Egemenlik hiçbir biçimde ortaklık kabul etmez!
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Egemenlik hiçbir biçimde ortaklık kabul etmez!

19.01.2017 08:08
Güncellenme:
Takip Et:

Anayasa değişikliğini savunanlar, halkın kavrayışıyla alay edercesine, Atatürk anayasalarına döndüklerini öne sürüyor. Cumhuriyetin gerçekleştiği Meclis üzerinde hiçbir güç görmeyen Atatürk ile bu anayasal düzenlemeyi yapanlar arasında hiçbir ilişki yok. Anlamak için Nutuk’a bakmak yeterli.  

 

AKP-MHP işbirliğiyle Meclis’ten geçirilen anayasa değişikliği önerisi, tüm yetkileri tek kişiye veriyor, Türkiye’nin yazgısını bu tek kişinin istencine ve keyfine bırakıyor. Bu köklü anayasa değişikliğini savunanlar, toplumsal tepkilerin önüne geçmek için, halkın kavrayışıyla alay edercesine, Atatürk anayasalarına döndüklerini öne sürüyor. Cumhuriyetin gerçekleştiği Meclis üzerinde hiçbir güç görmeyen Atatürk ile bu anayasal düzenlemeyi yapanlar arasında hiçbir ilişki yok. Bunu kanıtlamak için, Atatürk’ün Cumhuriyet ve Meclis’ten ne anladığına bakmak yeterli.

Ulusal egemenlik
Cumhuriyet, Atatürk’ün Nutuk’taki tanımlamasıyla, “ulusal egemenlik temeline dayanan halk hükümetidir”. Ulusal iradenin yoğunlaştığı “Meclis’in üstünde hiçbir güç yoktur” (s. 203). Atatürk’ün bu belirlemeleriyle, AKP ve Atatürk’ü önemsediğini öne süren MHP’nin kurmaya çalıştığı otoriter rejim arasında bir koşutluk var mı?
Atatürk, 30 Ocak 1921’de anayasanın temel maddelerinin başında şu ilkeleri sayar: “Egemenlik sınırsız ve koşulsuz olarak ulusundur. Yönetim yöntemi, halkın kendi alınyazısını eylemli olarak kendinin yönetmesi ilkesine dayanır. Yürütme gücü ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır” (s. 256- 257).
21 Kasım 1922’de ulus egemenliği ilkesini daha da kapsamlı duruma getiren Atatürk’ün belirlemesiyle, “Türk halkı sınırsız ve koşulsuz olarak egemenliğini elinde tutar... Egemenlik, hiçbir anlamda, hiçbir biçimde, hiçbir renk ve belirtide ortaklık kabul etmez.” Unvanı ve konumu ne olursa olsun, “hiç kimse bu ulusun alınyazısında ona ortak çıkamaz. Ulus, buna kesinlikle göz yummaz. Bunu önerecek hiçbir milletvekili bulunamaz” (s. 321).
AKP-MHP işbirliğiyle oluşturulan anayasa değişikliği önerisi, egemenliği, ulusun elinden alıp mutlak gücü elinde toplayan tek kişiye veriyor. Bu iki partinin Atatürk’ün ulusal egemenlik ve Meclis’in yetkileri konusundaki görüşlerine uygun davrandığı söylenebilir mi?

‘Dış güçler’
Atatürk, güçlü devletleri ne şeytanlaştırır ne de onlardan adalet diler. Atatürk’ün yücelttiği temel anlayış ve ilke şudur: “Adalet dilenmekle ve acınmakla, devlet işleri görülemez; ulusun ve devletin onur ve bağımsızlığı güven altına alınamaz. Adalet dilenmek ve acındırmak gibi bir ilke yoktur” (Nutuk, s. 160). AKP ise hem büyük güçleri işine geldiği gibi şeytanlaştırıyor, onları üst akıl olarak niteliyor hem de kendine acındırırcasına ortama göre onlardan birine sığınıyor. MHP de benzer düşünüp davranıyor.

