Muzaffer İlhan Erdost ve Aydınlanma Onur Ödülü
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Muzaffer İlhan Erdost ve Aydınlanma Onur Ödülü

11.04.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bir kuşağın “eşitlik, özgürlük, adalet” gibi evrensel değerlerle buluşmasını sağlayan Muzaffer İlhan Erdost’a Aydınlanma Onur Ödülü vermekten YKKED olarak onur duyuyoruz.

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) 2003 yılından beri Köy Enstitüleri ve Aydınlanma dağarcığımıza katkı sağlamış aydınlarımıza, sanatçılarımıza her 17 Nisan’da “Aydınlanma Onur Ödülü” veriyor. Şimdiye kadar yazılarıyla, eylemleriyle, duruşlarıyla aydınlık ve demokrat Türkiye arayışlarına emeklerini katan ülkemizin yüz akı aydınları Vedat Günyol, Engin Tonguç, İlhan Selçuk, Server Tanilli, Halit Çelenk, Türkan Saylan, Cengiz Bektaş, Doğan Hızlan, Yaşar Kemal, Gürel Aykal, Genco Erkal, Ataol Behramoğlu, Yılmaz Büyükerşen ve Prof. Dr. Korkut Boratav’a bu ödülü vermiştik. Bu yıl da YKKED-2019 Aydınlanma Onur Ödülü’nü 17 Nisan 2019 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile birlikte şair, yazar, çevirmen, yayıncı, insan haklarının yılmaz savunucusu, Köy Enstitülüleri’nin dostu, demokrasi ve aydınlanma tarihimizin çok değerli aydını Muzaffer İlhan Erdost’a veriyoruz. Muzaffer Erdost, kardeşi Onur Yayınları’nın sahibi İlhan Erdost’un 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yarattığı karanlık günlerde Mamak Askeri Cezaevi’nde dövülerek öldürülmesinin ardından, adına kardeşi İlhan’ın adını ekler ve “Muzaffer İlhan Erdost” adını yazı ve kitaplarında kullanmaya başlar. Muzaffer Erdost’un kardeşinin adını, kendi adına eklemesi 12 Eylül faşizmine ve işkencelere karşı bir direnişin dışavurumuydu ve aynı zamanda işkenceler, idamlar, gözaltılar, kitap toplamalar ve insan hakları ihlalleri ile tarihe geçen 12 Eylül’e karşı devrimci bir tavırdı.

