Otizmi tanımak!
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Otizmi tanımak!

13.06.2015 08:24
Güncellenme:
Takip Et:

Yaşamın ilk yıllarında başlayan sosyal ilişki, iletişim becerileri ve bilişsel becerilerde uygun gelişimlerin gerçekleşmediği ya da bu süreçte kayıpların bulunduğu nöropsikiyatrik bozukluklar “yaygın gelişimsel bozukluklar” olarak adlandırılmaktadır.

Yaygın gelişimsel bozukluklar arasında en çok bilineni olan otizm, doğuştan gelen ve sosyal ilişkilerde, iletişimde yetersizlik, tekrarlayıcı davranışlar ile karakterize olan nörolojik bir bozukluktur.

Otizmin nedeni?
Otizmin nedeni günümüzde tam olarak açığa çıkmış değildir. Yapılan çalışmalarda otizmin genetik bir bozukluk olduğu yönünde güçlü bulgular olsa da kesin bir sonuca ulaşılamamıştır. Genetik faktörün yanı sıra bazı çevresel tetikleyicilerin de rolünün olduğunu savunan çalışmalar mevcuttur.
Bireylere otizm tanısı koyulabilmesi için belirtilerin üç yaşından önce başlamış olması gerekmektedir. Son yıllarda yapılan kapsamlı çalışmalarda otizmin her 150 çocuktan birini etkilediği, cinsiyete göre dağılımında ise erkeklerde kadınlara göre 4-5 kat daha fazla rastlandığı, kardeşler arasında görülme oranının yüzde 3-8, tek yumurta ikizlerinde görülme oranının yüzde 60- 90 arasında olduğu tespit edilmiştir. Bu durum otizmi çocuklarda en yaygın görülen nörolojik bozukluk haline getirmektedir.

Genel özellikleri
Otizm, bireylerin sosyal etkileşimini, lisan gelişimini, kişiler arası iletişimini, ilgi alanlarını ve davranışlarını doğrudan etkileyen bir bozukluktur. Otistik bebeklerin genel olarak iki tip davranış biçimi sergiledikleri gözlenmiştir: Bunlardan ilki, sürekli ağlama ve huzursuz olma; ikincisi ise sessiz, sakin ve devamlı olarak yatma biçimidir.
Otistik bireylerin fiziksel gelişimlerinin akranlarından farklı olarak seyretmediği, akranları gibi birçok beceriyi edinmeye hazır oldukları, ancak çevreye olan ilgisiz tavırları nedeniyle yürüme, oturma gibi becerileri daha geç kazandıkları gözlenmiştir.

Yaşanan sorunlar
Yapılan araştırmalarda otistik bireylerin lisan gelişiminde akranlarına göre farklı bir süreç ortaya çıktığı, ilk kelimelerini akranlarının aksine beş yaş civarında telaffuz ettikleri gözlenmiştir. Birçok otistik bireyin hiperaktif özellikler sergilediği, dikkatlerinin dağınık olduğu ve dikkatlerini toplama konusunda sorun yaşadıkları anlaşılmıştır. Yine bu bireylerde küçüklük yıllarında sıklıkla öfke nöbetlerinin var olduğu, yaşa bağlı olarak bu kriz durumlarında azalma olduğu gözlenmiştir.
Tüm bu yaşanan sorunların yanı sıra otistik bireylerin yaşamları boyunca streotipi adı verilen tekrarlayıcı hareketler (el çırpma, dokunma vb. davranışlar), bruksizm (diş gıcırdatma), takıntılı davranışlar, uyku sorunları, fobiler gibi birçok psikolojik sorunlar da yaşayabildikleri görülmektedir.

Eğitim süreci
Otizmin tedavi sürecinde en önemli nokta erken tanı olmakla birlikte geçerli bir tıbbi tedavi yöntemi henüz bulunmamakta- dır. Ancak etkili eğitim yöntemleriyle birlikte otistik bireylerin gelişimlerinde büyük oranlarda olumlu gelişmeler meydana geldiği tespit edilmiştir.
Eğitimin etkili olabilmesi için en kısa sürede sürecin başlatılması, yoğun şekilde sürdürülmesi ve kesintisiz olarak devam ettirilmesi gerekmektedir.

Ailelere öneriler
Çocuklarının otistik belirtiler sergilediğini düşünen ailelerin gelişim basamaklarına dikkat etmeleri ve bu süreçte gözlemledikleri anormallikleri tespit ederek zaman kaybetmeden çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanlarına başvurmaları en doğru yol olacaktır.
Uzmanlar tarafından tanı koyulması durumunda ise ailelerin yaşadıkları şok durumundan bir an önce kurtulmaları, otizm tanısını kabullenerek olumlu bir bakış açısı geliştirmeleri ve tedavi sürecinde yaşadıkları tükenmişlik duygusuyla baş edebilmek için psikolojik yardım ve danışmanlık almalarının önemli olduğu düşünülmektedir.  

