Polis Devletinden Önceki Son Çıkış
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Polis Devletinden Önceki Son Çıkış

31.01.2015 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

İç güvenlik paketi taslağı; polisin herkesi dinleyebileceği, savcı kararı olmadan insanları gözaltına alabileceği ve arayabileceği, ‘cebinde taş vardı, bana atacaktı’ bahanesiyle bile silah kullanabileceği, sırf yüzünüzü kapatmanız nedeniyle hapis cezası alacağınız, valinin sıkıyönetim yetkilerine kavuştuğu, parmak ve damar izinizi vermek zorunda kalacağınız yeni bir dönemi başlatıyor.


   

Kamuoyunda “güvenlik taslağı” olarak bilinen tasarının son dönemecine girdik. Muhtemelen önümüzdeki salı günü Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek. Taslak; polis yetkilerinin arttırılması, toplantı ve gösteri yürüyüş hakkına ilişkin kısıtlamalar ve cezalar, İçişleri Bakanlığı-mülki amir yetkilerinin arttırılması, İçişleri Bakanlığı’na jandarma teşkilatına ilişkin atama, denetim, görevden alma yetkilerinin verilmesi, polis teşkilat sisteminde eğitim, terfi, emekliliğe ilişkin düzenlemeler, bonzai vb. maddelerin uyuşturucu kapsamına alınması ve cezalarda artırım, nüfus hizmetlerinde değişikliklerine ilişkin düzenlemeler içeriyor.
Yukarıda belirttiğim şekliyle zannedersem çok da trajedi boyutunda bir taslak görünümü vermiyor. Bir de torba kanunlaştırmanın yerleşmiş terimlerine başvurmadan ve hukukun teknik dilinin dar sınırına hapsolmadan taslağı tanımlayalım. Taslak; polisin herkesi dinleyebileceği, savcı kararı olmadan insanları gözaltına alabileceği ve arayabileceği, “cebinde taş vardı, bana atacaktı” bahanesiyle bile silah kullanabileceği, sırf yüzünüzü kapatmanız nedeniyle hapis cezası alacağınız, valinin sıkıyönetim yetkilerine kavuştuğu, parmak ve damar izinizi vermek zorunda kalacağınız yeni bir dönemi başlatıyor.
Bu yeni dönem için taslağın ana gerekçesi olan “güvenlik” sorusunu tersten farklı bir şekilde soralım: Kimin güvenliği tehdit altında? Bizim mi yoksa iktidarın mı? Cumhurbaşkanlığı’na hakaret içeren bir döviz taşınmasının bile 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılacağı bir düzenlemenin bizlerin güvenliği ile ne alakası var? Ya da sapan ve bilye ile insanlar bizim güvenliğimizi ne kadar tehdit ediyorlardı, kaçımız bunlar nedeniyle yaralandık da polis bunlar karşısında silah kullanma yetkisine kavuşuyor.
Hadi bunları anladık diyelim. Peki, güvenlik ile polisin savcı kararı olmadan gözaltı yapabilmesi, hepimizin telefonlarını dinleyebilmesi, sırf emirlerine uymadık diye bizleri gözaltına alabilmesinin ne alakası var. “Banker Bilo” filminde Maho tarafından sürekli aldatılan Bilo karakterine döndük. Polislerin gözaltı yetkisine ilişkin taslakta yer alan gerekçe Maho’nun gerekçelerini aratmayacak cinsten: “Faillerin ifadelerinin alınarak serbest bırakılması ve evrakın savcılığa gönderilmesi toplumda infial yaratıyor.”
Özgürlük olmadan güvenliğin sağlanmasının mümkün olmadığı çok açık. Bunun için yalnızca 80 sonrasında izlenen güvenlik politikalarının sonuçlarına bakmak yeterli değil mi? Her seferinde güvenlik adı altında ilk yaptığımız özgürlüklerimizden vazgeçmek. Bu vazgeçişlerin sonucunda da ne özgürlüğe ne de güvenliğe ulaşabiliyoruz. Tam da burada topu Benjamin Franklin’e atmanın zamanıdır, “Güvenlik için özgürlüğünden vazgeçenler, özgürlüğe de, güvenliğe de layık değildirler.”

Taslak yasalaştığında...
Başlangıçta 43 madde olan tasarı, İçişleri Komisyonu’nda yeniden düzenlenerek 132 maddeye çıkarıldı. Yaklaşık bir yıldır gündemde olan tasarının resmi başlığı: Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı. Peki, taslak yasalaştığında neler değişecek?

Polisin arama yetkisi artıyor
Mevcut düzenlemede polis, hâkim ve savcı kararı olmadan arama yapamıyordu. Yeni düzenleme ile birlikte hâkim ve savcı kararı olmadan istediği kişinin üstü, eşyası ve aracını arayabilecek.

Polise tanımı muğlak yeni yetkiler tanınıyor
Polis, yeni düzenleme ile birlikte kapattığı Gezi Parkı’na girmek istemeniz, evinize giden yolda yasak olmasına rağmen yürümekte ısrar etmeniz durumunda sizi oradan uzaklaştırma veya koruma adı altında kapalı bir yerde tutma veya gözaltına alma yetkisine sahip olacak.

Toplumsal olaylarda çıkmayan boyalı su kullanılacak
Kanunda yer almamasına rağmen toplumsal olaylarda polis boyalı su kullanıyordu. Yeni düzenleme ile polis bu eksikliğini gideriyor ve üzerimizden 2-3 gün kadar çıkmayacak yeni boyalarla tanışacağımız bir dönem başlıyor.

