Arif Kızılyalın

Statlara kulak vermeli!

16 Nisan 2019 Salı

Sosyologların ünlü lafını bir kez daha anımsatmakta fayda var. “Stadyumlar, aslında toplumun aynasıdır...” Gerçekten de öyle.
Türkiye’nin vicdan sahibi bölümü 31 Mart seçimleri sonrası ‘seçilmiş’ İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasının verilmesinden yana. Ülkedeki baskı ve korku imparatorluğu nedeniyle sokakta nadiren sesbulan bu istek, doğal olarak ‘deşarj alanı’ statlarda yankılanıyor. Hopa’da da durum bu, İstanbul’da da, İzmir’de de!
Ekrem İmamoğlu geçen hafta İstanbul derbilerini izledi. Vodafone Park’ta Beşiktaş Belediye Başkanı “İyi bir Beşiktaşlı Rıza Akpolat”laydı, Şükrü Saracoğlu’nda ise ‘Fenerbahçe üyesi’ Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ile seyretti maçları. İki kulüp de çok iyi ağırladılar Başkanı. Otoparkta karşılandı, locasına çıkarıldı, sonra da aynı nezaket silsilesi ile uğurlandı. Her iki kulüp yönetimleri saygı ve dostlukta kusur etmediler.
Peki, İmamoğlu iki kulübün localarında değil de Devlet Protokolü diye adlandırılan bölümünde maçı izleyebilir miydi?
İzlerdi. Kimse ses de çıkaramazdı. Çünkü İmamoğlu bırakın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş başkanlığı unvanını, şampiyonluk yaşamış 5 kulüpten birinin asbaşkanlığını yapmıştı, Beylikdüzü Belediye Başkanı’ydı, spor federasyonlarında çeşitli görevler üstlenmişti, sırf bu yüzden bile yetkisi Spor Genel Müdürlüğü’nde olan protokol tribününün sorumluları İmamoğlu’na ‘hayır’ diyemezdi. Ama o, locaları tercih etti.
Beşiktaş-Başakşehir maçında Siyah- Beyazlı taraftarlardan büyük destek gördü, stat maç boyu, “Mazbatayı ver...” sesleri ile inledi. Bu coşkuda toplumda oluşan ‘Başakşehir karşıtlığı’nın da payı büyüktü elbette.
Ertesi gün ise Kadıköy’deydi İmamoğlu. Maç öncesi Bağdat Caddesi’nde çay kahve içerken başlayan coşku stada dek sürdü, “Mazbatayı ver” sesleri altında. Şükrü Saracoğlu’nda ise locaya geçip oturduğunda hem maraton tribünündeki taraftarlardan, hem de konuk Galatasaraylılardan övgü aldı. Ama Fenerbahçeliler, bu Galatasaray maçına çok önem verdiklerinden sahaya odaklandılar mazbata sloganları dönem dönem atıldı. Yine de devre arasında ve maç öncesi çoğu kulüp üyesi olan binlerce seyirci İmamoğlu ile fotoğraf çektirmek için kuyruğa girdi. Görüldüğü üzere, İmamoğlu’nun maçlara gelmesinden histerik biçimde rahatsız olan Nagehan Alçı ve Fatih Tezcan’ın ortaya koydukları komplo teorileri çöktü. İnsanlar sokakta yapamadıklarını yaptılar, statta deşarj olup meramlarını anlattılar. Kimse de olay falan çıkarmadı! Gerçi Katarlı biraderlerin yönetimindeki yayıncı kuruluş, ‘haber amaçlı’ olarak bile İmamoğlu’nu ekrana getirmedi, adını anmadı ama sağ olsun sosyal medya Sezar’ın hakkını Sezar’a verdi...

Başakşehir, TFF zan altında
Gelelim maç sonrası demeçlere, özellikle de Galatasaraylıların isyanına. Fatih Terim doğal olarak MHK ve TFF’ye yüklendi. Çünkü Diagne’nin yere indirilişi, Fenerbahçe golü öncesi Feghouli’ye faul gibi sonuca etki eden maddi hatalar söz konusu. Ama çok daha önemlisi, 20 yıldır iktidara yakınlığı ile bilinen 2. Başkan Abdurrahim Albayrak’ın, “Şimdi değil ama daha sonra söyleyeceğim...” diye başladığı cümlelerle ‘iktidar takımı’ Başakşehir’i işaret etmesi ve “Ülkede bir takım açık açık şampiyon yapılmak isteniyor” demesiydi. Gerçekten Albayrak pimi çekip atom bombasını TFF, Başakşehir, iktidar üçgeninin ortasına bıraktı. İşin kötüsü artık geri adım atması da imkânsız çünkü Albayrak bildiklerini açıklamaz, Başakşehir de şampiyon olursa, hiçbir Galatasaraylı onu affetmez, bu leke de Başakşehir’in alnına ‘zift’le işlenir!