Olaylar Ve Görüşler

Felsefenin ve Filozofların Kenti Tarsus - Dr. Haluk BOZDOĞAN

06 Temmuz 2020 Pazartesi

Tarsus Anadolu’nun en eski kentlerinden biridir. Tarsus’u yansıtan pek çok özellikten söz edilebilir. Hiç kuşkusuz bunların başında Tarsus’un antikçağda bir felsefe kenti olması gelir. Tarsus antikçağda sahip olduğu felsefe okulları ve buralarda yetişen filozoflarıyla ünlüdür. Matematikçi ve gökbilimci Aratos, stoa felsefesinin Zenon’dan sonraki kurucusu Khrisippos ve Roma İmparatoru Agustus’un hocası Athenedoros en bilinen Tarsuslu filozoflardır.

Dolayısıyla, Tarsus’ta siyasetin de izleri, Gezgin Strabon’un aktarımına göre, Tarsus Belediye Başkanı Boethos, zeytinyağı alımında yolsuzluğa bulaştığı için İmparator Agustus, Boethos’u görevden alır ve hocası Tarsuslu filozof Athenedoros’a Tarsus Kentini siz yönetintalimatı verir.

ÜNİVERSİTE TARAFINDAN YÖNETİLEN İLK KENT

Buradan da anlaşıldığı gibi Tarsus, tarihte bir kentin üniversite tarafından yönetildiğine ilk örnektir. Kente dair; siyaset, yerel yönetim ve yolsuzluk üçgeninde ilk örneklerin, zeytinyağı işinde yaptığı yolsuzluklarla anılan Boethostan filozof Athenedoros’a uzanan serüvenle başladığı bilinir...

Türkiye’nin en büyük ilçelerinden biri olan Tarsus, özellikle 19. yüzyılda pamuk ekimiyle başlayan ve sanayileşme adımlarının atıldığı ve yörede tarımdaki yeni uygulamalarla ekonomik ve sosyal açıdan gelişmiş bir kent modeli olmuştur.

TARSUS’TA SİYASET

Cumhuriyet dönemi sonrasında ise Tarsus’un her açıdan dinamik bir kent olduğunu görürüz.

Kentin Sosyal ve kültürel açıdan da canlı bu kentin yetiştirdiği Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil, Ümit Yaşar Oğuzcan, Haşmet Zeybek gibi çok değerli aydınlardan söz edilebilir.

Bugün, Tarsus’ta da siyaset, geçmişte ve bugün ülkenin her yerinde olduğu gibi çıkarlar ve buna bağlı ilişkiler etrafında şekilleniyor. Ama baştan söylemek ve bugün, buna neden olabilecek ölçüde belirtmek gerekirse, mevcut partilerin birçoğunun gerçek anlamda bir halk siyaseti ya da halktan yana bir siyaset yapmadığının da altını çizmek gerekir.

Yukarıda anılan durum Tarsus’ta da pek farklı değildi haliyle. Tarsus’ta da özellikle parlamentodaki siyasi partilerin çoğunluğu ve her yerde olduğu gibi halkı siyasete bulaştırmadan ve halk” adına siyasetin yürütüldüğü iddia edilen bir atmosfer yaşanmaktaydı.

Tarsus, kapanan fabrikalar, artan işsizlik, yoksulluk gibi pek çok başlıkla birlikte anıldığında kentin sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel açıdan da geriye gittiğini saptamak mümkün. Dahası Tarsus, gericileşmeye başlamış bir kent görüntüsü vermekteydi.

SİYASİ FELSEFEYİ TOPLUMCU BİR BAKIŞ AÇISI BELİRLER

Bir dönem aydınlığın kenti” olan Tarsus, çeyrek asırlık bir dönemde ise ekonomi, sanat, felsefe ve sosyalleşmeden uzak bir kent olmakla yüz yüze geldi ve yalnızca siyasetle” baş başa bırakıldı...

İşte bu dönemde Tarsus’ta ilkesiz, amaçsız, hedefsiz ve halktan kopuk siyasetin konuşulmaya başlandığı dönemin de temelleri atılmış oldu. Mevcut irade ekonomi, sanat, felsefe ve sosyalleşme tercihini; tıpkı Boethos’un tercih ettiği gibi ekonomi üzerine temellendirilmiş siyaset”e bırakmış ve kentin ana damarlarını keserek kenti nefessiz bırakmış oldu.

Tarsus farklı etnik yapıların bir arada bulunduğu kozmopolit bir yapıya sahiptir. Bu yüzden, belediyecilik ve halka hizmet götürme anlayışında hassasiyet oldukça önemlidir. Kent yurttaşlarına eşit hizmet sunulması, temel belediyecilik hizmetlerinin doğru şekilde ve zamanında yapılması ile kültürel gelişmenin önceliği de önemlidir.

SOSYAL VE KÜLTÜREL BELEDİYECİLİK 

Günümüz kentlerinde belediyeler normal görevlerini yapıp, bunun da ötesinde sosyal ve kültürel hizmet ürettiğinde gerçek anlamda belediyecilik yapmış olurlar. Yani kentin fiziki altyapısından kültürel altyapıyı onarma gayretine geçtiklerinde ve pozitif sonuçlar almaya başladıklarında gerçek bir belediye olmuş olurlar.

Önemli olan, siyaseten; belediyecilik algısını toplumcu bir bakış açısıyla kurmak ve Tarsus’u çeyrek yüzyıl öncesinden başlayarak yeni nesil belediyeciliğin olanaklarıyla geleceğe taşımaktır.

Temiz siyaset, ilkeli, tutarlı ve aydın insanlarla yapılacağı gibi, Tarsus’ta siyaseti de zeytinyağı yolsuzluğu”ndan; bilimin, sanatın, felsefenin, ekonomi ve siyasetin yeniden” konuşulduğu bir aydınlanma mevsimine yelken açarak taşımak, bizlerin asli görevi olacaktır.

Böylece, bilime, sanata, şiire ve felsefeye, ekonomi ve siyasete zeytin dalı taşıyan kuşların Tarsus semalarında kanat çırptığını müjdelemek, geleceğin kapılarının ardına kadar güvenle açıldığını hissettirecektir.

DR. HALUK BOZDOĞAN
TARSUS BELEDİYE BAŞKANI


Yazarın Son Yazıları