Olaylar Ve Görüşler

Toplumsal cinnetin anatomisi - Artun DAYIOĞLU

05 Temmuz 2022 Salı

Bedenini tinerle yakan 28 yaşındaki bir gençten hastasına hastane bulamadığı için isyan ederek Sağlık Bakanlığı önünde kendini ambulansına kilitleyen şoföre, SMA hastası bebeğinin can çekiştiğini haykırarak intiharı düşünen çaresiz bir babaya kadar yayılan bir cinnet haliyle karşı karşıyayız.

İçine itildiği tarikat sarmalından çıkamayan tıp öğrencisi Enes Kara’yı, Galata Kulesi’nden kendini atarak intihar eden 23 yaşındaki genç avukat adayını, Akdeniz Üniversitesi’nde bulunan yurtlarda bir ay içinde umutsuzluğa yenilen üç gencimizi ve nicelerini toplumsal cinnete kurban vermeye devam ediyoruz.

DERİN ÇARESİZLİK

Bu acı tablo kötüleşirken her geçen gün sokakta çıplak vatandaş olaylarına yenileri ekleniyor. Arka arkaya yaşanan bu olayları, giderek zenginlerin iktidarına dönüşen AKP’nin toplum kesimlerinde yarattığı derin çaresizliğin uzun süre birikmiş dışavurumu ve kimse tarafından görülmeyen insanların fark edilme dürtüsü olarak yorumlamak gerekiyor. Ancak bu olaylar yaşanırken cinnetin iki farklı boyutuyla karşı karşıya olduğumuz gerçeğiyle bir kez daha yüzleşiyoruz. Sokağa çıkan çıplak insanların psikolojik sorunları olduğunu anlayarak, onlara o anda yardımcı olunması gerekirken bu çaresiz insanları evire çevire döven, aşağılayan ve sokakta çıplaklığı toplumsal ahlakın bozulmasıyla açıklamaya çalışan bir grupla da karşı karşıyayız. Toplumun geleceği açısından hangi grubun daha tehlikeli olduğu üzerine düşünmemiz gerekiyor.

KENDİ ADALETİNİ SAĞLAMAK

Çeşitli grupların kendi inançlarına göre toplumsal adaleti kaba kuvvetle sağlamaya çalıştığı, ölüm tehditleriyle kendinden olmayanları sindirmek için çabaladığı zamanlardayız. Bu duruma verilebilecek son örnek, İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenecek “Onur Pikniği” etkinliğine dinci, faşist grupların saldırısı ve linç tehditleri olarak gösterilebilir. Bu gruplar, onlar gibi düşünmeyen insanları ahlaksızlığın kaynağı olarak nitelendirip, polis denetiminde ölüm tehditleri savurarak sindirmeye çalışmaktadır. Hükümete eleştiri yöneltilebilecek en ufak çaplı basın açıklamalarına bile izin vermeyen Emniyet’in ise buna benzer linç olaylarını sadece izlemekle yetindiğini görmekteyiz.

Türkiye bir taraftan toplumsal cinnet haline itilirken bir taraftan ise cinneti “yok edecek” dinci, faşist gruplar sokaklarda yeniden boy göstermeye başlıyorlar. AKP iktidarının son zamanlarına yaklaşılırken bu grupların sokağa çıkarak yaptıkları eylem ve söylemler oldukça dikkat çekici. Sokakta kendi adaletlerini sağlama iddialarının provasını yapmak isteyen bu grupları seçimlere yaklaşıldıkça daha çok göreceğiz gibi gözüküyor.

YIKICI SONUÇLAR

20 yıllık AKP politikaları, bir yandan milyonları açlık sınırının altına iterken bir yandan da küçük ve mutlu azınlıklar yarattı. İnsan sömürüsünün normalleştiği, insanca, özgür biçimde yaşamanın, hakça bölüşmenin birçok insanın hayallerinde bile yer almadığı, yasaların sadece yandaşlar için geçerli olduğu ülkemizde, toplumun her kesiminden birey yaşam ve gelecek kaygısı içinde sıkışmış durumda. 

Bu durum insanlarımız için acı olduğu kadar ülkemiz açısından da oldukça tehlikeli boyutlara doğru ilerlemekte ve sonuçlarının toplumsal açıdan yıkıcı olacağı görülmektedir. Bunun tek çözümü AKP’nin seçimleri kaybetmesi midir, işte bu konu üzerinde dikkatlice düşünmek gerekiyor.

ARTUN DAYIOĞLU

ARAŞTIRMACI


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları