Boğaziçi kanunu değişikliğinin anayasal boyutu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Boğaziçi kanunu değişikliğinin anayasal boyutu

17.12.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Fulya Kantarcıoğlu 

Anayasa Mahkemesi Emekli Üyesi

Boğaziçi Kanunu’nda değişiklik yapılmasının gündeme gelmesi nedeniyle kamuoyunda sıkça tartışılan, imar düzenlemelerinde yetkinin kime ait olduğu konusunda, siyasi iktidarla İstanbul Belediyesi arasında görüş ayrılığı bulunduğu görülmektedir. Bu tartışmanın sağlıklı bir zeminde yapılabilmesi için öncelikle mevcut hukuki durumun ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

Boğaziçi’nin, eşsiz bir tarih, kültür ve tabiat varlığı olmasının yanı sıra kıyı özelliğinin de bulunması, anayasanın bu konuya ilişkin 63. ve 43. maddeleri uyarınca imar mevzuatının özel olarak belirlenmesini ve bazı sınırlamalara bağlı tutulmasını gerekli kılmıştır. Ayrıca, İstanbul Belediyesi’nin görev alanı içinde kalması nedeniyle bu bölgede bir yetki karmaşasına yol açılmaması için imar yetkisinin kullanılmasında merkezi idare ile mahalli idarenin yetkilerinin düzenlenmesine de gereksinim duyulmuştur. Bu düzenlemenin kaynağı ise, mahalli idareleri ve bunlarla merkezi idare arasındaki ilişkileri düzenleyen anayasanın127. maddesidir.Ancak, anayasal tartışmaya girmeden önce yürürlükteki Boğaziçi Kanunu ile çizilen hukuki çerçeveye bakmak yararlı olacaktır.

18/11/1983 günlü 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun, 1. maddesinde, bu Kanunun amacı, “İstanbul Boğaziçi Alanının kültürel ve tarihi değerlerini ve doğal güzelliklerini kamu yararı gözetilerek korumak ve geliştirmek ve bu alandaki nüfus yoğunluğunu artıracak yapılanmayı sınırlamak için uygulanacak imar mevzuatını belirlemek ve düzenlemek’’ olarak belirlenmiştir. Bu alanda yerleşme ve yapılaşmanın planlanması, kaordinasyonu, imar uygulamalarının yapılması da 3194 sayılı Kanun’un 46. maddesi ile İstanbul Büyükşehir ve ilgili İlçe Belediye Başkanlıklarına bırakılmış, onay yetkisi de anayasanın 127.maddesinin tanıdığı vesayet yetkisi çerçevesinde, 2/7/2018 günlü, 703 sayılı KHK’nin190. maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanınca belirlenecek kurul ve mercilere verilmiştir. Vesayet yetkisinin hukuki niteliğinin açıklığa kavuşturulması, mahalli idarelerle merkezi idare arasındaki ilişkiler yönünden belirleyici olacaktır.

Anayasa’nın 127. maddesine göre, mahalli idareler, il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir. Maddenin beşinci fıkrasında merkezi idarenin, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir. Vesayet yetkisi, özerklik ilkesine getirilmiş bir istisnadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, her istisna gibi bunun da sınırlı uygulanması gerekir. Bu husus, mahalli idarelerin belirleyici özelliği olan özerklik ilkesinin korunması bakımından yaşamsal öneme sahiptir. Vesayet yetkisi kullanılmasının istisnai bir durum olduğu göz ardı edilerek sınırlarının genişletilmesi, mahalli idarelerin, özerkliğinin zedelenmesine ya da giderek ortadan kaldırılmasına yol açacağından, onları zamanla merkezi idarenin taşra teşkilatı haline dönüştürülmesi sonucunu doğuracaktır. Bu durumun, anayasaya aykırılık oluşturacağından kuşku duyulmamalıdır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi (AYM)de 26/9/1991 günlü,E:1990/38; K:1991/32 sayılı kararıyla 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 9. maddesine 20/6/1987 günlü 3394 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen ve imar planı konusunda belediyelere verilen tüm yetkilerin merkezi idare tarafından kullanılabileceğine ilişkin fıkrayı iptal ederken, anayasanın 127. maddesi bağlamında gündemdeki konuya da ışık tutacak değerlendirmelerde bulunmuştur. AYM’ye göre özetle;

