Faşist İslamcılara Göre Uğur Mumcu - Ali TARTANOĞLU
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Faşist İslamcılara Göre Uğur Mumcu - Ali TARTANOĞLU

25.01.2021 07:00
Güncellenme:
Takip Et:


“KAİDE…”

Bu bir dergi… 20 Ocak 2006 tarihli 22 sayısı... Kapağın tam ortasında dikine bir KILIÇ... Kırmızı harflerle İBDA sözcüğü... Kılıcın kabzası hizasında sağda, “Elmalı’lı Tefsiri’nde CIHAD” sözcükleri; (“Cihad” yine kırmızı), solda da iki eliyle kavradığı bir kalaşnikof ve kucağında bir köpekle çömelmiş bir adam...


İkinci sayfadaki künyeye göre, derginin sahibi ve sorumlu yazı isleri müdürü Aydın Aklan. Adresi: Yahya Kahya Mahallesi, Neva Sokak, No. 2/2, Kasımpaşa/Beyoğlu/İstanbul… Telefon, 0.212. 256 73 87. Ne kadar gerçek, Halen yayınlanıp yayınlanmadığı tartışılır.

“İBDA...” “İBDA-C...” “Kaide”... “El Kaide...”, “Cihad...”

7’inci sayfada şu korkunç ifadeler var:

“Devir ne Menemen’de provokasyonlar yaptıkları, ne de o İstiklal Mahkemeleri’nde Kel Ali’lerin ‘avukatlarla uğraşamayız’ diyerek astığı astık kestiği kestik icraatı karsısında kimsenin gıkının çıkamadığı, çıkanın da üç ayaklı sehpayı boyladığı devir…

“İslamcı mücadelenin geldiği nokta itibariyle, nice kelleler verildi, nice kelleler alındı. Hukuksuzluğa karsı hukuksuzluk... Mutlak Hakim ve hüküm koyucu Allah... Artık biliyorlar ki, kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak ve kalmıyor.

AÇIKTAN DÜŞMANLIK

“… Her ne olursa olsun ve her ne sebeple olursa olsun, laik Cumhuriyet’le «özdeş» görülen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin hırsız rektörü Yücel Aşkın’ın yargılanmasını Cumhuriyet’in ilk yıllarında hayal etmek bile olmazdı… Hele ki, 90’ların başından başlayarak İslamcı mücadele karsısında panikleyerek verdikleri, vermek zorunda kaldıkları laik telefatı ise zevklerin en büyüklerindendi, anlayana…

“Kimler gitmedi ki? “Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve daha niceleri… “Ve en son örneklerinden olarak, Necip Hablemitoğlu ile İhsan Güven…

“Ve daha kim bilir Azrail Aleyhisselam hangi vesileyle daha kimlerin kapılarını çalmaya devam edecek?”

Türkçede “telefat” hayvanlar için kullanılır. “Yazar”(!), olacak “telef” olasıca da sayıyor isim isim... Yazının sonunda, Uğur Mumcu’nun çok bilinen, gülümseyen bir fotoğrafının altında şunlar yazılı:

“Uğruna geberip can verdiği Batıcı Kemalist rejimin cesedine bile sahip çıkmadığı Uğur Mumcu…”


 

ŞAŞIRTICI TAVIR

1946’dan bu yana, Türkiye’ye komünizmin gelmesini hapsederek, işkenceyle, idamla önleyen iktidarlar, İslamcı gericilik söz konusu olunca boynu bükük, eli göbeğinde tarikat (Amerika) müritleri oldu. Çok vahşi bir sol-komünizm paranoyaları vardı. Solcular devlet, millet düşmanı, Sovyet ajanıydı. Çare ise İslam’dı. Ama arada bir Cuma namazı kılıp Ramazan’da belki oruç tutup rakısını da keyifle içen, yaramaz Anadolu Müslüman’ı değil!.. Öyle sadece antikomünistlik de yetmez... Beş vakit namazında, hatta şeriatçı olmalı... Bu dindar gençler elbette devletine, milletine, töresine, milli ve manevi değerlerine saygılı, itaatli olacak. (15 Temmuz’da kime, ne kadar saygılı, itaatli oldukları görüldü!)

Ama Uğur Mumcu böyle değildi. Yurtseverlikte bunların hiçbiri eline su dökemezdi, Amerika’ya, sermaye egemenliğine, emperyalizme, her türlü gericiliğe karşı idi, laikti, misakı milliyi savunurdu. Emperyalizm (ABD-Avrupa) destekli Kürt milliyetçiliğine de, Amerikancı, “Hira Dağı”cı, sermayeci kuru hamasetçi MHP milliyetçiliğine de karşıydı.