CEM TIĞRAK Uzm. Aile Danışmanı-Psikolog

 

-

 

Evren’i nasıl bilelim?

 

Kenan Evren ve sairenin zalim, faşist olmasının; emeği, solu biçmesinin, PKK’yi doğurduğu tekrarlanıp duran Diyarbakır Cezaevi vahşetini yaratmalarının anlaşılmayacak yanı yok.

Amerika’nın, “our boys did it” diye sırıtması, Batı gazetelerinin açık açık darbeyi alkışlaması da. Aynı emperyalist Batı’nın Öcalan-Kürt- Ermeni, Orhan Pamuk, AKP, Kıbrıs dışında, Sivas-Madımak, Kahramanmaraş, Çorum hiç demedikleri gibi Mamak, Metris, Maltepe, Deniz Gezmiş zaten demezler ya, asla “Diyarbakır Cezaevi de ne demek oluyor Kenan!” dememeleri de... İşveren Sendikaları Başkanı Halit Narin’in, “hep işçiler gülmüştü, bundan sonra biz güleceğiz” demesi de izah edilebilir.

12 Eylül’e 5 kala
Solun tamamını biçen ama 84’e kadar Öcalan’ın öğrencilikle ilişkisini, devlet bursunu kesmeyen, 12 Eylül’e beş kala elini kolunu sallaya sallaya geçtiği Suriye’de Muhaberat tarafından karşılanmasını seyreden de...
Dün solcu kesiyor diye Kenan Evren’i alkışlarken, Diyarbakır Cezaevi konusunda üç maymunken bugün Apo, PKK yâranı kesilen (oysa HDP ve PKK de solcu sayılıyor); ordunun vesayetini yıkıyor diye, Kürt açılımı diye, demokrat(!) diye Gülen’i, Erdoğan’ı alkışlayan da.
Deniz’ler, Erdal Eren’ler asılırken, “istikrar” uğruna huşu içinde onaylayıp sıra Abdullah Öcalan’a, İslamcı faşist gericiliğe gelince demokratçı, insan haklarıcı kesiliveren de aynı Kenan Evren vitrinli dış ve işbirlikçi iç sermaye ve siyaset yapısıdır. Sahtekâr ve ileri demokratların kaçı 1982 Anayasası’na “hayır” demişti?(!)

Evren ne demişti?
O Evren, 27 yıl sonra, 2007 Şubat, Martı’nda gazetelere özetle bakın ne demiş: “Türkiye 8 eyalete bölünebilir. Daha 1980’li yılların başında bunları düşündüm. Çünkü Ankara’dan 81 ile hâkim olmak zor. Uykularım kaçıyordu. Bölge idare mahkemelerini bu zihniyetle kurduk. Türkiye’yi birtakım bölgelere böldük. Yetkileri oraya devrettik. Amerika da böyle yönetiliyor, Pakistan da... Biz isteğimiz kadar ‘hayır’ diyelim, Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti zaten kuruldu.”

Değişim mi?
Niye hiç kimse “Madem 1980’de Diyarbakır Cezaevi yaratacaktın, niye 27 yıl sonra böyle konuşuyorsun? Madem 27 yıl sonra böyle konuşacaktın, niye Diyarbakır cehennemini yarattın” diye hiç sormadı. Şimdi Kenan Evren’i nasıl bilelim? “Değişmeyen tek şey değişimdir” zevzekliğiyle mi yetineceğiz?(!)
12 Mart ve 12 Eylül’ün yaptığı, MESS’in, TÜSİAD’ın, IMF’nin, Dünya Bankası’nın isteyip de iyi kötü demokratik koşullarda Demirel’in yapamadığını silahla yapıvermek, emeği ve solu ezivermekten ibarettir! Demirel işçi ücretlerini donduramaz, sendikaları kapatamaz, kredi faizlerini düşüremez, solcuları kesemez, Halit Narin’i güldüremezdi.
IMF, çokuluslu şirketler, MESS, TÜSİAD neyse ama Kenan Evren’deki bu muazzam metamorfozu anlamak! Soruyu “Batı emperyalizmini, MESS’i, TÜSİAD’ı, azgelişmiş ülke aydınını nasıl bilirdiniz” diye değiştirmeye gerek yok. Onları, Kenan Evren’le aralarındaki akrabalığı çok iyi biliyoruz. Evren’den 1980’de Diyarbakır Cezaevi’ni yaratması istenmişti, yaptı; 2007’de federasyon dediler, o nu da tekrarladı. Solcu aydın döner de sağcı Amerikancı asker dönmez mi?  

ALİ TARTANOĞLU Gazeteci

Yazarın Son Yazıları

Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026
Suriye’de neler oluyor? - Nejat Eslen

ABD’de strateji geliştirme yöntemi öğretisinde üç ana unsurun esas alınması gerektiği ifade edilir...

Devamını Oku
28.01.2026