Avrupa'da Türkiye Özeleştirisi - Onur ÖYMEN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Avrupa'da Türkiye Özeleştirisi - Onur ÖYMEN

05.02.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Almanya Başbakanı Angela Merkel Başbakanlığı ve Partisi CDU’nun Genel Başkanlığını bırakacağını açıkladı. 

Merkel Başbakanlık görevi sırasında dürüstlüğü, sakin ve dengeli tavırları, mütevazi yaşam biçimi ile Alman halkının sevgisini kazanmış, dünyada da saygı uyandırmıştı. 

Türk-Alman ikişkilerinde sergilediği tutum ise bizim açımızdan önemli sıkıntılara yol açtı. 

MERKEL'İN TÜRKİYE TUTARSIZLIĞI

Merkel muhalefet lideriyken, 17 Şubat 2004 tarihinde Ankara’ya yaptığı ziyaret sırasında, kendisiyle Almanya Büyükelçiliğinde Türkiye’nin AB’ye üyelği konusunda yaptığımız görüşmenin sonunda bana şöyle dedi: "Birçok konuda sizi haklı buluyorum ama ben Alman halkının karşısına geçerek Türkiye’nin üyeliğini destekliyorum diyemem.”

Merkel aynı yıl, bir parti toplantısında "Türkiye’nin AB’ye girmesini istemiyoruz. İlerisi için de böyle bir şey düşünmüyoruz.” demişti (Onur Öymen, Baskılara Direnirken, Remzi Kitabevi, s. 108.) 

Oysa Merkel’den önceki Başbakan Gerhard Schröder’in başbakanlığındaki SPD-Yeşiller hükümeti, zamanında Almanya Türkiye’nin AB üyeliğini açıkça desteklemişti.  

Merkel’in döneminde yaşanan önemli sorunlardan biri de Alman parlamentosunun 2 Haziran 2016 tarihinde uluslararası hukuku ihjlal ederek aldığı sözde Ermeni Soykırımı kararıydı.  

Gerhard Schröder, Prof. Gregor Schöllgen ile birlikte yazdığı ve kısa bir süre önce yayınlanan “Son Şans” isimli kitabında dünyanın önemli sorunları arasında Almanya’nın ve Avrupa’nın Türkiye konusundaki yanlışlarını ve yaptığı haksızlıkları dile getiriyor. 

"AŞAĞILAYAN TAVIRLA DAVRANDIK"

Kitapta yer alan ve basına da yansıyan bazı düşünceler özetle şöyle: 

“Türkiye, Rusya ve Çin dünya politikasında önemli birer aktördür. Batı her zaman yaptığı gibi onlara Soğuk Savaş mantığıyla davranırsa kaybeder.  

Türkiye'nin bugün Batı'ya ters düşmesi 1952'den beri üyesi olduğu NATO'nun ve onu hiç istemeyen Avrupa Birliği'nin yanlış politikalarının sonucudur. Biz Avrupalılar, özellikle de Almanlar, onlarca yıldır bu ülke ve insanlarına karşı kendini beğenmiş ve aşağılayan bir tavırla davrandık.

AB ile Türkiye'nin 1963 yılında ortaklık anlaşması imzalamasından bu yana hiç kimse, Türkiye'ye Almanya kadar sık üyelik perspektifi açmadı. Ama SPD-Yeşiller koalisyonunun son dönemi hariç bunların hiçbiri, samimi değildi. Elbette Almanya'nın arka planda göç ve mülteci hareketlerini düşünerek 1980'de getirdiği vize rejiminin kaldırılması itinayla tartılmalı. Ama devamlı oyalama taktiği kabul edilemez.

(...)

AB'ye üyelik müzakerelerinde önemli ilerlemeleri ya da Gümrük Birliği'nin güncellenmesini ertelemek, seni istemiyoruz demektir.

(...)

"TÜRKİYE BUNU YAPAMAZ"

Batı'nın, her fırsatta dile getirdiği değerleriyle Orta Doğu  politikaları bağdaşmıyor ve iflas etmeye mahkûm.Biz Avrupalıların hoşuna gitsin ya da gitmesin, Türkiye Doğu Akdeniz'de artık yadsınamaz hakim bir güçtür. Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra iş başına gelecek bir hükümetin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yeni güç durumundan vazgeçeceğini düşünmek dünyadan habersiz olmak demektir. Türkiye bunu yapamaz.

