ŞÜKRÜ KARAMAN Gazeteci - Emeklinin günü var kutlayacak hali yok
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

ŞÜKRÜ KARAMAN Gazeteci - Emeklinin günü var kutlayacak hali yok

30.06.2017 09:42
Güncellenme:
Takip Et:

Siyasi iktidarın söz vermesine karşın yıllardır çıkarılamayan 2000 sonrası işçi ve Bağ-Kur emeklilerini kapsayacak intibak yasası için umutlar Anayasa Mahkemesi’nden gelecek habere kaldı

 

Bugün Emekliler Günü. Türkiye’nin önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1927’de emekli olduğu 30 Haziran, o günden beri her yıl “Emekliler Günü” olarak kutlanıyor.
Emekli yılda bir kez hatırlanabildiği bugünde maddi yetersizlikten ötürü oldukça buruk, hoşnutsuz.
Türkiye’deki yaklaşık 12 milyon emeklinin yüzü bir türlü gülmüyor. Nasıl gülsün ki? Son derece düşük olan aylıklara yılda iki kez yapılan yetersiz zam yaşam standartlarını iyileştirmiyor, aksine altında bırakıyor. İğneden ipliğe her şeye gelen zamlar, maaşlardaki artışı bir iki ay içinde silip götürüyor.

Emekli neredeyse aç
Yıllar önce yapılan bir araştırma son derece yetersiz maaşla geçinmeye çalışan emeklinin büyük çoğunluğunun temel besin maddesinin ekmek ve makarna olduğunu ortaya koymuştu. Ama günümüzde de emeklilerin durumu bundan farklı değil. Türkiye Emekliler Derneği tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma vahameti ortaya koyuyor. Araştırmada 2005 Ağustos ayındaki işçi emeklisi taban aylıkları ile 2014 yılı Eylül ayındaki taban aylıklarının alım güçleri karşılaştırıldı.
Araştırmaya göre 2005 Ağustos ayından 2014 Ağustos ayına kadar işçi emeklisi taban aylıkları sadece 1.4 kat artarken, 29 TL olan mutfak tüpünün fiyatı 2.6 kat artış göstererek 75 TL seviyesine ulaştı. Bir başka ifadeyle 2005 Ağustos’unda 449 TL olan taban emekli aylığıyla 22.7 adet mutfak tüpü alınabiliyorken, bugün 640 TL olan taban emekli aylığıyla sadece 15.5 adet alınabiliyor. Yani geçen 9 yılda emeklinin mutfağından yaklaşık 7.2 tüp kaybolmuş durumda.
Aynı şekilde dana eti, zeytin ve benzin karşısında da eriyen emekli aylıkları, kurufasulye fiyatları karşısında ise alım gücünü yaklaşık 5 kat oranında kaybetti. 2005 Ağustos’unda bir emekli aylığıyla yaklaşık 179.6 kg. kurufasulye alınabiliyorken bugün 54. 4 kg. alınabiliyor. Yani 125.2 kg’lık bir kayıp söz konusu. Bir zamanların gözde fukara yemeği olan kurufasulye, artık emeklinin mutfağına giremeyen ürünler.
TÜED Genel Sekreteri ve Ankara Şube Başkanı Recep Orhan’ın araştırmaya dair yaptığı açıklama da anlamlıydı. Orhan şöyle diyordu: “Emekli, dul ve yetimler neredeyse dana etinin tadını unuttu. Sebze meyve hallerindeki kasaplardan tavuk taşlığını alabilen emekli kendini şanslı sayıyor. Artık imdadımıza kurufasulye de yetişemiyor. Mutfak tüpündeki fahiş artışlar yemek pişirmemizi bile imkânsız hale getirdi. Emekli kazara bir kilo et bulsa onu pişirecek tüpü bulamıyor. Kurban bayramlarında emeklilere et götürenlere tavsiyemiz yanında bir kilo kuru fasulye ve bir adet de tüp götürmeleridir.”
Türkiye’deki emeklilerin tek eğlencesi televizyon, haberleri buradan alıp gündemi takip ediyor, dizi ve filmlerle eğlenebiliyor. Gazeteyi bile zor alabiliyorlar. Kitabın, sinemanın, tiyatronun yanından bile geçemiyorlar. Zaten okumaya uzak bir toplumuz. Bayramda, mutlu günlerinde torununa harçlık veremeyen emekli, utancını içine atıyor.

