İstanbul seçiminin sosyolojik dinamikleri
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

İstanbul seçiminin sosyolojik dinamikleri

30.06.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

31 Mart ve 23 Haziran İstanbul seçimlerinde CHP ve Ekrem İmamoğlu’nun seçim başarısının altında iki sosyolojik dinamik yattığını söyleyebiliriz. Birincisi yeni toplumsal hareketler paradigması ile örtüşen strateji ve aday profili.
Toplumsal hareketler 1800’lerin sonlarında çoğunlukla işçi sınıfı öncülüğünde başlayan ve 1960’larda zirve yapan, daha çok ekonomik hedefleri olan hareketlerdir. Bu hareketler siyasal iktidarı ele geçirmeyi, başka bir deyişle devrim düşüncesiyle motive olmuşlardır. Devrim düşüncesiyle hareket edildiği için büyük ideolojiler, büyük liderler, sendikalar ve partiler önemli olmuştur. 20. yüzyılın son çeyreğine kadar etklili olan bu hareketler eski toplumsal hareketler olarak adlandırılır.
1900’lerin sonlarına doğru özellikle üretim teknolojilerindeki gelişmeler kapitalist sistemin klasik sınıf yapısını ve bu yapıya dayalı analizleri de değiştirmiştir. 1990’larda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte sınıf temelli ve devrim hedefli toplumsal hareketler zayıflamış, bunun yerini yeni toplumsal hareketler almıştır.
Yeni toplumsal hareketler işçi sınıfından çok, yeni orta sınıfa dayanır. Bu hareketlerde yurttaş inisiyatifleri siyasal partilerden ve sendikalardan daha önemlidir. Bireylerin ya da grupların özgürlüğü, ekonomik eşittlikten önemlidir. Toplumsal farklılıkların herhangi bir dikey hiyerarşiye tabi tutulmadan korunması ve yaşatılması öncelikli hedeftir.

Proje değil, indirim
İstanbul seçimleri yeni toplumsal hareketler paradigmasının geçerli olduğu bir konjoktürde gerçekleşmiştir. Büyük ideolojilerin, büyük tarihsel söylemlerin, büyük projelerin, büyük liderlerin etkili olmadığı bir seçim olmuştur. Ulaşım projelerinden çok, ulaşımdaki indirimler; Kanal İstanbul’dan çok, kreş politikaları gündemi belirlemiştir. Başka deyişle gündelik hayatın sosyolojisini okuyabilenler daha başarılı olmuştur. Ekrem İmamoğlu ve ekibi mevcut bu paradigmayı iyi tahlil ettiği için hem seçimi kazanmış hem de yeni bir siyaset yapma tarzının önünü açmıştır.
Ekrem İmamoğlu’nun başarısının altında yatan ikinci önemli sosyolojik faktör, Türkiye’deki seçmen dinamiklerini birleştirmiş olmasıdır. Gerek Türkiye genelinde gerek İstanbul özelinde seçmenlerin profiline baktığımızda, seçmenleri üç ana kategoride toplayabiliriz. Bunlar; Karadenizliler, Kürtler ve Balkan göçmenleridir. Türkiye seçim tarihinde bu üç kitleden aynı anda yüksek oranda oy alan partiler seçimin kazananı olmuştur. Örneğin Ecevit liderliğindeki CHP’nin Türkiye genelinde yüzde 42 , İstanbul’da yüzde 58 oy oranına ulaştığı 1977 seçimlerindeki başarısında da hem Kürt hem Balkan hem de Karadeniz seçmeninden aldığı yüksek oy oranı etkili olmuştur.
1980 sonrasında Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi’nin başarısında da aynı anda bu üç ana katagorideki seçmen kitlesinden yüksek oranda oy almasının etkisi görülmektedir.

Üç farklı kitle
2002 seçimlerinden başlayarak Ak Parti’nin (7 Haziran 2015, 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri hariç) bütün seçimlerde (genel/yerel/referandumlar) başarılı olmasının nedeni yine bu üç seçmen kitlesinde yüksek oranda oy alacak politikalar olmuşturmasıyla mümkün olmuştur.
CHP ve bu çizgideki partiler ise 1977 seçimlerinden beri Karadenizlilerden, Kürtlerden ve Balkan göçmenlerinden aynı anda yüksek oranda oy alamamıştır. Başka bir deyişle farklı dinamiklerle hareket eden bu üç seçmen kitlesini ortak paydada birleştirecek politikalar üretememiştir. Bunu 1977’den beri 42 sene sonra ilk kez Ekrem İmamoğlu 31 Mart Yerel Seçimleri’nde başarmış ve 23 Haziran Seçimleri’nde de bu başarısını zirveye çıkarmıştır. Örneğin Kürt seçmenin yoğun yaşadığı Esenyurt’ta yüzde 57, Karadenizlilerin yoğun olarak yaşadığı Beykoz’da yıllar sonra CHP yüzde 50 oy ile birinci olmuştur. Diğer dikkat çekici bir sonuç ise, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Bosna-Hersek ve Yunanistan bölgesinden göç eden ve balkan göçmenleri diye adlandırılan seçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Bayrampaşa ilçesinin seçim sonucudur. CHP yine yıllar sonra bu ilçede yüzde 51 oy oranı ile birinci parti olmuştur. Bu üç farklı seçmen kitlesinin Ekrem İmamoğlu etrafında birleşmesi Türkiye’de yeni politik iklimin ortaya çıktığını göstermektedir. Türkiye dinamiklerini bir araya getiren bu konjoktür ve siyasal iklim, süreç doğru yönetilir ve İmamoğlu bu sürece doğru liderlik ederse uzun yıllar etkili olacağı söylenebilir.
Son söz olarak; 2002 yılında Ak Parti’yi iktidara getiren konjoktürde dönemin bazı kurumlarının katı laiklik anlayışına karşı “Ilımlı İslam” anlayışının etkisi gibi, bugünkü siyasal iklimde ılımlı dil, söylem ve ılımlı insan profilin ön plana çıktığı görülmektedir.

Prof. Dr. Rüstem ERKAN
Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

 

Yazarın Son Yazıları

Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025