Bunlar, dış ve işbirlikçi iç egemenlerin hoşuna gitmezdi. MNP-AKP çizgisi dışında siyasi iktidarlar şeriatçı değildi ama oy uğruna siyasi İslam’a iltifatta birbirleriyle yarışmışlardı. Bu cinayetlerle ilgili olarak da İran bağlantılı siyasi İslamcılığa kıyamıyorlardı.

Ayrıca Amerika Sovyetlere karşı ta 1950’lerde, soğuk savaş döneminden itibaren Ilımlı İslam-Yeşil Kuşak projesini geliştirmişti. Yani Türkiye’yi yönetenler böylece ABD’den de iyi not alacaklardı.

1990’larda Mumcu’ların katledilmesinin, zaten var olan zemini bu idi.

“Malum” bahçıvanların yetiştirdiği çalılarla dolu bu bahçede Mumcuların öldürülmesi de, bu cinayetlere yukarıdaki sözlerle şenlik yapanların varlığı da şaşırtıcı değil.

Ama “Mumcu’yu İslamcıların öldürdüğünü sanmamak” son derece şaşırtıcı... Çünkü kimin öldürmediğini (sandıklarını!) bu kadar açık söyleyenlerin, kimin öldürdüğünü sandıklarını da aynı açıklıkla ilan etmeleri gerekir.

“İslamcılar yapmış olamaz” ne demek? Yanlarında mıydık? Bizzat görsek kimdir, hemen tanıyıp bilecek miydik? Göğüslerinde, “yaka kartı” mı vardı?

İSLAMCILAR DA MASUM DEĞİL

Mumcuların ortak özellikleri, neye karşı, neden yana oldukları belli. Para babalarını, mafyayı, onun siyasi ortaklarını, işçi düşmanlarını, emperyalistler, Kürtçüler, şeriatçılar dahil Atatürk, cumhuriyet, laiklik, tam bağımsızlık düşmanlarını, MHP’lileri, bütün işbirlikçileri sinirlendirmiş, ürkütmüş oldukları açık...

Bu çevrelerin tamamı muhtemel şüpheli listesini oluşturur. Bunlardan faşist-gerici İslamistleri soyutlamak, özellikle faşist şeriatçılığın doludizgin at koşturduğu bir Türkiye’de, onların ekmeğine yağ sürmektir.

 “Son bir yıl içindeki yazılarında hiç İran veya İslam eleştirisi yoktu” iddiası ise Mumcu tabiriyle “laf-ı güzaf!..”

Ölümünden daha iki gün önceki 22 Ocak 1993 tarihli yazısının başlığı “İmam Subayları!.”:

“Bugüne kadar imam-hatip liselerini bitiren 433.277 kişi var. Diyanet İşleri’nde çalışan imam-hatipli sayısı 39 bin... 10 kişiden biri... İlkokul mezunları imam ve hatiplik yapıyor. Başkanlıkta çalışan ilkokul çıkışlıların sayısı 18.362... İmam-hatip yetiştirilenler emniyet müdürü, savcı, yargıç, kaymakam, subay olacak; hiç din eğitimi görmemiş ilkokul mezunları da imam ve hatiplik yapıp camilerde vaaz verecek. Bunda bir çarpıklık yok mu?”

Bunları 1987 tarihli yazılarından itibaren vurgulamıştı. Aslında tek başına bu yazı bile yeter. “İran-İslam eleştirisi yoktu” derken, geriye doğru yazılarını tarayanlar İslamcılara dümdüz küfrettiği bir yazı mı arıyorlardı?

17 Aralık 1992, 12 Aralık 1992, 6 Aralık 1992... Sadece Ekim 92’ye kadar... ‘92’nin başına kadar gitsek daha pek çok yazı bulunur. Başta "İmam Subaylar" olmak üzere bu yazıların tamamı, İran bağlantılı-bağlantısız İslamcıları deli edecek yazılar...

İslamcılar masum; derin devlet öldürdü diyorsanız, “derin devlet” cahilane bir iddia... Türkiye’nin derin devleti kim? Türkiye’nin bağımsız bir derin devleti mi var? NATO’ya başvurduğumuz, IMF’ye Dünya Bankasına üye olduğumuz, MİT mensuplarının maaşlarını zarf içinde ödediği günden beri, ünlü “barış gönüllülerinden” beri Türkiye’nin derin devleti Amerika!

Uğur’ları faşist İslamistlerin öldürmediğini bilecek kadar malumatfuruş(!), kerameti kendinden menkul yargıç ve savcılar en azından, bir kişinin şahsında koskoca Türkiye’ye beyzbol sopası gösteren, “rahibi bırak, yoksa ekonomini mahvederim” diyen Amerika’yı da mı fark etmezler?!..

ALİ TARTANOĞLU


Yazarın Son Yazıları

Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025