Yazıyla süren ömür
Muzaffer Erdost, 18 Eylül 1931’de Tokat Artova’da dünyaya gelir. Liseye Sivas’ta başlar ve öğrenimini Çorum’da tamamlar. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ni 1956 yılında tamamlar ve veterinerliği sadece askerde yapar. Erdost, lise ikinci sınıftayken Sivas’ta çıkan “Ülke” adlı gazetede, ilk yazısı olan Kemalettin Kamu ile ilgili bir incelemeyi yayımlayarak yazarlık yaşamına başlar. Fakülteye başladığında “Seçilmiş Hikâyeler” dergisinde öyküleri, “Ufuklar” dergisinde şiirleri ve yazıları, ardından “Yücel” dergisinin genç şairler bölümünde şiirleri yayımlanır. Fakülte son sınıftayken “Pazar Postası” dergisinin yazı işleri müdürü olarak çalışmaya ve yazılar yazmaya başlar. Erdost, üniversite öğrenimi sonunda, yaşam boyu yapacağı gazetecilik ve yayıncılığı seçer ve kitabevi işletir. Fakülte öğrenciliği yıllarından başlayarak, Ankara’da çıkan Evrim (1953- 54), Pazar Postası (1957-59), Ülke (1960), dergilerinden bazılarının yazı işleri müdürlüğünü, bir kısmının da yayın yönetmenliğini yaptı. 1958 yılında başladığı yayıncılık deneyimi 1960 yılına kadar sürdü. 1958-63 yılları arasında Ulus gazetesinde çalıştı.
1965 yılında kurduğu Sol Yayınları’nı, Türk Ceza Yasası’nın 142. maddesine aykırı eylemde bulunmaktan hüküm giydiği 1971 yılına kadar yönetti. Erdost, “Sol Yayınları”ında sosyalizmin temel klasiklerini, Türkçe çevrilerini yayımlayarak, bu kitapların okurlarla ve özellikle gençlerle buluşmasını sağlamıştır. 68 kuşağının arkasında enstitülü öğretmenler ve köy gerçekliğini ortaya koyan kitapları ile Türkçe’ye çevrilerek yayıma hazırlanan tüm kitaplarının aydınlanmanın, solun temel kitapları olduğu açıktır. 1971’de 142. maddeye aykırı eylemde bulunmaktan 37.5 yıl mahkumiyet alan Erdost genel af yasasından yararlanarak cezaevinden çıkar. 1974 affı sonrası, yayıncılık, insan hakları örgütleri ve “İlhanilhan Kitabevi” yeni uğraşılarıdır. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra yayımladığı kitaplardan dolayı MİT tarafından izlenmeye başlandığını öğrenir. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında emniyette ilginç bir olay yaşar. Sorgusunda bir komiser muavini elindeki kâğıda bakarak, “Sen, fakültede yaptığınız etkinlikte okuduğun şiiri hatırlıyor musun?” diye sorar ve kâğıttan o şiiri okur. Yani öğrenciliğinden itibaren izleyip toplamışlardır onunla ilgili her şeyi. Muzaffer Erdost, Pazar Postası dergisinde “Garip” ve “İkinci Yeni” şiir akımları ve tartışmaları içinde de yer alır. İkinci Yeni için, “Toplumsal sorunlardan kaçış şiiri değildi, olmadı da. Şiirin içsel yapılanmasında geçirdiği değişimdi söz konusu olan” değerlendirmesini yapar. (1) Muzaffer İlhan Erdost, Cumhuriyet ve aydınlanma ikliminin eğitim ve kültür dünyasında, kendini yaratır. Lise öğrenciliğinden günümüze edebiyatla, şiirle, sanatla yaşadığı, tanık olduğu dönemlerin toplumsal sorunlarını emek ve demokrasi penceresinden yorumlayarak yaşadığımız yıllara onurla aktarır.

Erdost’un Köy Enstitülerine bakışı
Köy Enstitüleri sürecini “devrimci demokratikleşme” olarak tanımlayan Erdost, “Hasan Âli Yücel için” için başlıklı yazısında 1960 öncesi Yücel ile çok yakın olduklarını, Köy Enstitülerinin adını anmanın, karalanmanın tek başına neden olduğu bir dönemde “Pazar Postası” dergisinde “Orda Bir Köy Var Uzakta” sayfası açtıklarını, burada yayımlanan Köy Enstitüleriyle ilgili yazılar nedeniyle doğrudan ya da dolaylı olarak Yücel ile buluştuklarını ifade eder. (2) Erdost yazısında “Çiftçiyi Topraklandırma Yasa Tasarısı ve Köy Enstitüleri”ni feodal sistemden demokratik sisteme geçişin simgeleri olarak değerlendirir ve her ikisinde 1946 sonrası yaşanan kırılmanın altını önemle çizer. Erdost, bu yazısında Osmanlı İmparatorluğu’nun teokratik ve feodal bir devlet olduğu saptamasını yaparak Cumhuriyet’in teokratik devlete karşı laik devleti, feodal devlete karşı demokratik devleti hedeflediğinin altını çizer. Hasan Âli Yücel için Türkiye’de emperyalist gericiliğin geleneksel gericilikle el ele vererek, demokratikleşme ve uluslaşma sürecini kırdıkları noktada, kendi siyasal partisi içinden, gericiliğin kabaran dalgaları içine atılmış olduğunu ve enstitü aydınlığını yok etmek için Yücel’in ve Tonguç’un karalandığını ifade eder. Erdost, Köy Enstitülülerinden yetişenlerin, geleneksel ve bürokratik kara kuşatmaya göğüs gererek, köylere götürdükleri ışık, zihinsel-bedensel-üretimsel eğitimle bütünleşen bir eğitim ışığı olduğu kadar, köylülüğü, geleneksel bağımlılıktan kurtaracak demokratikleşmenin ışığı oldu diyerek enstitülü öğretmenlerin emeğinin altını çizer.
Basından ve demokrasi mücadelesinden yakından tanıdığımız Muzaffer İlhan Erdost 24 Kasım 2009 tarihinde, İzmir’de, Talip Apaydın’a verilen 2009-YKKED Mustafa Necati Öğretmenlik Onur Ödülü töreninde “Karanlık Yolların Aydınlık Yolcusu” başlıklı bir konuşma yaparak Talip Apaydın Öğretmenimizi selamlamıştı.(3) O konuşmada Talip Apaydın öğretmenin Çifteler Köy Enstitüsü sürecini “Talip Apaydın, ortakçı, yani yarıserf bir babanın varisi olarak geleceğin yarı serfi olacakken, Cumhuriyet’in özgür bireyi olarak enstitülü urbasını giydiği zaman sınıfsal bir değişimden, devrimci bir dönüşümden geçiyordu” ifadeleriyle anlatırken enstitü gerçeğini de “Unutulmasın ki, tarih ve toplumsal tarih, ne bir kişinin tarihidir, ne de bir kuşağın. Toplumsal tarih, geçmişten geleceğe, yaşam deneyiminden bilgiye ve bilince, kuşaktan kuşağa akan, dört bir yandan kol açan büyük ve derin ırmaktır. Ulusal demokratik devrim ırmağımızın bir kolu da, Köy Enstitülerini tasarımda ve uygulamada yaratanlardır, Köy Enstitülerinin amacını, amaçlarında yaşama geçirmiş olanlardır” ifadeleriyle ortaya koyar.

