşibendi, yerine göre de Nurcu olurlar.

Kimse putperest değil
Bunlar siyasi iktidarı kullanmasını iyi bilirler. İktidar, oylarını almak için bunlara taviz verir, sırtını okşar. Onlar da fırsatını bulunca Atatürk’e, Cumhuriyet değerlerine saldırırlar. Dernekleri, vakıfları da kullanırlar. İslâm diniyle hiçbir alakası olmayan hususları uydururlar.
Ne diyor bu saldırgan: “İslâm’da putperestlik yoktur!” Biz, Ata-türk’ün, Fatih’in, Alpaslan’ın ve benzeri Türk büyüklerinin heykel ve büstlerini “tapmak” için yapmıyoruz. Biz, Allah’a taparız, onun elçisi Hz. Peygamber’e bağlıyız. Kuran rehberimizdir. Devlet adamlarının heykellerine, büstlerine ise saygı duyarız. Onların tarihte yapmış oldukları büyük işleri, dönüşümleri, açmış oldukları çığırları anmak için, yaşatmak için saygı duyarız. İlahi bir tapma söz konusu değildir.
Saygı, sevgi, bağlılıktır yaptığımız. Amaç da budur. Putperestlik, İslam’dan önceydi. İslâm bunu sildi, attı. Türkiye Cumhuriyeti’nde putperestlik yoktur. Arapların “Cahiliye devri”nde vardı. Onu da İslâm, kaldırıp attı.

Cüret siyasi iktidardan
Bunlara bu cüret ve cesareti veren siyasi iktidarlardır. Yöneticilerdir. Siyasi iktidarın, yönetim kadrolarının tutumu, konuşmaları bunları üretiyor. Ticaniler, meydanı boş bulunca Atatürk’e, Cumhuriyet değerlerine saldırıya geçiyorlar. Bunun örneklerine sık sık rastlıyoruz. Amaç, Atatürk kültürünü, devrimini, ilkelerini silmektir! Bunun dolaylı bir örneği birkaç ay önce Kırşehir’de yaşandı.

Kırşehir’deki Atatürk
Şehrin merkezi yerindeki kavşakta, yıllar önce Atatürkçü vali M. İrfan Kurucu tarafından yaptırılmış Atatürk’ün üniformalı, at üstündeki heykeli yobazları rahatsız ediyordu.
Başladılar kaldırma sebebi oluşturmaya: “Burada tören yapılamıyor. Seyrüsefere engel oluyor!” Ulaşıma engel olma şöyle dursun tam tersine güvenlik yaratıyordu heykel. Kavşak güvenliği. Kırşehir’de tören yapılacak yer mi yoktu? İş Bankası’nın önünde yapılıyordu yıllardır resmi törenler. Çelenkler oraya konuyordu. Eski hükümet konağının bahçesindeki Atatürk anıtının ortamı da daha bir müsaitti tören yapmak için. Buradaki törenler de yıllarca sürmüştü.

Bütünlük yaratıyordu
Tören ve gelip geçme işin bahanesi. Bu bahaneye sığınıp Atatürk heykelini buradan kaldırtmaya muvafak oldular. Daha önceleri Başkan Halim Çakır zamanında Atatürkçü Düşünce Derneği Kırşehir Şubesi’nin de önerisiyle bu anıtın kaidesinin dört bir yanına Atatürk’ün çağrışımı zengin, yön veren ders veren dört özdeyişi yazılmıştı: “Hakikati konuşmaktan korkmayınız”, “Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir”, “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır” ve “Ne mutlu Türk’üm diyene!” Bunlar kimi rahatsız ettiyse önce bu yazıları kazıdılar. Sildiler. Halbuki, bu özdeyişler mükemmel bir bütünlük yaratıyordu. İşte bu bütünlüğü sindiremediler. Atatürk, Kırşehir halkıyla ve gelip geçen tüm insanlarla, yurttaşlarla buluşuyordu o kavşakta. Bunu sindiremediler. Çeşitli yollardan hareketle kaldırılmasını sağladı.
Ve Kırşehir, bu muhteşem görüntüden uzaklaştırıldı. Heykel, tenha, kimsenin kolay kolay göremeyeceği, kavşak özelliği, yoğunluğu olmayan sapa bir yere kaldırıldı. Kavşakta iken korunuyordu. Kimse saldırmaya cesaret edemiyordu. Şimdi, kimsenin göremeyeceği tenha bir yerde/ saldırganlar için müsait bir alanda! Zaten bizde “meczub” her yerde vardır. Yetişir. Üretilir!

Sindiremediler
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kaldırır ya da cılızlaştırırsan, anlam ve amacından çıkarırsan, okullara, hükümet binalarının önüne hapsedersen, halkın- milletin katılımını önlersen daha çok “meczup” çıkar ve Atatürk’e, Cumhuriyet değerlerine saldırır.
Bu bayramlar, AKP iktidara gelmeden önceleri yıllar boyu stadyumlarda yapılırdı. Millet bir araya gelirdi. Sosyal bilinç, sosyal ülkü, milli birlik ruhu yenilenir, kaynaşılır, tarih şuuru yücelir, yükselirdi. Törenlerde millet vardı. Birey yoktu. Şiirler, konuşmalar, resmi geçitlerle, milli-yerel oyunlarla milli ülkü şahlanırdı. Bunu da sindiremediler. Askeri geçitleri yasakladılar. 27 Aralık Atatürk ve arkadaşlarının Ankara’ya gelişi nedeniyle yapılan askeri koşuyu kaldırdılar. “Meczub” denilen, yön verilmiş, yetiştirilmiş saldırganlar elbet de çoğalır.
Efendiler, Atatürk’ün yerine koyacağınız bir başka tarihi kişilik yok! Bunu iyi bilin. Bu değerden yoksun kalan Türkiye Cumhuriyeti, yetim-öksüz kalır ve boşluğa düşer.  

ADİL GÜLVAHABOĞLU
Av., ADD. Kırşehir Kurucu Bşk.

Yazarın Son Yazıları

2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025