Kanuna aykırı toplantı gösteri yürüyüşü tanımı genişliyor
Kanuna aykırı toplantı tanımında güvenliğimizi tehdit eden çok önemli bir eksiklik gideriliyor ve “demir bilye ve sapan” ekleniyor.

Polisin silah kullanma yetkisi artıyor
Her ne kadar uymasa da polisin meşru savunma, suçüstü durumlarıyla sınırlı silah kullanma yetkisi “cebinde bilye vardı, bana atacaktı” şeklinde bir savunmanın yeterli göreceği ölçüde genişletiliyor. Gerekçesi, “silah kullanımdan dolayı açılan soruşturmalar nedeniyle polisin mağdur olmasının önüne geçilmesi.”

Yargı denetimi olmadan telefon dinleme yetkisi genişliyor, denetim tek bir hâkime bırakılıyor
Yargı denetimi olmadan emniyetin yaptığı telefon dinlemelerinde süre 48 saate çıkarılıyor. Mevcut düzenlemede telefon dinlemesi nerede yapıldıysa o ilin hâkimine gider maddesi de Türkiye’deki tüm dinlemelere Ankara Ağır Ceza Hâkimi bakar şeklinde değiştiriliyor. Böylece farklı illerde önceden tahmin edilemeyen hâkimlere dosyanın düşmesi yerine bilindik ve tek bir isme dosyaların gitmesi ve onay alınması sağlanacak.

Toplantı gösteri yürüyüşlerine ilişkin cezalar arttırılıyor
Mevcut düzenlemede 6 ay olan alt sınır yeni düzenleme ile birlikte 2 yıl 6 aya çıkarılıyor. Bu değişiklikle 2 yılın üstü cezalarda erteleme, paraya çevrilme mümkün olmadığından toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlara doğrudan hapis cezası uygulanmasının yolu açılıyor.

Toplantı gösteri yürüyüşlerinde yüzü kısmen kapatmak suç kapsamına alınıyor
Yalnızca gösterinin terör propagandasına dönüşmüş olduğu durumlar için alt sınırı 1 yıl olmak üzere uygulanan yasak, tüm toplantı gösteri yürüyüşlerini kapsayacak şekilde genişletiliyor ve kısmen de olsa yüzü kapatmanın cezası 5 yıla kadar çıkıyor.

Toplantı gösteri yürüyüşlerinde kanuna aykırı döviz taşımak artık suç
Mevcut düzenlemede olmayan bu suç tipi taslak ile birlikte kanuna giriyor ve cezası 3 yıla kadar hapis olarak düzenleniyor. Cumhurbaşkanlığı’na hakaret vb. birçok başlık kanuna aykırı kapsamında değerlendirilip hapis cezası gerekçesi olabilecek.

Polise gözaltına alma yetkisi veriliyor
Polis savcı kararı olmadan kişiyi gözaltına alacak ve 48 saat boyunca gözaltında tutabilecek. 48 saat sonunda savcıya bilgi verecek. Bu süre öncesinde bilgi verme yükümlülüğü bulunmuyor. Mevcut düzenlemede savcının emri olmadan gözaltı yapılamıyor ve tüm gözaltı süreci savcı denetiminde yürüyor. Değişiklik gerekçesi, “Faillerin sadece ifadelerinin alınarak serbest bırakılması ve evrakın savcılığa gönderilmesi toplumda infial yaratmaktadır.”

Valinin emrine uymamanın cezası 1 yıl hapis
Kabahatler kanunu uyarınca para cezası olarak düzenlenen fiil taslak ile 1 yıl hapis cezasına dönüştürülüyor. Valinin ilan ettiği herhangi bir yasağa uymamanız durumunda artık 1 yıllık hapis cezası tehdidi ile karşı karşıya kalacaksınız.

Sıkıyönetim yetkilerine sahip vali dönemi başlıyor
Vali, toplumsal olaylarda belediye ve diğer kuruluşların araç ve gereçlerine el koyabilecek, kurum personeline gerektiğinde polis zoruyla görev verebilecek, savcı yetkilerini kullanabilecek. Belediyeler, vali emrine direnmesi durumunda toplumsal olaylarda meydana gelen zararlardan sorumlu olacak.

Araç kiralayanlara ilişkin bilgilerin tümü polis tarafından anında görüntülenebilecek
Taslak yasalaştığında; araç kiralama şirketlerine araç rotalarını da içerir her türlü bilgiyi bilgisayar ortamında tutacak ve bir terminal vasıtasıyla anlık olarak polis bilgileri kendi sisteminde görüntüleyebilecek. Gerekçe; kamu düzeninin sağlanması.

Herkesin parmak izi, damar izi ve el ayası vermek zorunda kalacağı bir dönem başlıyor
Kimlik tespit ve doğrulama işlemleri ve yeni çıkarılacak nüfus cüzdanları için herkesten biyometrik veri olarak adlandırılan parmak izi, el ayası ve damar izi alınacak. Bu bilgiler elektronik kimlik kartlarında da yer alacak. Yeni çıkarılacak kimlik kartları için bu kişisel verilerin yanı sıra vatandaş kimlik başına 15 TL kimlik bedeli ödeyecek.  

ÜMİT ALTAŞ Özgürlükçü Demokrat Avukatlar

Yazarın Son Yazıları

Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025