Enstitü: Okulun yaşama yaklaştırılması
Muzaffer İlhan Erdost sosyalist bir aydın olarak yaşamı boyunca Köy Enstitüleri’nin yarattığı aydınlığı, Yücel’in ve Tonguç’un emeğini yazılarına taşımıştır. Köy Enstitüleri’yle ilgili “Uluslaşma Özgürleşme Demokratikleşme Perspektifinde Köy Enstitüleri” başlıklı yazısı gerçek bir inceleme, yorumlama ve sağlam bir bilinci yansıtıyordu. (4) Erdost bu yazısında İsmail Hakkı Tonguç’un, Anadolu’nun dört bir yöresinde, köylerde çektiği çocukların fotoğraflarına, onların giysilerine, duruşlarına bakarak enstitülere yönelik bir değerlendirmesini öne çıkarır. Köy çocuklarının kentlerde eğitim görmesi durumunda bu çocuklar, özgürce kendi kişiliklerini oluşturabilir miydi, geliştirebilir miydi? sorgulamasını yapar. Bu sorgulamayı sürdürerek “Bir Mahmut Makal köye döndüğünde Varlık dergisinde yazabilir miydi? İçerisinden geldiği köyünün sorunlarını algılayabilir, kavrayabilir miydi? Kısaca yazma ve yayımlama özgüvenini edinebilir miydi? Bozkırın ortasında, tüm köy çocuğu, birlikte toprak kazdılar, kerpiç döktüler, çatı çattılar, aynı zamanda okudular. Kentte bir öğretmen okulu öğrencisi olarak farklı bir yaşam biçimi, farklı bir algılayış, farklı bir duruş içerisinde, doğrudan ya da dolaylı etkileme ortamında bir seçim yapabilirlerdi, ama enstitüde böyle bir seçim yapmadılar. Kendi özgüven duygusuyla, kendi kimliklerini oluşturdular” yorumunu yapar. Erdost, enstitü deneyimini “Okulun yaşama yaklaştırılması” şeklinde yorumlar ve enstitü tartışmalarına yeni bir boyut ve zenginlik katar. Bir kuşağın “eşitlik, özgürlük, adalet” gibi evrensel değerlerle buluşmasını sağlayan bir yayıncılık ve yazarlık anlayışıyla “aydınlanma kültürünün” ülkemizde içselleştirilmesine emeğini, yıllarını, acılarını, sevinçlerini katan aydın, düşünür, Muzaffer İlhan Erdost’a 17 Nisan 2019 tarihinde İzmir Kültürpark - İzmir Sanat salonunda Aydınlanma Onur Ödülü vermekten YKKED olarak onur duyuyoruz. Muzaffer İlhan Erdost’u saygıyla selamlıyoruz.