Anayasa uyarınca merkezi yönetimle yerel yönetimler arasında bir denetim ilişkisi kurulacaksa bu ancak idari vesayet yetkisinin kullanılması biçiminde olmalıdır.İdari vesayet, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin icrai kararlarını onama, geri çevirme ve kimi ayrık durumlarda da değiştirerek onama yetkisidir. Bu yetki yerel yönetimlerin yetkisini ortadan kaldıracak, etkisiz kılacak biçimde kullanılamaz. İtiraz konusu kural ise merkezi yönetimin gerekli gördüğü hallerde yerel yönetimlerin yerine geçerek planlamayı parsel düzeyine kadar düzenleme yetkisi vermektedir. Böylece yerel yönetimlerin yasa ile kendilerine verilen planlama yetkilerini yerel gereksinimlere göre kullanmalarını olanaksız duruma getirmektedir.Bu durum, yerel yönetimlerin özerkliğine idari vesayet yetkisinin kullanılması dışında bir müdahale olanağı tanımayan anayasanın 127. maddesi ile bağdaşmamaktadır.Burada bir idari vesayet ilişkisinin varlığından değil, merkezi yönetimin yerel yönetimlerin planlama yetkilerine sınırı belirsiz biçimde gelişi güzel el atmasından söz edilebilir. 

 Güncelliğini korumakta olduğunda kuşku bulunmayan bu karar, merkezi idarenin, mahalli idareler üzerinde kullanabileceği vesayet yetkisinin, anayasal sınırlarını belirlemesi bakımından ufuk açıcıdır. Ayrıca,AYM, daha önce verdiği 11/12/1986 günlü E:1985/11 K:1986/29sayılı kararla da Boğaziçi öngörünüm bölgesinin belli koşullarla yapılanmaya açılmasına izin veren kuralı Anayasa’nın 2.ve 57. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir.

Bu durumda, yapılması düşünülen bir değişikliğin, anayasayı ve anılan kararların bağlayıcı sınırlarını aşamayacağı ortadadır. Aksi halde açılacak bir davada AYM, yukarıda belirtildiği gibi, sadece anayasanın, mahalli idarelerle ilgili 127. maddesi yönünden değil, 2. maddesinde, cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti ilkesi yönünden de ağırlıklı olarak inceleme yapacaktır. Çünkü hukuk devleti, bir söylemden ya da dilekten ibaret değildir. Anayasanın diğer bütün kuralları demokratik, laik, sosyal nitelikleriyle birlikte hukuk devletini gerçekleştirme amacına yöneliktir. AYM kararlarında da aynı veya benzer biçimde tanımlandığı gibi hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hakları koruyup geliştirmekle yükümlü olan, kendini Anayasa ve hukukun bütün uygar ülkelerce kabul edilen temel ilkeleriyle bağlı sayan, tüm eylem ve işlemlerinin tarafsız ve bağımsız yargı organlarınca denetlendiği devlettir. Hukuk devletinde yasaların kamu yararına dayanması önkoşuldur. Siyasi ve kişisel bir amaçla çıkarılan yasaların, kamu yararına dayandığı kabul edilemeyeceğinden dava konusu yapılmaları halinde iptal yaptırımıyla karşılaşmaları kaçınılmazdır. Ayrıca, seçmenlerin demokratik haklarını kullanarak, karar organlarını doğrudan oluşturdukları mahalli idareleri etkisizleştirmek, yine anayasanın 2. maddesinde ifade edilen hukuk devletinin, demokratik olma özelliği ile de bağdaşmaz.

Sonuç olarak, yukarıda belirtilen anayasa kuralları ve onları yaşama geçiren AYM kararları göz önünde bulundurulduğunda, il ve ilçe belediyelerinin, planlamaya ilişkin yetkilerine,merkezi idarenin, vesayet ilişkisini aşarak doğrudan el atması,onların sadece anayasanın 127. maddesinin ilk fıkrasıyla oluşturulan özerk yapılarına değil; seçmenlerin demoratik haklarını kullanma iradelerine de ağır bir müdahaledir. Ayrıca, merkezi idarenin planlamayı düşündüğü alanın, kıyı ve sahil şeridini, tarih, kültür ve tabiat varlıklarını da kapsaması nedeniyle bunlarla ilgili düzenlemelerin, Anayasa’nın 43 ve 63. maddeleri yönünden getireceği anayasaya aykırılık sorunlarının da göz önünde bulundurulması gerekir.

Yazarın Son Yazıları

Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026