İşçi ve Bağ-Kurlular
Emekliler arasında en mağdur olan kesim, işçi ve Bağ-Kurlular. Çünkü aylıkları son derece düşük, temel gereksinimlerini karşılamaktan bile uzak. 800-900 lira gibi son derece komik aylıklarla yaşamını sürdürenler var. Ek geliri veya işi yoksa geçinmeleri çok zor.
Memur emeklilerinin maaşları da yüksek değil, onlar da çok rahat geçinemiyor. Yine de işçi ve Bağ-Kur emeklilerine göre ekonomik olarak iyi sayılırlar. İşçi ve Bağ-Kur emeklileri arasında da norm ve standart birliği sağlanamadığından, yani bir kesime intibak yapılırken, diğer kesimin bu hak dışında bırakılmasından aylıklarda büyük miktarda farklılık oluştu. Bu farklılık toplumun yoğun talebine karşın hala giderilemedi.

Yapılması gerekenler
Aileleri ile birlikte ülke nüfusunun yarısını oluşturan emeklinin muhannete muhtaç olmadan geçinebilmesi için maaşlarına enflasyon yerine seyyanen zam yapılmalı, refah payı verilmeli. İşçi ve Bağ-Kur emeklileri de hükümet ile yetkili konfederasyon arasında bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmalı. Böylelikle memur emeklileri ile aralarında açılan makas bir ölçüde kapanabilir. Yoksa, yüzde 3.4, 5 veya 6 gibi son derece düşük oranlı zamlar, temel gereksinimlerini bile karşılamaya yetmiyor. Emekli, maaşıyla adeta yaşama mucizesi gösteriyor.

İntibak yasası
Siyasi iktidarın söz vermesine karşın yıllardır çıkarılamayan 2000 sonrası işçi ve Bağ- Kur emeklilerini kapsayacak intibak yasası için umutlar Anayasa Mahkemesi’nden gelecek habere kaldı. Nedense bu konuda hükümet gerekli adımı atmadı. Yeni intibak yasasının çıkarılmaması maaşlarda fark, mağduriyet oluşturdu, mağduriyetin giderilmesinin yolu yeni intibaktan geçiyor.
Eğer yeni intibak yasası hayata geçirilirse 2000 sonrası emekli olan işçi ve Bağ- Kur’luların yüzü bir nebze olsun güler. Maaşları aşınan emekli yılın ikinci zammı ve enflasyon farkı için 3 Temmuz’u, yani altı aylık enflasyonu dört gözle bekliyor.
Yaşamının en güzel yıllarını çalışarak, emek harcayarak geçiren, üreten, kendisine, ailesine, çevresine olduğu gibi ülkesine de hizmet eden yurttaşlar, ne yazık ki hizmet sürelerinin sonunda kaderlerine terk ediliyor, yoksulluk sınırı altında aylık alıyor ve yeniden yaşama tutunmaya çalışıyor.
Kim ne derse desin, günümüzde emekliler çok zor durumda. Bayramlarda çocuklarına, torunlarına el öptürürken mutlulukla gülümseyen emekliler, harçlık verirken ya eli titriyor veya başını yere eğiyor. Bu tablo hem emeklilerimize, hem ülkemize yakışmıyor.
Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Mazide muktedirken bütün kuvveti ile çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.”  

ŞÜKRÜ KARAMAN Gazeteci

Yazarın Son Yazıları

Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025