Kaynaklar:
1)Erdost İlhan Muzaffer, (2015), İkinci Yeni, Onur Yayınları, Ankara
2)Erdost İlhan Muzaffer, (2003), Türkiye’nin Kararan Fotoğrafı, Onur Yayınları, Ankara
3)Kocabaş Kemal, (2016), Talip Apaydın’a Armağan, YKKED Yayınları, İzmir
4)Erdost İlhan Muzaffer, (2015), Hapishaneye Üniversite, Üniversiteye Cami, Onur Yayınları, Ankara  

Prof. Dr. Kemal Kocabaş YKKED-Genel Başkanı  

Yazarın Son Yazıları

Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026
Üniversitelerde bitmeyen sorunlar - Kaya Özgen

Üniversitelerimizde büyük sorunlar yaşandığı biliniyor.

Devamını Oku
28.01.2026
Atatürk, üç kadın ve Hatay - Ülgen Zeki Ok

Kişisel gelişime hevesli gençler, bu amaca yönelik rehber kitaplar yerine, Atatürk’e yakın insanların yazdığı anı kitaplarını okumalılar.

Devamını Oku
28.01.2026
Çöküşü yönetenler - Doğan Sevimbike

Davos’ta bu yıl dile getirilenler, artık “gelecek vizyonu” ya da “reform çağrısı” olarak okunamaz.

Devamını Oku
27.01.2026
Trump siyasi havayı geriyor - Taner Baytok

Büyük küçük birçok ülkenin gündeminde ilk sırayı işgal eden açlık, fakirlik, geçim sıkıntısı yerini daha da önemli başka risklere terk etti.

Devamını Oku
27.01.2026
Cüzzamla Savaş Derneği 50 yaşında - Prof. Dr. Ayşe Yüksel

Yarım asır önce, ülkemizde belki de yalnızca Verem Savaş Derneği’nin olduğu günlerde, bu dernekten de destek alarak Cüzzamla Savaş Derneği’ni kim kurdu?

Devamını Oku
26.01.2026
Hukuksuzluk diz boyu… - Av. Erol Ertuğrul

Ünlü İtalyan fizikçi Galileo, “Dünya dönüyor” dediği için engizisyon mahkemesi tarafından 1632 tarihinde yargılanmış ve yaşam boyu hapis cezası ile cezalandırılmıştı.

Devamını Oku
26.01.2026
Kurtulma olasılığını da düşündüler - Mustafa Yıldırım

Tevhid, Ekim 1991’de “İslami Direniş ve Parti” başlıklı bildiriyle kendilerini, “Türkiye’deki tağuti Kemalist rejime karşı olan Müslümanlar” olarak tanıttı; “mevcut rejime karşı mücadele verecek bir hareketin” yapılanma ilkelerini, madde madde açıkladı.

Devamını Oku
25.01.2026
Yönetenler, yüreklendirenler - Mustafa Yıldırım

Humeyni, Kuran için savaşı, bireyleri öldürmeyi emreden çağlar sonrasının yeni halifesi olarak saygı, sevgi kazanıyor; dünya Müslümanlarının tek önderi olduğunu gösteriyordu.

Devamını Oku
24.01.2026
UMUT o duvar yıkılıncaya kadar devam edecek

Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri, 24 Ocak 1993’te gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun Ankara’da evinin önünde hunharca ve kalleşçe öldürülmesiydi.

Devamını Oku
24.01.2026
Kara bir tarih: 24 Ocak - Hilmi Taşkın

24 Ocak 1993 günü Ankara’da aracına yerleştirilen bomba ile katledildi Uğur Mumcu.

Devamını Oku
24.01.2026
Tarihsel mezhepçi zihniyet - Neval Oğan Balkız

Leyla Şahin Usta, bir milletvekili ve aynı zamanda AKP grup başkanvekili.

Devamını Oku
22.01.2026