Muzaffer İlhan Erdost ve Aydınlanma Onur Ödülü
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Muzaffer İlhan Erdost ve Aydınlanma Onur Ödülü

11.04.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bir kuşağın “eşitlik, özgürlük, adalet” gibi evrensel değerlerle buluşmasını sağlayan Muzaffer İlhan Erdost’a Aydınlanma Onur Ödülü vermekten YKKED olarak onur duyuyoruz.

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) 2003 yılından beri Köy Enstitüleri ve Aydınlanma dağarcığımıza katkı sağlamış aydınlarımıza, sanatçılarımıza her 17 Nisan’da “Aydınlanma Onur Ödülü” veriyor. Şimdiye kadar yazılarıyla, eylemleriyle, duruşlarıyla aydınlık ve demokrat Türkiye arayışlarına emeklerini katan ülkemizin yüz akı aydınları Vedat Günyol, Engin Tonguç, İlhan Selçuk, Server Tanilli, Halit Çelenk, Türkan Saylan, Cengiz Bektaş, Doğan Hızlan, Yaşar Kemal, Gürel Aykal, Genco Erkal, Ataol Behramoğlu, Yılmaz Büyükerşen ve Prof. Dr. Korkut Boratav’a bu ödülü vermiştik. Bu yıl da YKKED-2019 Aydınlanma Onur Ödülü’nü 17 Nisan 2019 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte şair, yazar, çevirmen, yayıncı, insan haklarının yılmaz savunucusu, Köy Enstitülüleri’nin dostu, demokrasi ve aydınlanma tarihimizin çok değerli aydını Muzaffer İlhan Erdost’a veriyoruz. Muzaffer Erdost, kardeşi Onur Yayınları’nın sahibi İlhan Erdost’un 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yarattığı karanlık günlerde Mamak Askeri Cezaevi’nde dövülerek öldürülmesinin ardından, adına kardeşi İlhan’ın adını ekler ve “Muzaffer İlhan Erdost” adını yazı ve kitaplarında kullanmaya başlar. Muzaffer Erdost’un kardeşinin adını, kendi adına eklemesi 12 Eylül faşizmine ve işkencelere karşı bir direnişin dışavurumuydu ve aynı zamanda işkenceler, idamlar, gözaltılar, kitap toplamalar ve insan hakları ihlalleri ile tarihe geçen 12 Eylül’e karşı devrimci bir tavırdı.

Yazıyla süren ömür
Muzaffer Erdost, 18 Eylül 1931’de Tokat Artova’da dünyaya gelir. Liseye Sivas’ta başlar ve öğrenimini Çorum’da tamamlar. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni 1956 yılında tamamlar ve veterinerliği sadece askerde yapar. Erdost, lise ikinci sınıftayken Sivas’ta çıkan “Ülke” adlı gazetede, ilk yazısı olan Kemalettin Kamu ile ilgili bir incelemeyi yayımlayarak yazarlık yaşamına başlar. Fakülteye başladığında “Seçilmiş Hikâyeler” dergisinde öyküleri, “Ufuklar” dergisinde şiirleri ve yazıları, ardından “Yücel” dergisinin genç şairler bölümünde şiirleri yayımlanır. Fakülte son sınıftayken “Pazar Postası” dergisinin yazı işleri müdürü olarak çalışmaya ve yazılar yazmaya başlar. Erdost, üniversite öğrenimi sonunda, yaşam boyu yapacağı gazetecilik ve yayıncılığı seçer ve kitabevi işletir. Fakülte öğrenciliği yıllarından başlayarak, Ankara’da çıkan Evrim (1953- 54), Pazar Postası (1957-59), Ülke (1960), dergilerinden bazılarının yazı işleri müdürlüğünü, bir kısmının da yayın yönetmenliğini yaptı. 1958 yılında başladığı yayıncılık deneyimi 1960 yılına kadar sürdü. 1958-63 yılları arasında Ulus gazetesinde çalıştı.
1965 yılında kurduğu Sol Yayınları’nı, Türk Ceza Yasası’nın 142. maddesine aykırı eylemde bulunmaktan hüküm giydiği 1971 yılına kadar yönetti. Erdost, “Sol Yayınları”ında sosyalizmin temel klasiklerini, Türkçe çevrilerini yayımlayarak, bu kitapların okurlarla ve özellikle gençlerle buluşmasını sağlamıştır. 68 kuşağının arkasında enstitülü öğretmenler ve köy gerçekliğini ortaya koyan kitapları ile Türkçe’ye çevrilerek yayıma hazırlanan tüm kitaplarının aydınlanmanın, solun temel kitapları olduğu açıktır. 1971’de 142. maddeye aykırı eylemde bulunmaktan 37.5 yıl mahkumiyet alan Erdost genel af yasasından yararlanarak cezaevinden çıkar. 1974 affı sonrası, yayıncılık, insan hakları örgütleri ve “İlhanilhan Kitabevi” yeni uğraşılarıdır. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra yayımladığı kitaplardan dolayı MİT tarafından izlenmeye başlandığını öğrenir. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında emniyette ilginç bir olay yaşar. Sorgusunda bir komiser muavini elindeki kâğıda bakarak, “Sen, fakültede yaptığınız etkinlikte okuduğun şiiri hatırlıyor musun?” diye sorar ve kâğıttan o şiiri okur. Yani öğrenciliğinden itibaren izleyip toplamışlardır onunla ilgili her şeyi. Muzaffer Erdost, Pazar Postası dergisinde “Garip” ve “İkinci Yeni” şiir akımları ve tartışmaları içinde de yer alır. İkinci Yeni için, “Toplumsal sorunlardan kaçış şiiri değildi, olmadı da. Şiirin içsel yapılanmasında geçirdiği değişimdi söz konusu olan” değerlendirmesini yapar. (1) Muzaffer İlhan Erdost, Cumhuriyet ve aydınlanma ikliminin eğitim ve kültür dünyasında, kendini yaratır. Lise öğrenciliğinden günümüze edebiyatla, şiirle, sanatla yaşadığı, tanık olduğu dönemlerin toplumsal sorunlarını emek ve demokrasi penceresinden yorumlayarak yaşadığımız yıllara onurla aktarır.