Din ve düşünce özgürlüğüne saygı
Ayrımcılık yapmayı onursuzluk sayan ve din ve düşünce özgürlüğünü her şeyin üstünde tutan Atatürk’ün belirlemesiyle, yurttaşları arasında “çeşitli dinlerden topluluklar bulunan bir hükümet, din ve düşünce özgürlüğüne saygı göstermek zorundadır” (s. 328). Atatürk’ün bu görüşleriyle, bugün Türkiye’yi yönetenler arasında herhangi bir koşutluk olduğu söylenebilir mi? AKP’nin siyasetini belirleyenler, yaklaşık yüzyıl önce “din ve düşünce özgürlüğüne saygı göstermek zorunluluktur” diyen Atatürk ile kendilerini nasıl karşılaştırabilirler?
26 Mart 1920’de İstanbul’un işgaline çok sert tepki gösteren Atatürk’ün “yabancı devletlere yaptığı protesto” tam bir bağımsızlık bildirgesidir. Atatürk’e göre, İstanbul’un işgali “20. yüzyıl uygarlık ve insanlığının kutsal saydığı bütün ilkelere; özgürlük ve ulus duygusu gibi bugünkü insan topluluklarının temeli olan bütün ilkelere, bu ilkeleri ortaya koyan insanlığın genel vicdanına” indirilmiş bir darbedir. Bu işgalin hiçbir biçimde kabul edilemeyeceğini belirten Atatürk, bu konuyu “resmi Avrupa ve Amerika’nın değil, bilim, kültür ve uygarlık Avrupa ve Amerika’sının vicdanına bırakmakla” yetinir (s. 193).
Yukarıdaki alıntıdan da görüleceği üzere, Atatürk, savaş koşullarında bile işgalci Avrupa ve Amerika’yı, kendi nitelemesiyle bilim, kültür ve uygarlık Avrupa’sı ve Amerika’sından ayıracak denli geniş ve uzak görüşlüdür. Köktenci bir yaklaşımla, Avrupa’yı tümel bir düşman olarak niteleyen AKP’nin siyaset yapıcılarında böyle bir ayrımlaştırma düşüncesinin en küçük belirtisi var mı?

‘Din oyuncuları’
Atatürk’e göre, ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük, dinin propaganda aracına dönüştürülmesidir. Nutuk’ta Ocak 1923’te “Din oyuncuları, halifeyi bütün Müslümanlara egemen bir devlet başkanı yapmak istiyorlardı” diyen Atatürk’ün çözümlemesi uyarınca, Şükrü Hoca gibi din oyuncuları, “dünyanın dört bucağında yaşayan çeşitli soydan üç yüz milyonluk bir topluluğa sözü geçecek bir devlet başkanı” propagandası yapmaktadır. “Bütün Müslümanlara egemen olacak bu ulu devlet başkanının eline kuvvet olarak üç yüz milyon Muhammed ümmetinden yalnız on, on beş milyon Türk halkını” vermek istemektedir.
Atatürk’ün nitelemesiyle, “bu denli bilgisiz, dünya gerçekleriyle bu denli ilgisiz” olan Şükrü Hoca ve benzerleri, ulusu aldatmak için, yayımladıkları uydurmalarla, “bunca yüz yıllarda olduğu gibi, bugün de ulusların bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak, binbir türlü siyasal ve kişisel amaç ve çıkar sağlamak için, dini araç olarak kullanmaya” kalkmaktadır. Öte yandan, “insanlıkta din duygusu ve bilgisi, her türlü hurafelerden sıyrılarak, gerçek bilim ve teknik ışığıyla arınıp olgunlaşıncaya değin, din oyunu oyuncularına” her yerde rastlanacaktır (s. 325). Atatürk’ün deyişiyle, “kendimizi dünyanın egemeni sanmak aymazlığına” artık son vermeliyiz (s. 327).
Şükrü Hoca gibi din oyuncuları şimdilerde de ortada dolaşmıyor mu? Ayrıca “Bizim yaptığımız, Atatürk anayasalarına dönmektir” diyerek, kurmaya çalıştıkları “parti devletini” meşrulaştırmak isteyenlere soralım. Yukarıdaki ilkeleri ne ölçüde paylaşıyorsunuz? Bu ilkelerin, sizin düşünce dünyanızda yeri var mı? Tarihi kurgulamadan ve çarpıtmadan bu sorulara yanıt verebilir misiniz?  

ONUR BİLGE KULA
Prof. Dr., CHP Bilim, Yönetim,
Kültür Platformu Başkanı

Yazarın Son Yazıları

Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025