(...)

Suriye'deki savaş bugün Ankara ve Moskova'nın onayı olmadan çözülemez. Suriye'de hem komşusu hem NATO müttefiki olan hem de milyonlarca mülteciyi ağırlayan Türkiye'ye anahtar rol düşüyor."

(...)

Türkiye'nin şu veya bu şekilde baskı araçları vardır. Amerikan ordusu İncirlik Üssü'ne ve Kürecik'teki radar üssüne bağımlıdır. Türkiye artık dikkate değer bir silah sanayisine sahiptir. Türk firmaları helikopter, tank ve çok az ülkenin sahip olduğu insansız hava araçları (İHA) geliştiriyor, üretiyor ve satıyor. Ankara'nın silah sanayisi ve bölgedeki birçok ülkenin bu silahlara bağımlılığı Türkiye'yi, Doğu Akdeniz'de bölgesel güç olma hedefine hızla yaklaştırıyor."

Kitapta bunlar yazıyor. 

FISCHER DE ELEŞTİRDİ

Gerhard Schröder, Başbakan olduğu dönemde Alman Parlamentosunda yaptığı konuşmalarda Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemiş ve bunun Almanya ve Avrupa’nın güvenlik çıkarlarıyla örtüşeceğini söylemişti.  

Koalisyon ortağı Yeşiller Partisi Başkanı Joschka Fischer de 27 Kasım 2003 tarihinde yaptığı konuşmada Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemiş, Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan muhalefeti eleştirmiş, Hristiyan Birlik partilerinin Türkiye politikasının Almanya’nın çıkarlarına zarar vereceğini söylemişti.               

Schröder 29 Ağustos 2003 bir basın toplantısında ''Biz Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecini destekliyoruz. Türkiye'nin 40 yıldan bu yana AB ile bir ortaklık anlaşması var ve o zamandan bu yana sürekli görüşmeler yapılıyor. Böyle bir süreç iç politik nedenlerden dolayı yarıda bırakılamaz" demişti. 

STRAW: KKTC TANINMALI

Avrupa’nın Türkiye’ye yaptığı haksızlıkları dile getiren devlet adamlarından biri de İngiltere’nin Dışişleri eski bakanı Jack Straw1 Ekim 2017 tarihinde Independent gazetesine yazdığı bir makalede şöyle diyordu:  

“Daha önceki müzakerelerde olduğu gibi 11. defa uluslararası toplumun sarf ettiği çabalar Kıbrıs Rum hükümeti tarafından reddedildi. İçeriği ne olursa olsun bundan sonraki ve ondan sonraki müzakereler de böyle sonuçlanacak. 

(...)

Artık Adayı iki bölgeli, iki toplumlu bir hükümet kurarak bütünleştirmenin mümkün olabileceği düşüncesiyle yapılan müzakere saçmalığına bir son vermenin zamanıdır. Çare Adanın taksimi ve Kuzeydeki Kıbrıs Türk devletinin uluslararası toplum tarafından tanınmasıdır.

(...)  

Avrupa Birliği, şimdiye kadar yaptığı en büyük stratejik hatalarından birini yaparak Adada Türklerle bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da Kıbrıs’ın 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ye üye olmasını kabul etmiştir..

(...) 

Benim görüşüme göre uluslararası toplum bu gerçeği görmeli ve adanın bölünmesini kabul etmelidir.

Gerek Schröder’in kitabı gerek Straw’un makalesi, Batı’da Türkiye’ye karşı izlenen haksız politikaların etkili siyasetçiler tarafından anlaşılmaya başlandığını göstermektedir.

Bu gelişmelerin ışığında Türkiye’nin demokrasi, özgürlükler, hukuk ve insan hakları alanlarında gerekli reformları yapması dış politika hedeflerimizin gerçekleştirilmesine yardımcı olacaktır. 

ONUR ÖYMEN

EMEKLİ BÜYÜKELÇİ

Yazarın Son Yazıları

Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025