Erdost’un Köy Enstitülerine bakışı
Köy Enstitüleri sürecini “devrimci demokratikleşme” olarak tanımlayan Erdost, “Hasan Âli Yücel için” için başlıklı yazısında 1960 öncesi Yücel ile çok yakın olduklarını, Köy Enstitülerinin adını anmanın, karalanmanın tek başına neden olduğu bir dönemde “Pazar Postası” dergisinde “Orda Bir Köy Var Uzakta” sayfası açtıklarını, burada yayımlanan Köy Enstitüleriyle ilgili yazılar nedeniyle doğrudan ya da dolaylı olarak Yücel ile buluştuklarını ifade eder. (2) Erdost yazısında “Çiftçiyi Topraklandırma Yasa Tasarısı ve Köy Enstitüleri”ni feodal sistemden demokratik sisteme geçişin simgeleri olarak değerlendirir ve her ikisinde 1946 sonrası yaşanan kırılmanın altını önemle çizer. Erdost, bu yazısında Osmanlı İmparatorluğu’nun teokratik ve feodal bir devlet olduğu saptamasını yaparak Cumhuriyet’in teokratik devlete karşı laik devleti, feodal devlete karşı demokratik devleti hedeflediğinin altını çizer. Hasan Âli Yücel için Türkiye’de emperyalist gericiliğin geleneksel gericilikle el ele vererek, demokratikleşme ve uluslaşma sürecini kırdıkları noktada, kendi siyasal partisi içinden, gericiliğin kabaran dalgaları içine atılmış olduğunu ve enstitü aydınlığını yok etmek için Yücel’in ve Tonguç’un karalandığını ifade eder. Erdost, Köy Enstitülülerinden yetişenlerin, geleneksel ve bürokratik kara kuşatmaya göğüs gererek, köylere götürdükleri ışık, zihinsel-bedensel-üretimsel eğitimle bütünleşen bir eğitim ışığı olduğu kadar, köylülüğü, geleneksel bağımlılıktan kurtaracak demokratikleşmenin ışığı oldu diyerek enstitülü öğretmenlerin emeğinin altını çizer.
Basından ve demokrasi mücadelesinden yakından tanıdığımız Muzaffer İlhan Erdost 24 Kasım 2009 tarihinde, İzmir’de, Talip Apaydın’a verilen 2009-YKKED Mustafa Necati Öğretmenlik Onur Ödülü töreninde “Karanlık Yolların Aydınlık Yolcusu” başlıklı bir konuşma yaparak Talip Apaydın Öğretmenimizi selamlamıştı.(3) O konuşmada Talip Apaydın öğretmenin Çifteler Köy Enstitüsü sürecini “Talip Apaydın, ortakçı, yani yarıserf bir babanın varisi olarak geleceğin yarı serfi olacakken, Cumhuriyet’in özgür bireyi olarak enstitülü urbasını giydiği zaman sınıfsal bir değişimden, devrimci bir dönüşümden geçiyordu” ifadeleriyle anlatırken enstitü gerçeğini de “Unutulmasın ki, tarih ve toplumsal tarih, ne bir kişinin tarihidir, ne de bir kuşağın. Toplumsal tarih, geçmişten geleceğe, yaşam deneyiminden bilgiye ve bilince, kuşaktan kuşağa akan, dört bir yandan kol açan büyük ve derin ırmaktır. Ulusal demokratik devrim ırmağımızın bir kolu da, Köy Enstitülerini tasarımda ve uygulamada yaratanlardır, Köy Enstitülerinin amacını, amaçlarında yaşama geçirmiş olanlardır” ifadeleriyle ortaya koyar.

Enstitü: Okulun yaşama yaklaştırılması
Muzaffer İlhan Erdost sosyalist bir aydın olarak yaşamı boyunca Köy Enstitüleri’nin yarattığı aydınlığı, Yücel’in ve Tonguç’un emeğini yazılarına taşımıştır. Köy Enstitüleri’yle ilgili “Uluslaşma Özgürleşme Demokratikleşme Perspektifinde Köy Enstitüleri” başlıklı yazısı gerçek bir inceleme, yorumlama ve sağlam bir bilinci yansıtıyordu. (4) Erdost bu yazısında İsmail Hakkı Tonguç’un, Anadolu’nun dört bir yöresinde, köylerde çektiği çocukların fotoğraflarına, onların giysilerine, duruşlarına bakarak enstitülere yönelik bir değerlendirmesini öne çıkarır. Köy çocuklarının kentlerde eğitim görmesi durumunda bu çocuklar, özgürce kendi kişiliklerini oluşturabilir miydi, geliştirebilir miydi? sorgulamasını yapar. Bu sorgulamayı sürdürerek “Bir Mahmut Makal köye döndüğünde Varlık dergisinde yazabilir miydi? İçerisinden geldiği köyünün sorunlarını algılayabilir, kavrayabilir miydi? Kısaca yazma ve yayımlama özgüvenini edinebilir miydi? Bozkırın ortasında, tüm köy çocuğu, birlikte toprak kazdılar, kerpiç döktüler, çatı çattılar, aynı zamanda okudular. Kentte bir öğretmen okulu öğrencisi olarak farklı bir yaşam biçimi, farklı bir algılayış, farklı bir duruş içerisinde, doğrudan ya da dolaylı etkileme ortamında bir seçim yapabilirlerdi, ama enstitüde böyle bir seçim yapmadılar. Kendi özgüven duygusuyla, kendi kimliklerini oluşturdular” yorumunu yapar. Erdost, enstitü deneyimini “Okulun yaşama yaklaştırılması” şeklinde yorumlar ve enstitü tartışmalarına yeni bir boyut ve zenginlik katar. Bir kuşağın “eşitlik, özgürlük, adalet” gibi evrensel değerlerle buluşmasını sağlayan bir yayıncılık ve yazarlık anlayışıyla “aydınlanma kültürünün” ülkemizde içselleştirilmesine emeğini, yıllarını, acılarını, sevinçlerini katan aydın, düşünür, Muzaffer İlhan Erdost’a 17 Nisan 2019 tarihinde İzmir Kültürpark - İzmir Sanat salonunda Aydınlanma Onur Ödülü vermekten YKKED olarak onur duyuyoruz. Muzaffer İlhan Erdost’u saygıyla selamlıyoruz.

Kaynaklar:
1)Erdost İlhan Muzaffer, (2015), İkinci Yeni, Onur Yayınları, Ankara
2)Erdost İlhan Muzaffer, (2003), Türkiye’nin Kararan Fotoğrafı, Onur Yayınları, Ankara
3)Kocabaş Kemal, (2016), Talip Apaydın’a Armağan, YKKED Yayınları, İzmir
4)Erdost İlhan Muzaffer, (2015), Hapishaneye Üniversite, Üniversiteye Cami, Onur Yayınları, Ankara  

Prof. Dr. Kemal Kocabaş YKKED-Genel Başkanı  

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026